Sabri Bey`in Hikayesi

O akşam Sabri Bey eve erken gelmiş sıkıntılı bir halde sessizce oturma odasına geçmişti. Çoktandır yolunda gitmeyen işleri, geride kalan bayram günlerinde dahi açılmamış, iş yerine gelen müşteriler ellerine aldıkları etek ve pantolonları rengini ya da kumaşını bahane ederek satın almadan çıkmışlardı. Üç beş kuruşluk yaptığı küçük çaplı satışlar ise ihtiyaca cevap vermemiş, geçen ay ödeyemediği iş yerinin kirasına bir de bu ayın ki eklenmişti. Borcunu istemeye gelen dükkân sahibini yatıştırmaya çalışsa da adam yoldan gelip geçenlerin de duyabileceği yüksek bir sesle avaz, avaz bağırmış, ağzına geleni söylemişti kendisine.

Oturma odası ev halkının hem yatak odası hem de mutfak gibi müştereken çok amaçlı kullandıkları bir mekândı. Misafir odası, salon, mutfak, amaçları dışında kullanılarak öteberinin, sağdan soldan toplanan çer çöpün üst üste yığıldığı mezbelelik birer alana dönüştürülmüştü. Emine Hanım`ın evini çekip çevirme de, derleyip toparlama da pek titiz olduğu söylenemezdi. Sabri Bey, yirmi yıl kadar önce cömertliği, ileri görüşlülüğü ve çalışkanlığı ile çevresinde tanınan bir ailenin küçük kızları olan bu hanımla evlendiğinde hayata büyük bir umutla bakmış, canla başla çalışmaya başlamıştı. Fakat iki çay bardağının bir saatte yıkandığını görünce eşi hakkındaki görüşleri değişmeye başladı. Kadın bir süre sonra ev işlerini tamamen ihmal etmiş yemek dahi yapmaz olmuştu.

Akşamları işten döndüğünde eşini oturma odasındaki halının ortasın da dizleri üzerinde otururken bulurdu. Yanından eksik etmediği piknik tüpü, halının bir ucunda durur, yerinden bir milim dahi kımıldamadan günlerce kalırdı orada. Hiç sönmeden kısık ateşte yanan tüp, gün içinde defalarca üzerinde çayın demlendiği odanın demir başlarından biri olmuştu. Piknik tüpün çevresinde ise yine ev halkının görmeye iyice alıştıkları, dağınıklığı tamamlayıcı birer unsur olarak; yarısı boşalmış bir tuz kavanozu, içinde bir kaç sürümlük kalmış margarinin bulunduğu, kırmızı baharatlarla öbek, öbek kirlenmiş bir kâse, ağzı açık, içinde bir kaç kilogramlık toz şekerinin bulunduğu bir çuval, odanın sağına soluna savrulmuş günlük gazeteler ve onlara ait bulmaca sayfaları yer alırdı. Akşam yemeğinde, divanın altına buruşturularak atılmış sofra yaygısı alınır, bulunabilen bir boşluğa serilir, bardaklara boşalan bayat çay ile birlikte, katık olmaksızın ekmeğe sürülen margarinler yenirdi. Derken, ilerleyen zamanlarda bu halkaya üç tane oğlan çocuğu eklenmiş, oda için de itişe kakışa büyüyüp gitmişlerdi. Cadde üzerindeki bu evin sokağa bakan odasının lambası sabahın üçlerine kadar yanık kalır, giderek ıssızlaşan kaldırımlarda yürüyen tek tük insan, evden dışarıya boşalan isterik kahkahaların gürültülü uğultusunu duyardı.

Sabri Bey eşinin bu takıntılı yaşam biçimine alışmıştı. İlk yıllar epeyi mücadele etmiş fakat bu girişimlerinden her hangi bir olumlu sonuç alamamıştı. Bunun üzerine onu kendi haline bırakmış, çaresiz bir şekilde kadının çocuklarını kendisine benzetmesine göz yummuştu. Emine Hanım, gün boyu kendi ailesinden ya da kocasının ailesinden tanıdığı insanların yetersizlikleri üzerine konuşur, onların zaaflarını abartarak eğlenir dururdu kendince. Evine gelen aileden falanca şişman kadının oturacak yer bulamadığı için nasıl çekip gittiğini çocuklarına ballandıra, ballandıra anlatır. Hızını alamayarak kadının yürüyüşünü ya da şivesini taklit eder, ardından kahkahalarla gülerdi. Gülme krizlerinden sonra birden ciddileşir, kaşlarını çatar, işaret parmağını boşlukta tehditkârca sallayarak, aslında böylelerinin dövülmesi gerektiğini haykırırdı. Yıllar ve yıllar boyunca bu köhne evde Emine Hanım`ın konuşmalarının niteliğinde herhangi bir değişiklik olmadı. Çocuklar, küçüklüklerinde analarının sayıklamalarını masal gibi dinlerler onun taklitlerine katılasıya gülerlerdi. Kızdığı zaman ise örtüsü kirlenmiş divanın altındaki karanlığa sığınır sessizce bu fırtınanın dinmesini beklerlerdi. Büyüdüklerinde, analarının konuşmalarına pek katılmasalar da yinede arada bir yangına körükle gider onun anlamsız öfke nöbetlerinin uzamasına neden olacak malzeme bulurlardı kendisine.

Sabri Bey divanın bir köşesine sinmiş, sigarasını içerken o sabah iş yerinde geçen o tatsız konuşmanın gurur kırıcı etkisini dağıtmaya çalışıyordu üzerinden."Her ne olursa olsun böyle davranmamalıydı" diye düşünüyordu. Ne yapıp edip bir yerlerden borç para almalı ve bu utanmaz adamın kirasını ödemeliydi. Sabri Bey kendi halinde düşüncelere daldığı sırada eşi Emine Hanım`da çocuklarına beş yıl önce evlerinden kovaladıkları, kocasının bir yakını olan falanca koca göbekli kadını o gün pazarda gördüğünü ve kendisine doğru o mendebur kadının nasılda manidar bakışlarla baktığını anlatıyordu. Emine Hanım, öfkesinden kudurmuş, eline aldığı tuz kavanozunu çocuklarının şaşkın bakışları arasında, daha dur bile demelerine fırsat bırakmadan kocasının yüzüne doğru fırlatmıştı. Kavanoz, Sabri Bey`in yüzünün tam ortasında patlamış, zavallı adamın burnunu kırmıştı. Kan içinde kalan adam dışarı lavaboya koştuğu sırada Emine Hanım`ın isterik gülüşlerini ve buna katılan çocuklarının kahkahalarını duydu. Sabri Bey yüzünü yıkadıktan sonra ceketini almış, kapıyı kapatarak çekip gitmişti. O’nu o yörede bir daha gören olmadı. Fakat bu yoksul adamın, dükkân sahibi olan adama borcunu fazlasıyla ödediği anlatıldı durdu bir süre esnaf arasında.

( Taslak )

Aydın AKDENİZ
Yazı Sahibi
AydınAkdeniz
Aydın Akdeniz
Yazı Sayısı 112 Yazısı var.
Yaptığı Yorum 4 Yorum Yapmış
Aldığı Yorum 53 Yorum Almış
Bilgiler
Eklenme Tarihi 22.04.2009 tarihinde eklendi.
Okunma Sayısı 238 kez okundu.
Beğeni Düzeyi
Begeni Sayısı 0 kişi yazıyı beğenmiş.
Eleştiri Sayısı 0 kişi yazıyı eleştirmiş.
Paylaşım
Facebook da Paylaş Facebook' da Paylaş
Yazıyı Profilinizde Paylaşır.
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir. Yorum yapabilmek için üye olunuz ya da üye girişi yapınız.
Telif Hakkı Uyarısı
Sabri Bey`in Hikayesi isimli yazı, Aydın Akdeniz tarafından 22.04.2009 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Etiket ve Anahtar Kelimeler
sabri+bey+in+hikayesi , sabri , bey , in , hikayesi , aydın , akdeniz , toplumsal , hikayeler , , Sabri Bey`in Hikayesi, Sabri Bey`in Hikayesi hikayesi, Sabri Bey`in Hikayesi hikaye, Sabri Bey`in Hikayesi nedir?, Sabri Bey`in Hikayesi hakkında bilgi, Sabri Bey`in Hikayesi hikayeleri, hikayeleri, Sabri nedir, Sabri hikayesi, Sabri hikayeleri, Bey`in nedir, Bey`in hikayesi, Bey`in hikayeleri, Hikayesi nedir, Hikayesi hikayesi, Hikayesi hikayeleri,







Giriş Paneli
E-Posta Adresi :

Şifre :




Kayıt Üye Ol       Şifremi Hatırlat Şifremi Unuttum
Haftanın Konusu : Kitap

Bu hafta, haftanın konusu Kitap seçilmiştir. Bu konuda yazılan yazıları okumak için aşağıdaki butonu kullanabilirsiniz...

Yazıları Oku
Okudunuz mu ?
AbdülkadirAtaman Peşinden Koşulan Yaşam Kalitesinin Hiçliği!
Abdülkadir Ataman
ADnet Reklamları
Köşe Yazıları
Ertuğrul ErdoğanDostlarınızı Arıyor Musunuz?
Ertuğrul Erdoğan

Erol SunatÖcü Geliyor Öcüüüü!
Erol Sunat