kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Nedir? / Maraş / + Yeni Başlık Aç





Haftanın Yazarı
M.Necip Özmen
M.Necip Özmen


Maraş Nedir ?


Adil Bilen
Adil Bilen
07.05.2007
5000 yıl önce / Hititliler

Anadolu’da çok eski devirlerde kurulmuş şehirlerden biri olan Maraş, çeşitli târihî hâdiselere sahne olmuştur. M.Ö. 2000 senesinde Batıdan gelen Hititler bu bölgeye hâkim olmuşlardır. Hititli general “Maraj” bugünkü Maraş’ın yakınında kurduğu şehre kendi ismini vermiştir. Maraş bir ara “Gurgun” isimli genç Hitit Devletine başkentlik de yapmıştır. Hititlerin en faal olduğu yerlerden biri olan bu bölgede Hititlere âit çok sayıda eser bulunmuştur.
Adil Bilen
Adil Bilen
07.05.2007



babil'liler

Eski Babil İmparatorluğunun nüfûzu buraya kadar uzanmıştır.

Adil Bilen
Adil Bilen
07.05.2007

Asurlular


Asurlular bu bölgeye hâkim olunca, şehre “Markasi” ismini verdiler. Asurluların yerine geçen Yeni Babil İmparatorluğu bu bölgeye hâkim olamadı. Babil İmparatorluğnu ortadan kaldıran Medler, bölgeye girdiler. M.Ö. 6. asırda Medlerin yerine geçen Persler, Anadolu’nun birçok yeri gibi bu şehri de hâkimiyetleri altına aldılar. M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralı İskender, Persleri yenerek bütün İran ve Anadolu’ya hâkim oldu. İskender’in ölümü ile imparatorluk parçalandı. Bu bölge, Selevkos (Asya)İmparatorluğunun payına düştü. Bir müddet sonra Kapadokya Krallığının eline geçti
Adil Bilen
Adil Bilen
07.05.2007

ROMA’LILAR

M.Ö. 1. asırda Roma İmparatorluğu bütün Anadolu gibi bu bölgeye de hâkim oldu. Romalılar, İmparator Caligula’ya izâfeten Maraş şehrine “Germanikya” (Germanikea) ismini verdiler. M.S. 395 senesinde Roma İmparatorluğu parçalanınca Anadolu ile birlikte Maraş da Doğu Roma (Bizans)nın payına düştü. Bizanslılar devrinde Maraş mühim bir merkezdi. Bizans İmparatoru Üçüncü Leon Maraşlıdır.

Adil Bilen
Adil Bilen
07.05.2007

MÜSLÜMANLAR / 4 HALİFE


Hazret-i Ömer’in halîfeliği zamânında 637 senesinde Maraş Hâlid İbnu’l-Velîd emrindeki İslâm ordusu tarafından fethedilerek İslâm topraklarına katıldı.
Adil Bilen
Adil Bilen
07.05.2007
EMEVİLER

746’da Bizanslılar Maraş’ı işgal ettilerse de, ertesi yıl Emeviler Maraş’ı geri aldılar.
Adil Bilen
Adil Bilen
07.05.2007

ABBASİLER

Abbâsîler devrinde Bizanslılar, 754’te Maraş’ı kısa bir müddet işgal ve tahrip ettiler. Yine 778’de Maraş Kalesini muhâsara ettiler. Halîfe Hârûn Reşîd,Maraş yakınlarında Haruniye Kalesini inşâ ettirdi. Bu bölgenin savunmasına büyük önem verdi. 877 senesinde İmparator Birinci Basileios şehri muhâsara etti, fakat alamadı. 916’da Bizanslıların eline geçerek feci şekilde yağma edildi. Kısa bir müddet sonra Maraş, Müslüman Hamdânî emirlerinin eline geçti. Bizanslılar, 949’da Maraş’ı Hamdânîlerden aldılar. 952’de yine Müslümanların eline geçti. 962’de Bizans İmparatoru Nikeforos Fokas, Maraş’ı işgal etti. 992’de Türk kumandanı Bengü Tigin,Bizanslılara büyük zarar verdiyse de Maraş’ı geri alamadılar.
Adil Bilen
Adil Bilen
07.05.2007

Selçuklular


1071 Malazgirt Zaferinden sonra, Anadolu Fâtihi ve Türkiye Selçukluları Devletinin kurucusu Birinci Süleymân Şah başkumandanlığındaki Selçuklu ordusu, Maraş’ı fethetti. Birinci Haçlı Seferinde Maraş ve civârı tekrar elden çıktı. 1097’de Gedefroy de Bovillon kumandasındaki Haçlı ordusu bölgeyi işgal ettikten sonra Maraş’ı piskoposluk merkezi yaptılar. 1100 Haziranında Antakya Prensi Bohemond Malatya’yı işgal için yürürken Maraş Ovasında Danişmendoğlu Gümüş Tigin’e yenildi ve esir düştü. Gümüş Tigin’in bu zaferinden sonra Maraş, Türklerin eline geçti.

Bizans İmparatoru Alexios Komnenos General Butimedes’i göndererek Maraş’ı yeniden işgal ettirdi. Haçlılar devrinde Maraş küçük bir Lâtin Senyörlüğü idi. Zengi HânedânındanTürk Atabeylerine vergi vererek varlığını devam ettiriyordu.

Maraş’ta deprem

27 Kasım 1114’te Maraş’ta şiddetli bir zelzele oldu. 40.000 kişi öldü.

YENİDEN SELÇUKLULAR

1136’da Danişmendoğulları bölgeye geldiler. Fakat Maraş’ı Haçlılardan alamadılar. 1138’de Türkiye Selçukluları Sultanı Birinci Mes’ud, Maraş önlerine gelerek Lâtin Senyörlüğünü vergiye bağladı. 1149’da İkinci Kılıç Arslan, Maraş’ı yeniden fethederek Türkiye Selçukluları sınırları içine kattı.
İvan Etliyan
İvan Etliyan
07.05.2007

EYYUBİLER

151’de Halep Atabeylerinin eline geçen şehir, Kılıç Arslan tarafından geri alındı. 1156’da Ermeniler Maraş’ı basıp yağma ettiler. 1173’te Sultan İkinci Kılıç Arslan, Maraş’ı yeniden aldı. Bir müddet Zengîler ve Eyyûbîlerin kontrolünde kalan şehir 1248’de Selçuklu Sultanı Gıyaseddîn Keyhüsrev zamânında yeniden Selçuklulara geçti. Gıyaseddîn Keyhüsrev, Emir Hüsameddin Hasan’ı Maraş Vâlisi tâyin etti. Bu zatın oğlu ve iki torunu 50 sene Maraş’ı idâre ederek, şehri îmâr ettiler.
İvan Etliyan
İvan Etliyan
07.05.2007
Eyyubiler

1151’de Halep Atabeylerinin eline geçen şehir, Kılıç Arslan tarafından geri alındı. 1156’da Ermeniler Maraş’ı basıp yağma ettiler. 1173’te Sultan İkinci Kılıç Arslan, Maraş’ı yeniden aldı. Bir müddet Zengîler ve Eyyûbîlerin kontrolünde kalan şehir 1248’de Selçuklu Sultanı Gıyaseddîn Keyhüsrev zamânında yeniden Selçuklulara geçti. Gıyaseddîn Keyhüsrev, Emir Hüsameddin Hasan’ı Maraş Vâlisi tâyin etti. Bu zatın oğlu ve iki torunu 50 sene Maraş’ı idâre ederek, şehri îmâr ettiler.

(özür. 151 değil, doğrusu:1151 olacak.)


ERMENİLER

İlhanlıların Anadolu’yu istilasından faydalanan Ermeniler tarafından 1253’te işgal ve tahrip edilen Maraş, İlhanlılara (İran Moğollarına)tâbi olmak şartıyla Kilikya Hıristiyanlarının elinde kaldı.

MEMLUKLULAR

O târihte en güçlü İslâm devleti olan Mısır-Suriye Türk Memlûk imparatorluğu ordusu, Maraş’ı almak için geldi. 1292’de Maraş’ı geri aldılar.
Adil Bilen
Adil Bilen
07.05.2007

Yeniden Ermeniler

Birkaç sene Memlukluların elinde kalan şehri, Hıristiyanlar yeniden Maraş’ı işgal ettiler.

Adil Bilen
Adil Bilen
07.05.2007
Yeniden Memluklular

1297’de Maraş tekrar Memlûklerin eline geçti. Böylece Maraş’ta Hıristiyan hakimiyeti kesin olarak sona erdi.
Adil Bilen
Adil Bilen
07.05.2007

Dulkadiroğulları

Moğol istilası sebebiyle Anadolu’ya göç eden Türk boyları, bilhassa Türkmen oymakları Maraş ve civarına iskân edildiler. Bunlardan en kuvvetli boy olan Dulkadiroğulları burada iki asır süren bir beylik kurdular. 10 bey hüküm sürdü (1337-1522). Önceleri Memlûk Türk İmparatorluğuna tabi oldular, 1381-1384 arasında Maraş, Memlûklerin elinde kaldı. Daha sonra Osmanlı Devletinin yüksek hâkimiyetini tanıdılar. Osmanlı Hânedânı ile akraba oldular. 1449’da şehzade Sultan Mehmed (Fâtih), Dulkadiroğullarından Sitti Hatunla evlendi. Sultan İkinci Murad Han’ın annesi de Dulkadiroğullarındandı. Yavuz Sultan Selim Hanın annesi Ayşe Hatun da, Dulkadiroğullarındandır.
İvan Etliyan
İvan Etliyan
07.05.2007

Dulkadiroğlu Bozkurt Bey'in Kızı

Dulkadiroğlu Bozkurt Bey'in kızı çok güzeldi. Şah İsmâil isteyince inancı bozuk olduğu için ona vermedi.
Adil Bilen
Adil Bilen
07.05.2007


Şah İsmâil Geldi

Şah İsmâil Maraş’a geldi. Dulkadiroğullarının cesetlerini çıkarıp kemiklerini yaktı. Bozkurt Beyin 1 oğlu ve 3 torununu diri diri kızartıp askerlerine yedirtti.

Maraş Beylerbeyi (Büyükşehir) Oldu

İran Şahı İsmâil Safevî’nin Maraş’a yaptığı bu kanlı seferi üzerine Yavuz Sultan Selim Han, ana tarafından dedesinin saltanat sürdüğü Maraş’ı (Dulkadir Beyliğini)Osmanlı Devletine bağladı ve Maraş, beylerbeylik (eyâlet) merkezi oldu. Şam, Halep, Gaziantep, Hatay, Urfa, Maraş’a bağlıydı.

Maraş Sancak Merkezi Oldu

Mısır Vâlisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa isyanında oğlu İbrâhim Paşanın 19 ay işgali altında kalan Maraş’ı 1840’ta İbrâhim Paşa boşalttı. Tanzimâttan sonra Maraş eyâlet merkezi durumunu kaybederek sancak merkezi oldu.
İvan Etliyan
İvan Etliyan
07.05.2007

Yeniden Eyâlet Merkezi / Ama Ardından Halep vilayetine Bağlandı

Bir ara yine eyâlet merkezi olduysa da bir müddet sonra Halep vilayetinin üç sancağından biri oldu. Beş kazası vardı.

Endüstri / Nüfus

On dokuzuncu asır sonlarında asırlardır devam eden dokumacılık ve dericilik sektörü çöktü. Birinci Dünyâ Harbi öncesinde Maraş’ın nüfûsu 75 binden 33 bine düştü ve bunun çok az miktarı Ermeni idi.
İvan Etliyan
İvan Etliyan
07.05.2007




İngilizler /Fransızlar

Birinci Dünyâ Harbinden sonra İngilizler Maraş’ı işgal ettiler ve Fransızlara verdiler. Fransızlar Maraş’taki Ermenileri ve Türkiye dışından, Avrupa’dan getirdikleri Ermenileri silâhlandırarak Türklere büyük zulüm yaptılar. Çocuk ve kadınlara kadar silâhlanan Maraşlılar, Fransız ve Ermenilere karşı kahramanca savaş vererek son derece üstün silâhlara sâhib olan düşmanı, Türk vatanından kovdular. 11 Şubat 1920’de Maraş düşman işgalinden kurtuldu.

İstiklâl Harbinde Kahramanmaraş’ın kahramanca mücâdelesi: Anadolu Fâtihi Süleymân Şahın 1071 Malazgirt Zaferinden kısa bir müddet sonra fethettiği Maraş’a Birinci Dünyâ Harbini müteakip Fransız Yüzbaşı Juli kumandasındaki Fransız işgal birlikleri ve beraberinde getirdikleri silâhlı Ermeni çeteleri girdiler. Ermeniler aşırı derecede taşkınlıklar yaptılar. Bu işgal hayâlî Ermeni devletinin kuruluş hamlesi idi. Söylenenlere göre; Ermeni ileri gelenlerinden Hırlakyan Agop’un konağında Guvernör Andre, bu Ermeninin torunu Helana’ya dans teklif edince, bu Ermeni kız; “Kalede Türk bayrağı dalgalandıkça teklifini kabul etmem.” der. Ertesi sabah Türk Bayrağı indirilince halk galeyana gelerek kaleye hücum eder. Fransız askerleri korkup kaçar. Halk Türk Bayrağını yerine asar. İşgalden iki gün sonra işgalci askerler, Uzunoluk semtinde hamamdan çıkan Türk kadınlarına sarkıntılık ederek; “Burası artık Türklerin değil. Fransız müstemlekesinde örtülü gezilmez!” diyerek kadınların örtülerini almaya çalıştılar.


Sütçü İmâm Ve Nâmus Günü


Olayı gören Sütçü İmâm; “Durun bre köpek soyları, bugün nâmus günüdür.” deyip düşmana ilk kurşunu (tabancası ile) sıkarak mücâdeleyi başlattı.
Adil Bilen
Adil Bilen
07.05.2007

Kurtuluş Savaşını Sütçü İmâm Başlattı

Bir Fransız Ermenisi öldü, diğerleri kaçtılar. Doktor Mustafa Bey, Avukat Kısakürek Mehmed Ali Bey, Şehid Evliyâ Muallim Hayrulah Efendi, Türkoğlu Mustafa ve Yusuf Çavuş, Sütçü İmam’a katıldılar.
Adil Bilen
Adil Bilen
07.05.2007

RIDVAN HOCA

Cumâ namazını kılmaya gelenlere Ulu Câmi İmâmı Rıdvan Hoca; “Kalesinde bayrağı dalgalanmayan esir bir ülkede Cumâ namazı kılmak câiz değil. Sizin damarlarınızdaki asil Türk kanı o bayrağı yerine dikmeye hâizdir.” diyerek direnişi başlattı. Böylece 21 Ocak 1920 Çarşamba günü başlayan direniş, 11 Şubat 1920’ye kadar devam etti. 22 gün geceli gündüzlü can vererek, kan dökerek kazanılan 11 Şubat Zaferi, târihte rastlanan şehir savaşlarından apayrı bir özellik ve değer taşır. Kurtuluş Savaşında ilk destanı Kahramanmaraşlılar yazmıştır.
Adil Bilen
Adil Bilen
07.05.2007

Kırmızı Şeritli İstiklâl Madalyası

Târihte “Aslanlar Şehri” olarak bahsedilen Kahramanmaraş, dışardan hiçbir askerî yardım almadan düşman işgaline direnip kurtulduğu için 5 Nisan 1925’te TBMM, Kahramanmaraş’a “Kırmızı Şeritli İstiklâl Madalyası” vermiştir.
Kahramanmaraş destanı ile ilgili olarak Gustov le Bon; “Müslümanların bu harpte göstermiş oldukları şecaat ve cesaret, bir filozof için ibret alınacak bir derstir. Çünkü şimdiye kadar dünyâyı idâre etmiş olan din kuvvetinin, bugün dahi idare etmekte olduğunun bir delilidir.” demektedir.
Hasan Ejderha
Hasan Ejderha
17.05.2007
Hasan EJDERHA

BİRİSİ BENİM AMMA

Maraş’da çetelerin kurtuluş harbini başlatmaları ile Beyrut Emniyet Müdürlüğü görevinden istifa ederek Maraş’a koşan Aslan Bey, Şehrin stratejik yerlerini izleyebilen bu eve karargahını kurdu kuralı bu günkü kadar huzursuz olduğunu hatırlamıyordu.

Bulunduğu odanın içinde bir öte bir beri dolaşıyor, ara sıra dürbününü alıp, bir tekkeyi bir abrara başı kilisesini gözetliyordu.

Şehir anlamsız bir sessizliğe bürünmüştü. Ermenilerin Fransız’larla birlik olmaları fena şekilde canını sıkmış, daha ziyade kahırlanmıştı. Akşam Şeyh Ali Sezai Efendiye yakınmaları, içinden bir daha geçti.

-Efendim ne oluyor bunlara? Hani komşuluk, hani bir arada yaşıyorduk, evimiz komşu, dükkanlarımız komşu, bahçe ve bağlarımız komşu. Biz bunlara ihanet edecek ne yaptık. Kızlarının çoğu gelinlerimiz değil mi hocam. Torunlarımızın anası değil mi kızları? Kendileri; torunlarımızın dedesi, ninesi, dayısı, teyzesi, değil mi? Aradan ne geçti Allah aşkına. Kadınlarımız, kızlarımız, gelinlerimiz beraber yufka açmadı mı avluda. Kendimizden bilmedik mi efendim biz bunları. Oturup yarenlik etmedik mi şu sokaklarda. Beraber büyümedik mi, beraber ağlamadık mı ölülerimize, beraber gülmedik mi düğünlerimizde?

Şey Ali Sezai Efendi

-Sabırlı ol, oğlum, aslanım sabırlı ol, celallenme yiğidim. Mukadderat ne ise yaşayacak bu şehir. Onlar için de bizler içinde mukadderat ne ise o olacak.

Aslan bey dürbünle Tekke civarını izlerken, kapının hızla açılması ile aniden kapıya döndü.
İçeri on bir-on iki yaşlarında bir çocuk girmişti içeri.

-Buyur bakalım delikanlı. Dedi.

Çocuk dimdik durarak, bir süre hızlı hızlı nefes alıp vermesinin yavaşlamasını beklermiş gibi durdu. Sonra ani bir şekilde;

-Bana da tüfek ver efendim. Dedi.

Aslan bey bir-iki saniye inceledi çocuğu. “Git evladım sen küçüksün daha” diyemeyeceği kadar, yiğit bakışları vardı çocuğun. Alınabilirdi. Telaşı içinde onu savmak için tebessümle ve şaka ile;

-Tüfek kalmadı, hepsini çetelere dağıttık savaşıyorlar. Git bir gavur öldür al silahını sana silahı nereden bulalım.

Çocuk kaşla göz arasında hiç ses çıkartmadan aniden geriye dönüp çıktı gitti.

Aslan bey yeniden dürbünle stratejik bölgeleri izlemeye başladı.

Bir ara tam karşı tepedeki kiliseye doğru tırmanan bir çocuk ilişti gözüne. Dürbününü ayarladı ve dikkatle çocuğa baktı ve gözlerine inanamadı. “Aman Allah’ım ben ne yaptım. Zavallı yavrucak ölecek, yiğidim benim, sana neden öyle söyledim ben. Belki de şahadet böyle nasip olacak sana.”

Kahrolmuştu Aslan Bey. Dikkatle yeniden izledi çocuğu. Ermenilerin silah deposu olarak kullandıkları kiliseye doğru çıkıyordu sine sine.

Beş dakika geçmemişti ki, çocuğun tırmandığı kilise civarından patlama sesleri geldi. Hem kilisenin silah deposu olan bölümünde, hem de etrafında patlamalar olmuştu. Bir daha yandı yüreği Aslan Bey’in. “Ah benim küçük askerim, küçük çetem, küçük yiğit kartalım ben sana şaka yapmıştım ne vardı şakamı ciddiye alacak”

Şeyh Ali Sezai Efendi’nin sözleri kulaklarında çınladı. “mukadderat” Bir an Şeyh Ali Sezai Efendi’yi hemen arkasında sandı ve dönüp baktı. Zira, efendinin sesini duymuş gibi olmuştu.

Karşıda, kilise tarafında silah sesleri susmuştu. Lakin Aslan Bey!in yüreği bir türlü susmuyordu. “Allah’ım ben ne yapayım, yavrucağa şakanın sırası mıydı” dedi kendi kendine. Daha fazla direnememişti ve yüreği taştı birden. Gözlerinden öyle yaşlar boşanmıştı ki dürbünle karşı tarafı göremez olmuştu. Gözlerini sildi ve yeniden dürbününü karşıya çeviriyordu ki kapı hızla açıldı ve kapıya dönmesiyle Aslan Bey’in gözleri fal taşı gibi açılmıştı.

Şaşkın şaşkın, karşısında nefes nefese duran deli kanlıyı inceliyordu. Kucağında yedi-sekiz tane tüfek ile kendisine bakan yiğit az önce yüreğini taşıran yiğidin ta kendisi idi.

Çocuk, silahları yere attı ve silahın tekini bağrına basıp sıkı sıkı sarılarak “birisi benim amma” dedi.

Aslan Bey sadece tebessüm ve şefkatle çocuğa bakarak;

-Elbette senin, elbette yiğidim Elbette… dedi.
Cansu Kara
Cansu Kara
22.11.2007
Maraş=Dondurma
benim için:)
Kadir Özaydın
Kadir Özaydın
23.03.2008
Kadir Özaydın
Kadir Özaydın
23.03.2008
Kadir Özaydın
Kadir Özaydın
23.03.2008
Kadir Özaydın
Kadir Özaydın
23.03.2008



ADnet Reklamları






Okudunuz Mu?
AliÖzkanlı
Ali Özkanlı




Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Share Dealing | Mortgage Calculator | Loans | Mobile Phones | Loan | Video | Arkadaş | Saat