(+13) Duvardaki Parmak İzi(+13) Duvardaki Parmak İziDUVARDAKİ PARMAK İZİ (İstanbul Kısa film derneği, 2007 2.cilik ödülüİstanbul Unkapanı kasetçiler çarşısında sıradan bir gündü. Kaset satışlarındaki azalma dükkan sahiplerini etkilemişti ama meşhur olmak için gelenleri etkilememişti. Yıldız plakçılığın patronu Birol, sesini beğendiği gence gülümseyerek baktı; -Ne demiştin adını? -Hasan. -Sesin güzelmiş, söylediğin türküler de bizim oraları hatırlattı. Nerelisin bakıyim? -Bingöl -Komşu il ha, ben de Elazığ’lıyım. Otur bakalım. Sesine güvenip kalkıp geldin ha. Genç otururken cevapladı; -Aslında kan davasından kaçtım. Patron yerinde huzursuzca kıpırdandı; -Kan davasından mı? -Evet. -Birini mi öldürdün? -Yok yanlış anladın. Öldürdüğümden değil, öldürmemek için kaçtım. -Öldür, diye mi baskı yaptılar sana? -Evet. İlla öldüreceksin dediler, huzur vermediler. Patron şöyle bir kıpırdadı, sağa sola baktı, sonra fısıldadı; -Biliyon mu, ben de kan davasından göçtüm buralara. -Öyle mi! Sana da mı öldürmen için baskı yaptılar? -Yok aslanım, laf aramızda, vurdum kanlımızı sonra göçtüm İstanbul’a. -Yapma ya, zor olmadı mı adam öldürmek? -Ne zor olacak. Adamın yalvarışı gözümün önünde, nasıl da titremiş, nasıl da korkmuştu. -Yazık olmuş. -Ne yazık olacak. Bizim oralarda kanlını öldürmezsen adam yerine koymazlar, rahat yaşatmazlar. -Yine de oralarda yaşayamamış, İstanbul’a kaçmışsın işte. -O başka bu başka. -Ben birini öldürsem bir daha rahat yaşayamam herhalde. Sen korkmuyon mu izimi bulurlar diye? Patron önündeki masanın çekmecesinden bir silah çıkardı; - Korkmayla filan olmaz, bu yola girdi mi hep tetikte olacan. -Ben adam öldürmek istemiyorum ki, korkumdan değil, Allah’ın verdiği canı almak bir müslümana yaraşmaz. Patron güldü; -Sen de iyice korkakmışsın be. -Yav korkumdan değil dedim ya. İstesem gider adamı alırım canını ama camide her zaman “Allah’ın yarattığı canı, Allah alır” derlerken, camiden çıkınca unutayım mı! -Bırak şimdi camiyi, imamı. Cesur olacaksın, tabancayı hasmına tutup çekeceksin tetiği. -Sonra yakalanırsan hapse, yakalanmazsan sürekli korkuya mahkum olacaksın. Geride kimleri yetim bıraktığını bile düşünmeyeceksin. -Valla ben tetiği çekerken bunları düşündüm desem yalan olur. Hasmımı vururken bir de çoluk çocuğunu mu düşünecem. -Bence yanlış ağa bu işler. -Eeee, bunlar yanlışsa, hasmının yanına kâr mı kalsın diyorsun? -İntikam alınmayı hak eden vardır belki ama öldürülmeyi kimse hak etmez diyorum. Patron güldü; -Söyle söyle, böyle senin gibi kaçmak mı lazım? -Aslında hasmına bakacan, ana-baba zoruyla mı öldürmüş,pişman olmuş mu yoksa vicdansızın biri mi? Diye. Bence pişman olduysa, aile,akraba baskısından, korkusundan bir anlık kararla öldürmüş, pişman olmuşsa kan davası bir yerde bitsin diye öldürmeyeceksin. -Tabi tabi. -Sen de bilirsin, bizim oralarda baş parmağı ve bir kulağı kesik adamlar, zor bir kavgada yenilmiş amma rakibi canını bağışlamış demektir. -Aman aman duydum, kimse o rezilliği yaşamasın. -İşte kanlını öldürmektense, yaptığına pişman olmadıysa bir kulağını ve bir parmağını kesip bırakacan, insan yüzüne bakacak hali kalmayacak. -Sen ona bile cesaret edememişin ki, kaçıp buralara gelmişsin, kime akıl veriyon. -Sen bile, bunca yıl İstanbul’da kaldıktan sonra böyle diyorsan, durum kötü. Belki ben de baskılara dayanamayıp, gider ararım kanlımı. -Arayacan mı, silahın filan var mı? -Ben hiç silah taşımadım, silah tutmadım. -Senden ne köy olur ne kasaba. Allah’tan sesin güzel. Masadaki silahı eline aldı; -Bak, böyle bir silahın olacak işte. Ben kanlımı bununla vurdum, yıllardır saklıyorum. Bir gün yine lazım olur diye. Peşime biri düşer de beni bulursa, aynı silahla onun da canını alırım, diye saklıyorum. -Gerçekten cesaret işi amca silah taşımak, ben elime almaya bile korkarım. Patron hava atarak uzattı; -Al al, elin alışsın, erkek ol gayri. Ne o silahtan korkarım filan. Genç silahı eline aldı; -Ooo ağırmış, dolu mu . -Dolu dolu, erkek adam boş silahla dolaşır mı? Patron yanında çalışan genci dışarı yolladı; -Koş bize iki çay daha kap da gel.(Gence döndü) Bana bak ben çay diyorum ama bira, şarap filan ister misin? Bu işlerde soğukkanlı olmak için, tabancayı doğrultup, tetiğe basmak için bir ili kadeh içmek iyi gelir. Şimdiden alış istersen he? -Yok ben içki de içmem. -Sesine zararlı diye mi? Tabancayı, patrona doğrulttu; -Dur, bana doğrultma, dolu aslanım, patlar matlar. -İçki içersem yanlış yerden vururum diye. -Ne diyorsun. -Hiç, ben Bingöl’lü değil, senin gibi Elazığ’lıyım. Onbeş yıl önce vurduğun adamın oğluyum. ‘Pişman mısın’ diye bakmaya geldim. Pişmansan, tövbe ettiysen çekip gidecektim ama şimdi… Karşısındakinin kanlısı olduğunu anlayan patron, kafasını koltuğa eğmiş, “Yapma, beni öldürme” diye bağırarak elini gence doğru kaldırmıştı. İlk silah sesiyle birlikte, patronun havadaki elinin başparmağının parçaları duvara dağıldı. Acıyla elini tutarak, kucağına çekti. İkinci silah sesiyle parçalanan kulağının da parçaları çevreye dağıldı. Genç, kurşunları boşaltıp, mendiliyle silahı sildikten sonra, adamın önündeki masanın üzerine attı. -Umarım şimdi pişman olmuşsundur. Beş yıldır bu an için silah eğitimi alıyor ama beş yıldır seni öldürmemek için kendime sebep de arıyordum. Dışardan gelen telaşlı sesleri duydu; -Eğer beni ihbar edersen, sakın unutma, hapisten çıktığımda seni öldürmek için yanına gelmeyeceğim, çok uzaktan bile seni alnından vuracak kadar nişancıyımdır. Ayağa kalktı, silah sesine koşanlar kapıya gelmişti. Genç yanlarından geçerken gayet sakindi; -Bir şey yok silahıyla oynarken ateş aldı. Acıyla bağıran patron hiç bir şey söyleyemedi, ardından sadece korkuyla bakıyordu. Yazar : Ahmet Ünal ÇAM
Telif Hakkı Uyarısı (+13) Duvardaki Parmak İzi isimli yazı, Ahmet Ünal ÇAM tarafından 6/13/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
26
Koleksiyoner Mesut Ayaz Zamanda Yolculuk
• Arif Ödemiş • Kültür ve Sanat Hikayeleri • 66 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
16
Kenara Çek Ağlıyacağım
• Şahan Çoker • Kültür ve Sanat Hikayeleri • 176 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Eylül
1
Haziran
4
Karagöz İle Hacivat Oğulları
• Serdar Yıldırım • Kültür ve Sanat Hikayeleri • 1112 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
18
Aralık
1
Aralık
1
Kasım
25
Kasım
13
A R K A D A Ş_10( S O N )
• Ahmet Ünal ÇAM • Yaşamdan Hikayeler • 54 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
12
Nisan
21
Mayıs
15
Nisan
21
Temmuz
27
Temmuz
19 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||