Güvercin Tedirginliği

Hücrem bu odanın yarısı kadardı,aynı soğukluktaydı. Bu fısıltı?sanki yıllar önce duyduğum o sesin aynısıydı. Kaç yıl geçmişti aradan ve zaman en büyük ilacı mıydı yoksa katili miydi anılarımın ..

Küçük bir çocukken beyaz kağıtlara rengarenk boyalarla çizerdim düşümdeki evi insan yüzlerini o zaman da çizemezdim. Hep arkası dönük olurdu çöp adamlarımın sonra büyüdüm ben, çöp adamlar da büyüdü. Önce yüzlerini döndüler bana, güzel gülüşlü adamlar olmuşlardı artık.Hayatıma girip bir şeyler alıp gidiyorlardı bense arkalarından bakakalıyordum..

Zaman ah! Ölesiye öylesine beklemek gibi..

Zamanla geçer dedikleri, zamanla büyüyormuş meğer. Bir ur gibi beynini kaplıyormuş, sen unuttun sandıkça, etine saplanıyormuş. Hayat akıyormuş, sen dururken bu sadece bir yanılsamaymış. Adam tanrının yansımasıymış. Tanrı gülüşüyle şimdi bir kulunu öldürüyor,haberin var mı ?

Ne zor bilsen, ne zor ‘’o mutlu olsun da nasıl olursa olsun’’demek. Ciğerlerim parçalanıyor, rahmimi bir çocuk tekmeliyor, analığım ölüyor, kadınlığım beni terk ediyor .
Seni başka bir kadına bırakırken, şiirler bileğime dolanıyor,şarkılar önümü kesiyor bağırmak istiyorum ciğerlerimi çıkarmak istiyorum yerinden, organlarım birbirine vuruyor. Tüm geçmişimle birlikte ağız dolusu kusmak istiyorum seni, işte tam şu sokağın başındaki kanalizasyon boşluğuna..

En koyanı da ne biliyor musun? Hayır, beni onunla aldatman değil beni benimle aldatman...

Uyumak istiyorum şimdi şişşt sessiz olur musunuz lütfen? Ne! kimse konuşmuyor mu?__Hey sen! oradaki koltuğun arkasından hareket çeken, evet evet sana diyorum.Sen benim aklımın bir ürünü olabilirsin; belki fiziksel olarak yoksun.

_Bir dakika şimdi! Sen benim var olmadığımı mı söylüyorsun?Fiziksel olarak yoksam? Peki neden konuşuyorsun benimle? Neden bana cevap veriyorsun?
__Çok düş kurarım ben, düşümdeki insanlarla da konuşurum. Onların fiziksel olarak var olmadığını biliyorum. Sen de böyle bir ürün olabilirsin. Ama fazla gerçekçi bir ürün…
__Sen delirmişsin be kadın ..yat zıbar gece yarısı oldu .
__İyi ama sen kimle konuşuyorsun?
__Yahu şu çocuk benim var olmayabileceğimi iddia ediyor ama..
__Hangi çocuk ?
__ ???????
__Hey!! kime diyorum ben? kimden bahsediyorsun burada ikimizden başka kimse yok ki..
__Boş ver şimdi kaç kişi olduğumuzu da anlat bakalım seni benimle muhattap edecek kadar delirten olayı..

Yıl 1988 Metris ceza evi..

Metrisin yüksek girişli kapısını unutamıyorum çünkü sorguda işkence görenlerin hemen hemen hepsi önce sendeliyor sonra da düşüyordu.

Düşerek girdikleri kapıdan ağız dolusu hakaret ve iteklemelerle bir koridora alınıp hepsi sıraya diziliyordu. Burada koğuş kapılarının üzerine asmak için her birinin fotoğrafları çekiliyordu..

__Seninkini de çektiler mi o yüzden mi fotoğraf çektirmeyi sevmezdin sen ?
__Kapa çeneni!!!! ben fotoğrafları severim ...
__Tamam sinirlenme devam et..

"Metris`te ağır işkencelerden geçmiş, siyasi davadan tutuklanmış çok sayıda kadın vardı,ben de o kadınlardan biriydim işte..

Sorguya çekildim diğerleri gibi o zamanlar polislerin acayip sorgu yöntemleri var tabi, mesela şüpheliyi bezdirinceye kadar ardarda hızlı hızlı aynı soru sormak gibi..Tabi biz de o kadar zayıf değiliz susmaktan başka bir şey yapmadık işkence mi ?En fazla acısı 15 gün sonra geçiyordu nasıl olsa. Üstelik polisler bir müddet sonra saygı bile duymaya başlıyordu sana,çok garip bir durum ezilen sen iken ezen ezik duruma düşüyordu ..

12 Eylül`de içeri alınanlar sadece solcular, sağcılar, İslamcılar değildi. Ordu kendi içindeki demokrat ve ilerici unsurları da tasfiye etti. Onlar da darbe sabahı gözaltına alındılar; gözleri bağlı, hiç tanımadıkları insanların karşısına çıkartılıp sürekli taciz edildiler, dayak yediler. Ağır işkencelere maruz kaldılar. Teğmen Kenan Bilginer de onlardan biriydi..
__Sen üniformalı erkekleri hiç sevmezsin,hatta görsen yolunu değiştirirsin..
__Evet sevmem ya da severim ooff ne fark eder ki ..

İşte Duruşma sırasında mahkemeye getirilip götürülürken karşılaşıyorduk ,o kaçamak bakışlar.. Ayak bileklerimden gözlerime doğru akması bakışlarının, sonra gözlerinin dolması: ``başka bir yer de başka zaman da olabilseydik keşke`` diye haykıran gözleri..

Hiç unutamıyorum onun göz kırpışlarını, hiç tanımadığı bir kadını ne kadar çok özlediğini fısıldıyordu ela gözleri ..3 bilemedin 4 mahkeme sonra Kenan ve diğer ordu mensubu arkadaşları serbest bırakıldı ..Onu o günden sonra bir daha göremedim ..

Hücrem karanlık rutubetli ve soğuktu, hiç biri değil de yalnız kalmak koyuyordu insana.

Ölüm geliyordu çok sık aklıma dışarda akıp giden yaşam. Sonra Annem,Babam,Kız kardeşim.. Daha önce seviştiğim tüm adamlar..
Lise sıralarındaki çekişmelerimiz, disiplin kuruluna gönderilişim, savunma yazmadan odadan çıkışım. Sonra ilkokul öğretmenim geliyor aklıma spor ayakkabılarımı getirmediğim için beden dersine beni almayışı.. Nereden bilecekti ki yırtık oldukları için unuttum numarası yaptığımı..
Sonra Babamı anımsıyorum hayal meyal, bana aldığı bisikleti sonra kardeşimin ağlayışını ve bisikletin ona aitmiş gibi yapılması ve benim elimden alınmasını..Bütün haksızlıklara rağmen nasılda kıskanıyorum hepsini. İnsanca olan bütün duyguları özlüyorum..

Ahh!! gardiyanlar nasılda anahtarları sürte sürte gelirler. Beni bu akvaryuma kapatmanızın tek nedeni var biliyorum Hayır, sizin şeffaf giysili kadınlarınızdan biri olmak istemiyorum,sizi ve sisteminizi onaylamıyorum hayatınızı ve yaşam şeklinizi kabul etmiyorum.
Kapı açılıyor, bir gardiyan görünüyor. Ve bana sanki saydammışım ve burada yokmuşum gibi bakıyor. Hiçbir şey söylemiyor, ama elinde öğlen yemeği için getirdiği bir tabak var. Masanın üzerine bırakıp gidiyor. Kilitliyor. Yeniden sessizlik..

__Sonra ben giriyorum hücrene seninle öylelikle tanışıyoruz..
__Evet sen giriyorsun ama kalıcı değilsin o zamanlar deli damgası yememişim daha..

__Sen deli değilsin ki insan oğlu kendi gibi olanları sever ve benimser. Farklı olanı çemberin dışına atıverir.
__Evet evet tam da öyle `biz çemberin dışında kalanlardık``.


Görüş saati gelmişti.. gelse ne yazar..Havalandırmaya çıkmak yasak,ziyaretçi yasak,sigara içmek yasak. Bülbül gibi şakırsak en kralından bir cigarayla volta atma şansı...Aman ne matah...Ötmedik tabi ...

Sonra dışarda bir şeyler olmuş ziyarete açıldı kapılar ama öyle ilginçti ki sevdiklerimize ulaşabilmek için o kocaman duvarları aşıp azgın köpeklerin arasından sürüklenerek geçmek zorunda kalırdık. Sırf bizi ``çemberin dışındakileri`` zavallı gibi göstermek için itip kakarak götürüp, kuduz köpeklerin arasından geçirdiklerini bilirdik..

İşte orada Annem ve Kız kardeşim tam karşımda, nasıl bir özlemdir o ve özlem duygusu kavuşunca daha mı fazla artardı?Anneme sarıldım önce sonra Kız kardeşime.. Gözleri parlıyordu annemin sana iyi haberlerim var dercesine...

O gün hayatımın hem en komik anısı hemde en acı haberini aldım...
``Karar çıktı kızım`` diyordu Annem, ``sonunda bu delikten çıkmanız için bir karar çıktı``..Ne kararı anne diyorum. Annem sevinçten konuşamıyor?Anne diyorum tekrar ne kararıymış bu?Ağzında bir şeyler geveliyor
__``146/1. madde kızım ``diyor ve bana sıkıca sarılıyorlar.

__O an da hayatım film şeridi gibi geçiyor gözümün önünden ve kahkahayı basıyorum 2 saniye ya geçiyor ya geçmiyor göz yaşlarına boğuluyorum .

Anne diyorum: ``Evet kızın kurtuluyor idam cezasına çarptırılmış``..
Annem yığılıveriyor yere annemle birlikte diğer ziyaretçilerde yıkılıyor en zoru da umut besleyen yakınlarımızın yıkılması oluyor.. Ölmekten korkmuyorsun da o an ölümün ağır kokusu sarıveriyor bedenini..Daha yapacak çok şey vardı diyorsun da nafile hücreme kapatılıyorum ..

Ekim 1992...

Bu ülke de her şey çok çabuk değişiyor her şeyin üstü çok çabuk kapatılıyor daha dün gibi idam cezasına çarptırılışım ve bu gün özgürüm deniz kenarında yürüyorum fütursuzca ..Dudağımda açık seçik bir ıslık alabildiğine sövüyorum..Rüzgarda umutsuzca yalpalayan bir yaprak kadar hafif ve yalnızım..

Bir yıl sonra annem vefat etti, kız kardeşim yurt dışında yaşıyordu evlenmiş 3 yıl evvel. Pek ziyaretime gelemediğinden evlendiği adamı da görme fırsatım olmamıştı küçükken hep senden daha önce evlenecem kocam da seninkinden daha yakışıklı olacak diyordu..

Eylül 1995..
Kaç yıl geçmişti? Fotoğraf göndermesini istedim Ayladan,fotoğrafları sevmememe rağmen. Ee bebeği olmuştu görmeden olmazdı..

Zarfı açtım çok sık mı oluyordu bu bana hayatım film şeritlerine çok mu alışmıştı?
"tek kişilik dialoglar"... Aslında aynı adamla başlayan bir hikayenin, kadın karakterleriymişiz, ayrı renklerde ama ruh kesikleri aynı iki kadın...
Sonra bir gün ayrı zamanlarda girdiğimiz o evde aynı masanın iki ucunda karşılaştık seninle..ne olmuş ki yıllar evvel bisikletimi de sahiplenmemiş miydi?bir eşyaya mı benzerdi sevdiğin adamı paylaşmak?
7 yıl evvel ki bakışlar.. Hiç mi değişmezdi bir adamın gülümsemesi?Tanrı gülümsemesiyle şimdi bir kulunu daha öldürüyordu..

Ben bir zamanlar, beni sevmesi için hayaller kurduğum adamın, seni sevmesi için
dua ettim bugün...bunca zaman, gerçekle düşarası, uyur uyanık geçti zaman... Ve anladım ki o bizi sevdi, en az bizim onu sevdiğimiz kadar....O seni değil ama beni de değil Bizi sevdi işte....

Ekim 1998 Almanya...

2 yıl evvel yazmış bu satırları nasıl da sevmiş seni. Ablam ah bilseydim keşke, bilseydim. O zaman belki her şey daha farklı olurdu, belki de sen sadece onu sevdin Kenan ?belki de belkide....

__Şiitt sus sus dedim saçmalama ben yokum aslında siz varsınız ve o çocuk o kapının arkasındaki çocuk hep vardı..Biz bize biçilen hayatları yaşadık ablan sürüden farklıydı...
Ben Seni seviyorum Ayla
-Hayır,ben daha çok
-Hayır,ben !
-En çok ben!
Boka batmadan nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum dibe vurmanın. Üstümü temizleyecek birine değil, susuşlarımı kaldırabilecek birine inanmak istiyorum sarıl bana Ayla ben geçmişi unutmak istiyorum...çemberin dışında değil içinde insanca yaşamak istiyorum,eğer bir Devrim yapılacaksa bunun sadece aşkla mümkün olacağını biliyorum..

Yazı Sahibi
BanuYeyrek
Banu Yeyrek
Yazı Sayısı 18 Yazısı var.
Yaptığı Yorum 18 Yorum Yapmış
Aldığı Yorum 42 Yorum Almış
Bilgiler
Eklenme Tarihi 11.05.2009 tarihinde eklendi.
Okunma Sayısı 414 kez okundu.
Beğeni Düzeyi
Begeni Sayısı 0 kişi yazıyı beğenmiş.
Eleştiri Sayısı 0 kişi yazıyı eleştirmiş.
Paylaşım
Facebook da Paylaş Facebook' da Paylaş
Yazıyı Profilinizde Paylaşır.
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir. Yorum yapabilmek için üye olunuz ya da üye girişi yapınız.
Telif Hakkı Uyarısı
Güvercin Tedirginliği isimli yazı, Banu Yeyrek tarafından 11.05.2009 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Etiket ve Anahtar Kelimeler
guvercin+tedirginligi , güvercin , tedirginliği , banu , yeyrek , toplumsal , hikayeler , , Güvercin Tedirginliği, Güvercin Tedirginliği hikayesi, Güvercin Tedirginliği hikaye, Güvercin Tedirginliği nedir?, Güvercin Tedirginliği hakkında bilgi, Güvercin Tedirginliği hikayeleri, hikayeleri, Güvercin nedir, Güvercin hikayesi, Güvercin hikayeleri, Tedirginliği nedir, Tedirginliği hikayesi, Tedirginliği hikayeleri,







Giriş Paneli
E-Posta Adresi :

Şifre :




Kayıt Üye Ol       Şifremi Hatırlat Şifremi Unuttum
Haftanın Konusu : Kadın

Bu hafta, haftanın konusu Kadın seçilmiştir. Bu konuda yazılan yazıları okumak için aşağıdaki butonu kullanabilirsiniz...

Yazıları Oku
Okudunuz mu ?
Hasan KamilErkli Garip Bir Gezi ( 15 Final )
Hasan Kamil Erkli
ADnet Reklamları
Köşe Yazıları
Ertuğrul ErdoğanSağ ve Sol Loblarımız
Ertuğrul Erdoğan

Erol SunatÖcü Geliyor Öcüüüü!
Erol Sunat