İstiare
İstiare, Türk Edebiyatında, bir şeyi türlü yönlerden benzediği başka bir şeyin adıyla anma sanatı. Bu bakımdan istiare hem bir mecaz sanatı, hem de benzetme sanatıdır. Genel olarak; Bir varlık veya kavrama,asil adının değil de,benzediği başka bir varlığın adını verme sanatına denir.
Bayağı ve münasebetsiz İstiareler Makdem-I tab’a dîbâ-yı Münîf olsa hasır
Kadr-I iclâlime nisbetle değildir şâyân
İrfan Paşa
Yanıkdır o âşıkın kitâbı
Nazmında kokar ciğer kebâbı
Ziya Paşa
O ten ki hâk ola aşkın güdâz u sûzunda
Biten giyâhı dem-I haşre dek kebâb kokar
Nedîm

Açık İstiare Yalnızca benzeyenle yapılan benzetmedir. Bir sözcüğün yerine bezetme amacı güderek başka bir sözcük kullanmaya denir.
Örnekler;
Dışarıda bir dost eli okşuyor tenimizi.
Bu örnekte dost eli rüzgar yerine kullanılmıştır
Dünyaya geldiğim anda
Yürüdüğüm hayli zamanda
İki kapılı bir handa
Gidiyorum gündüz gece
Aşiyân-ı murg-ı dil zülf-ı perîşânındadır
Kanda olsam ey perî gönlüm senin yanındadır
Fuzulî
Al câme ile meh-pâre maşallah
Pertev Paşa
Âh eylediğim serv-I hırâmânın içindir
Kan ağladığım gonce-I handânın içindir
Fuzulî
Kadem kadem gece teşrîfi Nâilî o mehin
Cihân cihân elem-I intizâra değmez mi
Nâilî
Gezermiş kasrın etrâfında yer yer tâze meh-rûlar
Mükahhal gözlü Şîrîn sözlü Leylî yüzlü âhûlar
Nedîm
Açıldığın haber verir ağyâra gül gibi
Dâim bize nesîm-I sebük-pâ gelir gider
Nâbî
Kapalı İstiare
Yalnızca benzetilenle yapılan benzetmedir.
Örnekler;
Nâz ederse gamzesi uşşâk-I zâra nâz eder
Zülfi bir âşüftedir ki rûzgâra nâz eder
Nâbî
Ki henüz gonce-I neşküfte iken
Anı dest-I ecel itdi pâmâl
Fâzıl
Nâgehân simsiyâh olur eflâk
Hayretinden düşer sükûna cihân
Mecnûn ana verdi cümle rahtın
Pâk eyledi bergden dırahtın
Fuzulî
Eşcâr-I bâğ hırka-I tecrîde girdiler
Bâd-I hazan çemende el aldı çenârdan
Bâkî
|