kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Yazarlar / Şeyma Nur Koyuncu

Şeyma Nur Koyuncu - Yazar


öykü ödülü
1988 Eylül`ünün yedisinde,öğlen saat 14.30`da doğmuşum.Babam askerdeymiş o zaman.Baba kokusunu ancak üç aylıkken tatmışım.Sağolsun süt amcam İlyas Koyuncu çok sevmiş beni.Akıllı uslu olayım diye dualar okumuş kulağıma.Kucağında sallamış tıngır mıngır,ninniler söylemiş...Babam gelene kadar Rize/Aron dağında,yani köyümde kalmışım. Sonra Rize/Çiftekavak`da babam hem hocalık yapmış hem de sözleşmeli öğretmenlik,tayini çıkana kadar.Camiinin hocası olunca babanız,herkes tanır sizi mahallede.Çok severmiş herkes beni.Nedense hiç yaşıtım arkadaşım yokmuş,hepsi büyükmüş benden.Çoğusu anaokuluna başlamış;ama benim yaşım tutmadığından anaokuluna bile gidemiyormuşum.Çok ısrar etmişim aileme ama olmamış.Hayal meyal hatırlıyorum evden okula nasıl kaçtığımı:Daha dört yaşındayım.Okulların açılacağı gündü.Erkenden uyandım.Üstümü giydim,sonra çorabımı.Tam eteğimi giyecekken annemin uyandığını fark ettim.Ayakkabılarımı alıp evden fırladım.Annem arkamdan bağırmakla kaldı.Okul hemen evimizin yanındaydı.Balkonumuz okulun bahçesine bakıyordu.Koşa koşa bahçeye gittim.Herkes sıradaydı.Arkadaşlarımı bulup yanlarına sokuldum usulca.Gökyüzüne bayrağımız çekildi.Sonra herkes bir şey söylemeye başladı,tabi ben bunun İstiklal Marşı olduğunu sonradan öğrendim.Ben de onları taklit ettim,sanki marşı biliyormuş gibi.Gözüm evimize iliştiğinde,annemle babamı gördüm.Bana bakıyorlardı.Bense aradaşlarımla İstiklal marşını söylemeye çalışıyordum.Marş bitince önlüklü,kısa kıvırcık saçlı bir abla bana doğru eğildi ve:``Böyle okula nasıl geldin,çabuk git eteğini de giy bakayım dedi`` tatlı bir üslup takınarak.Koşa koşa tekrar eve gitmişim,o ara herkes sırayla okula giriyordu ve benim acele etmem gerekiyordu.Sonrasını hatırlamıyorum ama annemin anlattığına göre üç gün uğraşmışlar beni vazgeçirmek için.Sonunda pes edip annem okula öğretmenimle konuşmaya gelmiş.Öğretmenim,olsun gelip gitsin tatlı bir kız,demiş benim için.Kayıt olmamışım ama bana da karne vermiş canım öğretmenim.Bana çok şey öğretti.Ama en güzeli de paylaşmayı.Hayatımda unutamadığım çok güzel anılar geçti Rize/Çiftekavak`ta.Anaokuluna kaçışım sadece bir tanesiydi.Anaokulunda yaşadıklarım daha eğlenceli. Her güzel şeyin bir sonu var tabi.Babamın tayini Kars`a çıktı.Doğu görevini yapması için iki yıl orada öğretmenlik yaptı.Ben de beş,altı yaşında falanım işte.Sonunda burada kendi yaşıtım arkadaşlarımı bulmuşum.Yine arkadaşlarımın hepsi anaokuluna gidiyordu burada da.Tabi ben burada da gitmişim anaokuluna.Burada tek unutamadığım Berna diye bir arkadaşım vardı.Babamın tayinini İstanbul`a istemesi üzerine yine yollara düşecekken arkamdan hıçkıra hıçkıra ağlamıştı.Annesiyle bir kutu çikolatayla gelmişlerdi beni yolcu etmeye. Yıl 1995.İstanbul macerası başladı ve hala bitmedi.İlkokul birinci sınıftan itibaren lise sona kadar bu şehirde öğrenim gördüm.Sonra yıl 2007,istediğim gibi dört yıllık güzel bir bölüm kazandım:Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi`nde Uluslararası İlişkiler. İlkokul beşinci sınıfın yarı dönemine kadar Muallim Cevdet İlköğretim Okulu`na gittim.Sonra okulun eğitimi iyi değil diye Aksaray`da Oruç Gazi İlköğretim Okulu`na devam ettim.Bizim zamanımızda LGS olan sınava hazırlanamadığımdan öyle yüksek bir puan alamadım.Babamın en son tercihe yazdığı Eyüp Anadolu İmam-Hatip Lisesi`ni kazandım ama üniversiteye girişte puan kırma olayında dolayı gitmedim.okul puanım pek iç açıcı değildi ama bizim yakınlarda bir süper liseye gidecektim.Hayalimde hep,baba mesleği, öğretmenlik vardı ve yabancı dil okumanın gereksiz olduğunu düşündüm.Bir yılım kaybolmasın dedim.(Ama şuan okuduğum bölümden mezun olduğumda en az bir yabancı dili çok iyi derecede biliyor olmam gerek.Bu da hayatın güzel bir sürpriziydi bana.Herşey planlara uymuyor.) Ayrıca kapalı olduğum için de bir kız lisesi olmasını istedim.Bunun üzerine babam önüme seçenekler sundu ve ben kendi istek ve arzumla düz bir liseye,Fatih Kız Lisesi`ne başladım. Liseye başlayana kadar zaman kavramı benim için çok uzundu.Bir yıl bile asır gibi geliyordu.Lavabo muhabbetleri çoktu bizim okulda.Öyle lavaboda saçını düzeltirken falan tanışıp kanka olduğun bir sürü insan olur.İlk yılımda lise sona giden bir kızın söyledikleri hala kulağımdadır.Ona üç yılın benim için çok uzun geldiğini ve nasıl geçeceği konusunda da stres yaptığımı söylediğimde bana dönüp,merak etme gözlerini kapayıp açana kadar bitecek,demişti.Gerçekten de öyle oldu.Hatta şuan belki daha bile kısa geliyor.Düşünsenize 2005`te mezun olmuştum şimdiyse 2008`deyiz ve ben üniversiteliyim artık.Geçmişe kuşbakışı bakmak çok güzel.Her baktığımda da en büyük dersimi çıkarıyorum ve kendime diyorum ki:GELECEKLE İLGİLİ STRES YAPMAYI BIRAK VE BU GÜNÜNÜN TADINI ÇIKAR. Sonuçta gelecek birgün gelecek ve senin hayalinden çok daha güzel şeylerle geldiği bile olacak.
edebiyat

Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası


Yeniler
Yeni Hikayeler Yeni Denemeler
Yeni Şiirler Yeni Makaleler
Yeni Yorumlar

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Eğitimde Reform
Erol Sunat
Taş Helvası

Sezer Nişancı
Coğrafyam Karıştı

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?

ADnet Reklamları




Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | Künye | İletişim
Text Reklamlar : Free Credit Reports | Mobile Phones | Cylaris Weight Loss | Mortgages | Hotel Las Vegas | Video | Arkadaş | Saat