Sekiz altı yollarında ömür akıp gidiyor, insan törpüleniyor. Bazen akvaryumun camına yapışmış patlak gözlü bir balık, bazen bir yarığın uçurumunda kışlık yiyeceğini sırtlanmış bir karınca gibi bakıyorum hayata. Düşündükçe sorularım, okudukça susuzluğum artıyor. Bazen tam bir şeyleri çözdüm derken bir soru çelmesini takıyor… kimi sendeliyorum, kimi düşüyorum… Bilge adam/hayat her daim öğretilerini ödev misali ellerime tutuşturuyor. Öğrendikçe azalıyor, azaldıkça çoğalıyorum… Hayatın kurgusunda insan olabilme kusurum sürekli bir devinim içinde nüksediyor. Bu gelgitler akışında hayattan kelimeler alıyorum/kelimeler alıp/şiirler yazıyorum/şiirler yazıp/kendime varıyorum…