14 Mart Tıp Bayramı !!!14 Mart Tıp Bayramı !!!Bugün bayram... Neşe doluyor insan derdik çocukken..Aslında ne bayramı ? Bayram mı ? Böylesine ızdıraplı günler geçiriyorken bayram kutlamak neyime ? Sağlık güvencemiz sınırlandırılırken, ölümlerden ölüm beğen seçenekleri arasında boğuşurken neyin bayramını kutlayacağız ? Önce bizim kıymetimizi biliyorlar mı, diye sormak lazım. Meslek hayatımız boyunca kendimizden, çocuklarımızdan ve ailemizden çalınan vakitlerin karşılığını vermişler gibi, utanmadan 24 saat hizmet bekleyenlere sormak istiyorum. Hekim ne demektir ? Hekim olmak ne demektir ? Hekimin insanca yaşamaya hakkı var mıdır ? Hekimin insanca yaşaması nasıl olmalıdır ? Sağlıkta "dönüşüm” deniliyor, iş güvencesiz bir çalışma ortamı öneriliyor, mesleki bağımsızlığımız yok edilmeye çalışılıyor, hekimin sırtındaki yükler arttıkça artıyor, mesleğe adanan ömürler hiçe sayırlıcasına meydanlarda bol keseden konuşuluyor... Üzerine ekstra hizmet bekleniyor... Hekimin de etten kemikten yaratıldığını unutarak, onun duygulanmasını görmezden gelerek, sanki her hekim çuvalla para kazanıyormuşçasına sırtına bindikçe binmek doğalmış gibi davranmak artık yeter ! Bu hal nereye kadar sürecek ? Hekim mesleğinde ilerlediyse, işini en mükemmel şekilde yapıyorsa, doğal olarak emek ve zekasının karşılığını alacaktır. Buna kimsenin laf söylemeye hakkı yoktur. Ne başı olursa olsun herkes haddini bilmeli ve doktorları hor görmemeyi öğrenmelidir. Tecrübelerim harbiyeli tıbbiyeli ve mülkiyelilere laf söyleyenin iflah olmayacağını söylüyor. Hele ki “meslekten men ederim” cümlelerinin sarhoşluğunda uçanlara haddini bildirmeyi çok iyi başaracağıma hiç şüpheniz olmasın !!! Bu pek sayın zat umarım en kısa sürede bir hekime muhtaç olur ve bu dediklerini fitil fitil burnundan getiririm. Zaman ne gösterir bilinmez. Ufacık bir pıhtıyla ani damar tıkanıklığı, milimetrik bir böbrek taşıyla gelen sancıdan feleğini şaşırıp o çok aşağıladığı doktorlarını eline düşmesi muhtemel olan bu zavallıya yüzüne tüküre tüküre hizmet etmekten zevk alacağıma eminim. Bu böyle bilinsin !!! Doktorlar dünyadaki en önemli mesleği yapmaktadırlar. İnsan denen mükemmel organizmanın tamirini başarmak en başta saygı gerektiren bir meslektir. Anne karnında, minicik bir üzüm tanesi büyüklüğündeyken başlayan kalp atışlarının mükemmelliğini gören, onu koruyup kollayan, devamına yardımcı olan, insana ömrü boyunca her zaman derman olmaya çalışan meslek insanının da kollanması gerekiyor. Biliyor musunuz ? Bu insanlar okul yıllarında kimbilir kaç gece kitaplara düşen başıyla uyuya kaldılar... Gecenin bir vakti kulakları yırtan telefon sesleriyle bölünen uykuları, boğazlarına dizilen lokmaları, çocuklarının önemli günlerinde hastayla geçen akşamları, yeterince vakit ayırılmamış yuvalarda yaşayanların manevi haklarını kim ödeyecek ? Kaybedilen her hasta peşinden yaşanan ama belli edilmeyen azap halini kim tedavi edecek ? Bunca yükü sinir sisteminde artık taşıyamamaın farkındalığıyla boş sokaklarda şuursuzca atılan adımların, akan göz yaşlarının, çaresizliğin hesabını hangi bedelle ödeyecekler ? Çocuklarının büyüdüğünü göremeden, akşam evinde çocuklarıyla şakalaşıp gülemeden, hep kendinden vererek geçen zamanı kim geri döndürecek ? Böylesine “insana hizmete adanmış hayat”ın karşılığı bu şekilde aşağılanmak mı olmalı? Ben bu nedenle doktorların aşağılanmasına hiç tahahmmül edemiyorum. Kim olursa olsun herkes haddini bilecek ! Bazı sıfatların arkasına saklanıp bugün celallenenler, günü gelecek bu terbiyesizliklerinin hesabını bizzat ödeyeceklerdir. Dünya küçüktür. Elbette elime düşerler. Ben, Doktor Haluk Namdar olarak bunu burada açıkça yazıyorum. . . . Devletin sağlık sistemine ayırdığı para, doğrudan özel sektör hastanelerine kayarken, çalışanların cebinden sigorta pirimlerinin ödenmesinin hesabına düşülmüşken, vatandaşım nasıl sağlık hizmeti alacak, bunu çok merak ediyorum. Bence devletin en temel görevlerinden bir tanesi vatandaşının sağlığını korumak olmalıdır. Sağlık hizmeti tamamen özelleştirilirse, hastalara da müşteri sıfatıyla bakılması kaçınılmaz olmaktadır. Devlet kurumlarında olması gereken maddi ve manevi desteği bulamayan doktorlarımız da mecburen özel hastane ortamına kaymaktadırlar. Özel hastaneler de kar etme amacını güttüklerinden, gerekmeyen tahliller isteyerek vatandaşı top gibi oynamaktadırlar. Burda develet kendi sorumluluğunu boşverip, hasta vatandaşını piyasadaki bazı hayvanların eline bırakmış olmaktadır. Sonuç olarak sağlık, alınıp satılan mal sıfatına dönüşmektedir. Olan masum hastaya olmaktadır. Parası yoksa hizmet alamayan vatandaşım çaresiz kalmaktadır. Sanki herkesin sağlık güvencesi varmış gibi herkesin özel hastanelere yönlendirilmesi işgüzarlığıyla iyi bir iş yaptıklarını sanıyorlar !!! Bunun yanında mesleki onurlarıyla keselerinin arasında bocalayan hekimler de rezalete tuz biber oluyor, tabii. Böylece bütün doktorlar meydandaki işbilmezlerin ağzına sakız oluyoruz... Gördüğünüz gibi gerek halkımız gerekse doktorlar, maalesef maddi ve manevi işkenceyle karşı karşıya kalmaktadır. Bilimselliğe değer verip hekimlerin özgür iradeyle mesleklerini yapmalarını sağlamak yerine adam kayırma ön plana çıkıyorsa, orada toplumsal huzurdan söz edilemeyeceğini düşünüyorum. Artık alenen, -Bilimsel düşünce, özgür irade ve akıl, bazı dogmalara feda ediliyorsa, -Allah’ın verdiği beyin hücreleriyle mesleğini icra eden onurlu hekimler yerine, kendileri gibi ulemadan icazet bekleyen kuklalar adam yerine konuyorsa, -Kişisel ve mesleki onurumuz çiğneniyor ve geleceğimize el uzatılıyorsa, ben bu halde bayram kutlamanın hoş olmayacağını düşünüyorum. Bir dahaki seneye daha güzel umutlarla kavuşabilirsem ne mutlu ... 14. Mart 2008 / Dr Haluk Namdar
Telif Hakkı Uyarısı 14 Mart Tıp Bayramı !!! isimli yazı, Haluk Namdar tarafından 14.03.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
1
Kasım
30
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!
• Erol Sunat • Güncel Makaleler • 133 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
24
22 Kasım Edebiyat Şöleni
• Site Yöneticisi • Güncel Makaleler • 518 kez okundu. • 33 kez yorumlandı.
Kasım
23
Kasım
23
Kasım
17
Kasım
16
Kasım
11
Ekim
23
Ekim
13
Başımıza Gelenlerden Kim Sorumlu Dersiniz ?
• Haluk Namdar • Güncel Makaleler • 206 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Mart
6
Ağustos
16
Ağustos
29
Ağustos
24
Temmuz
29 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||