Ecem Çevikdil - Sorumlu Yazar
Çevrimdışı
1989, 18 Martın bir cumartesi günü merhaba demişim hayata İzmir’de. Bu 19 senede neler yaptım? İnanın ele avuca sığacak bir şey yok ortada. Hayallerim var beni hayata bağlayan. Onlar bile kırıla kırıla yalnız bırakmaya başladılar beni. İlk hayal kırıklığımı yaşadığımda lisedeydim. İlk kez o zaman öğrendim hayallerime başka birisini sokmamam gerektiğini. İlk kez o zaman anladım hayal kırıklığının yaşam kırıklığı olduğunu. O gün bu gündür hayallerime girenler davetsiz misafir oluyorlar düşüncelerimde. Yaklaşık 5 senedir İstanbul-İzmir arasında gözyaşı döküyordum bitik bir aşk uğruna fakat artık kendimi toparladım. Hoş, eski Ecem’den geriye sadece kırık bir kalp ve kaybolmuş umutlar kaldı ama yine de âşık olmamak çok güzel. Diyeceksiniz ki “Ecem, sen bir yazarsın. Yazıların aşktan besleniyor. Âşık olmadan nasıl yazı yazarsın?” cevabı çok basit: aşka aşığım ben. Biraz klişe bir sözdür ama doğrudur.
Bazen hayat istemediğim şeyler yaptırdı bana. Bazen istediğimden çok daha güzelleri oldu. Şimdi ise akışına bıraktım hayatımı “yaşam” denilen nehrin azgın suları içine… Hani çocukken yağmur oluklarında kâğıttan gemiler yüzdürürdük ya; bedenim de o kâğıt gemiden farksız şu an. Ruhum ise küçük bedeninin peşinden koşuyor elinde bir çomakla. Ne zaman müdahale etmek istese bedeni hep ondan bir adım ötede oluyor. Uzanmıyor çubuğu.
Sanmayın ki çok çaresizim, bunalımdayım. Sanmayın ki dostum yok. Ben sadece yazı yazarken başka bir kişi oluyorum. Belki de yazı bittikten sonra başka bir kişi oluyorumdur. Kim bilir?
|
![]() |