Türkler Kimdir ?
'Türkler, yiyecek bulma konusunda kural tanımazlar. . .
Öylesine vahşidirler ki, yerde sürünen bütün yaratıkları, hayvanları, canavarları, yılanları, böcekleri ve kuşları, hatta leşleri bile yerler' gibisinden ifadeler, Ortaçağda hakkımızda ortaya atılmış iftiralardan sadece birkaçıdır. Ama işin daha da önemli olan tarafı, bu iftiraların sadece Hıristiyan Batı tarafından değil, Haçlı ordularına karşı kutsal toprakları müdafaayla meşgul bulunduğumuz dönemde İslam álimlerince de tekrar edilmiş olmasıdır. İtalyan ressam Ligozzi, bundan asırlarca önce Türkler'in şeyhülislamını bu sayfada gördüğünüz resimdeki gibi anlatıyordu: Şeytanın hocası, yetiştiricisi olarak... Ortaçağdan itibaren sadece Batı'da değil, doğu dünyasında da Türk'ün görüntüsü böyleydi. Meselá bazı Arap din bilginleri, Kur'an'da bahsi geçen Ye'cuc-Me'cuc kavminin Türkler olduğu konusunda görüş birliğine varıyorlar, bunlardan biri olan ve hicri 8. yüzyılda yaşamış olan İmam Hazin, 'Lubábu't-Te'vil'inde 'Bunların işi-gücü dünyayı tahrip etmektir. Türklerin bir kısmı çam ağacı boyunda, bir kısmı 120 arşın eninde ve 120 arşın boyunda, diğer bir kısmının bir kulağı yatak, bir kulağı da yorgan olacak kadar geniş ve ihayet bir karış boyundadır' diye yazıyordu. Ünlü 'Ahteri-i Kebir' isimli sözlüğün yazarı Mustafa'ya göre ise, 'Türkler bir çeşit taifedir ki boyları uzun, gövdeleri kıllı, renkleri gök, kılları kızıldır. Başlarının iki yanında gözleri vardır, her biri hem erkek ve hem dişi olur, ikisi bir fili tutup yerler ve doymazlar amma gayet yörük olurlar'dı. Antalya Yakubi Patriği Mikail ise, 'Vekayiname'sinde yani tarihinde Türkler hakkında çok daha zarif ifadeler kullanmadaydı: 'Yiyeceklerini bulma ve seçme konusunda, Türkler'in hiçbir kuralları yoktur. Yerde sürünen bütün yaratıkları, hayvanları, vahşi canavarları, yılanları, böcekleri ve kuşları, hatta leşleri de yerler. Yavrulayan dişilerinin karınlarından çıkan uzantıları ve hatta ölmüş insanların cesedlerini bile yedikleri olur'. Bunlar, biz Türkler hakkında asırlar boyunca yazılıp söylenmiş olan toplu iftiralardan sadece birkaçı... İşin çok daha önemli olan tarafı ise bu iftiraların sadece Hıristiyan Batı tarafından değil, İslam álimlerince de ortaya atılmış olması ve yoğunluk kazandıkları dönemde Türkler'in Haçlı ordularına karşı durarak kutsal toprakları korumaya çalışmakla meşgul bulunmaları. . . !
Bizim 'Şerif Hüseyin' dediğimiz Hüseyin bin Ali, 1856'da Mekke'de doğdu. Sultan Abdülhamid'in iktidarı sırasında bağımsızlık hülyasına ve Arap Krallığı hayallerine daldığı farkedilince evinden dışarıya çıkması yasaklandı, senelerce göz hapsinde tutuldu ama Abdülhamid'i deviren İttihadçılar akıl almaz bir iş yapıp Hüseyin'i Mekke'ye 'Emir' tayin ettiler.
Derken Birinci Dünya Savaşı patladı ve Hüseyin'in İngilizler'le senelerdir devam eden teması 1916'nın 26 Haziran'ında semeresini verdi: Bir bildiri yayınladı, Osmanlı Devleti'nde iktidarı elinde tutan İttihad ve Terakki'yi 'dinden çıkmakla' suçladı ve 'Türkler, Kábe'yi bile bombaladılar' yalanını ortaya attı. Şerif Hüseyin aynı senenin 10 Eylül'ünde bir başka bildiri yayınlayacak, Şam'da bulunan Cemal Paşa'nın İslamiyet'e hakaret ettiği ve önde gelen Arap ailelerin kızlarını fuhşa zorladığı yalanlarını sıraladıktan sonra 'İslam dünyasındaki bütün kardeşlerimi bu yıkıcı, bozguncu, aptal ve alçak kişilere itaat etmemeye çağırıyorum' diyecekti. Şerif Hüseyin'in isyanını İngiliz casusu Lawrens'in dağıttığı altınlar sağlamıştı. Arap çöllerinde savaşan onbinlerce Türk askeri Hüseyin'in 'cihad'ı yüzünden arkadan hançerlenerek can verdi. Hüseyin ise önce krallığını, derken hiláfetini ilán etti. Ama halifeliğini kendisine bağlı birkaç kabile dışında kimseler tanımadı, sonra talihi tersine döndü ve tahtını 1924'te Suudi Arabistan'ın şimdiki hákimi olan Suudi hanedanının kurucusu İbn-i Suud'a terkedip Kıbrıs'a, oradan da Amman'a kaçmak zorunda kaldı.
sanki marifetmiş gibi
bu sözleri tekrar eden ye de benimsese bile cesaret edemeyip içinde tutan o kadar çok insan yaşıyor ki bu türkler ülkesinde .hem bizi beyenmeler hem de bizden mevleneden yunustan çelıp çalıp secret diye şu diye bu diye kitap yazarlar.Bizim angutlar da sanki....tövbe tövbe. türk nedir?TÜRK TÜRKTÜR. HEMDE İNADINA TÜRKTÜR
türkler en ahlaklı yardım sever bir millettir
sayın ismail kurt çok güzel yazıyorsunuz. türk tük tür. evet arap rap tır, ingiliz ingiliz ama h,çbirinin de bizden bir şeyler çaldığını düşünmüyorum. (edebiyat kültür adına) bir tek barbarlığımızı aldılar bizim.
Türk askeri çöllerde şehit olmuştur ama bize ihanet edenlerin ölümüne telef olmak denir.Süleyman Erol Türk edebiyatının genişliğini bilmiyorsun heralde ne barbarlığı mevlana'nın mesnevisi yusuf has hacip in divan-ı lügat it Türk ü Ahmet yesevinin divan-ı kebiri bizim edebiyatımız bunlardır ve ders diye okutulurlar doğu ve batıda. Türk'e barbar diyenler dün gevurlardı bugün onlar gibi yapmayın.
Ahmet yesevinin divan-ı hikmet,mevlananın divanı kebir,edip Ahmet in kutadgu bilig ve daha yüzlerce binlerce eserimiz.Türk edebiyatı okyanus gibidir belki de dünya'da eşimiz yok. Dün kurulan Amerika mı önümüze geçecek!
ne yazık ki geçti bu bir utanç, sırf muhaliflik olsun diye demiyorum.
böyle düşünmen çok acı. Kültür deyince holywood filmlerini anlayan zihniyete göre geçti tabii. Bense kültür olarak halkın gönlüne aksetmiş bir ortak vicdandan bahsediyorum. Amerika'nın kültürünü ırakta görüyoruz. Kullan at edebiyatı... Herneyse Türklüğü ve Türk kültürünü klavyede savunmak biraz acizlik. Ben size tarihin kan ve gözyaşıyla yazılmış yapraklarını armağan ediyorum.Ayrıca şeytan dürtse de Türk deyince bazılarını Avrupa'nın annecim türkler geliyor titreyişleride bir gerçektir. Onları titretmekle ne kadar iyi yaptığımızı bosna katliamında titremedikleri zamanlarda yaptıklarından anlayabiliriz. Ayrıca batıda Türk, müslüman yakın doğulu anlamına gelir. Çerkez,Laz,çeçen, kürt haçlı seferi keserken bir ad altında toplanır türk olurlar. Vesselam bu konuda başka yazmayacağım.
en buyuk varlık nasıl insansa TÜRKLERDE aynen öyledir
Türk ürkmeyendir
|
![]() |