15 Dakikanız Var mı?
8 / 5 / 2006 Pazartesi tarihinde Hülya Korkut tarafından eklendi, 2122 kez okundu...
“Yorucu bir okul gününün sonuna gelmişti Ahmet, oysa ki saat daha 15:25 idi. Kadıköy-Kartal minibüslerine bindi, Maltepe`ye eve gidiyordu. Minibüs her zamankinden daha boştu, öyle ki oturacak yer bile vardı. Bir cam kenarına oturdu, kibarca parasını uzattı ve taşıtla dolu E-5 karayolunu seyrekoyuldu. Zehra okuldan çıkmıştı, eve gitmek için minib...” Okuyucu Puanı ;
15 Dakikanız Var mı?Yorucu bir okul gününün sonuna gelmişti Ahmet, oysa ki saat daha 15:25 idi. Kadıköy-Kartal minibüslerine bindi, Maltepe`ye eve gidiyordu. Minibüs her zamankinden daha boştu, öyle ki oturacak yer bile vardı. Bir cam kenarına oturdu, kibarca parasını uzattı ve taşıtla dolu E-5 karayolunu seyrekoyuldu. Zehra okuldan çıkmıştı, eve gitmek için minibüse bindi ve parasını uzattı. Şaşkındı, çünkü Kadıköy-Kartal minibüsünde boş oturacak yerler vardı. Tam birine oturacaktı ki arka sıradaki eski lise hocasını farketti. Ahmet Hoca öylece dışarıyı seyrediyordu. Zehra, yavaşça yanına oturdu ve: -Tanışıyor muyuz acaba? dedi sessizce. Ahmet Hoca önce ürktü, sonra Zehra`ya dönüp gülümsedi ve: -Pek sanmıyorum, dedi. Zehra: Rahatsız ettim, özür dilerim, dedi, sessizce gülüştüler. Ahmet Hoca: -Nasılsın bakalım, nerden? -İyi diyelim iyi olsun hocam, okuldan çıktım, eve gidiyorum,siz nasılsınız? -Aynı, dedi sadece Ahmet Hoca. Bir süre sustular. Sonra Ahmet Hoca sessizliği bozdu ve: -Okul nasıl gidiyor, diye sordu. Zehra: -İyi gitmiyor, dedi kibarca. Ahmet Hoca: -İngilizce o kadar zor değildir ki, dedi. Fakat Zehra`nın neyi kastettiğini anlamamıştı. Zehra, dersler iyi, okul iyi gitmeyen, diyerek sözünü düzeltti. Ahmet Hoca cevabın güzel olduğunu düşünerek gülümsedi ve devam etti: -Peki hayat nasıl gidiyor o zaman? Zehra beklenmedik anda beklenmedik bir soruyla karşılaşmıştı aslında fakat çok doğal bir soru olduğunu düşünerek sakin bir şekilde cevap verdi: -Hayat yarım bardak su. Kimi zaman dolu tarafı gözüme çarpıyor, kimi zaman boş tarafı. Dolu tarafı beni az da olsa mutlu ediyor, gülümseyebiliyorum. Ama boş taraf bana bu gülümsemeyi unutturabiliyor. Ahmet Hoca: O halde hep dolu tarafını görmeye çalış., dedi gülümseyerek. Zehra devam etti: -İstediğimiz her an dolu tarafı gözümüzün önünde tutamıyoruz. Boş tarafta bulunması gereken su damlalarının hesabını, bulunan su damlalarından soramam ki, ya da boş tarafın görevini mevcut damlalardan istemeye hakkım yok. Bu, biraz bencillik olur. Ama genel düşünürsek, memnunluk oyunu her iki tarafı da anlık sevindirir. Ben iyiyim hocam, peki ya sizin hayatınız nasıl gidiyor? Ahmet Hoca aslında Zehra`nın düşüncelerine çok önem veriyordu, bu lisede de böyledi fakat bunu hissettirmekten daha doğrusu düşüncelerini paylaşmaktan hep kaçmıştı, yine aynı şeyi yaptı ve ilgilenmiyormuş gibi kendisine yöneltilen soruya düşünmeden cevap verdi: -Benim bardağım da az da olsa doluydu ama birileri bardağımı düşürmüş olmalı ki artık boş, hiç su kalmadı. Peki ben şimdi boş alanların, olmayan damlaların hesabını nasıl soracağım? Aslında böyle bir cümle kurmayı kestirememişti Ahmet Hoca, sanki konuşan kendisi değildi, şaşırdı kendi söylediklerine, fakat söylemişti bir kere ve sonunda da soru sormuştu. Olduğu yerde biraz doğruldu ve cevap beklemiyormuş tavırlarına girdi, fakat Zehra çoktan konuşmaya başlamıştı: -Tabi ki de paylaşarak, hocam! -Ahmet Hoca, anlamadığını belli eden bakışlarla: Nasıl yani? dedi. Zehra: -Evet paylaşarak istediğiniz hesabı sorabilirsiniz. Benim yarısı dolu bir bardağım var, isterseniz hesap sormak için kullanın, isterseniz dolu tarafını görmek için, ama yarım bardaklık suyumun yarısı sizindir, dedi gülümseyerek. -Ahmet Hoca, böyle bir cevap beklemiyordu aslında. O an düşününce aslında paylaşmanın sorunlara çözüm de ışık da olabileceğini anladı. Bugüne kadar problemlerini hiçkimseyle paylaşmamıştı, üstelik "bu benim sorunum,öyleyse yalnızca ben çözebilirim" düşüncesini benimsemişti. Fakat şimdi, eski bir öğrencisi ona paylaşmanın yoklukları azaltacağını, acıları hafifleteceğini öğretiyordu. Ahmet Hoca, şaşkın ve duyduklarından memnun bir ifadeyle: -İlginç ve bir o kadar da doğru bir çözüm. Peki ama azalan suyun için sana borçlu olmayacak mıyım? Zehra masum bir tebessümle: -Bana 3sene boyunca öğrettiklerinize saysanız ve ben de hakkınızı az da olsa ödemiş olsam, ne dersiniz? dedi. -Ahmet Hoca gülümseyerek: -Çok güzel olur derim, 3 senelik alacağıma 15dk da kavuşmuş olmak beni sevindirir., dedi, sessizce gülüştüler. Aslında ikisi de birbirlerinden çok şey öğrenmişlerdi o güne kadar ve öğrenecekleri daha çok şeyin olduğuna çoktan inanmışlardı. Öyle ki, Ahmet Bey ineceği yere geldiğinde: -Bir başka tesadüfte, bir yerden tanıştığımızı hatırlarsak, bir 15dk`nı yine bana ayırabilir misin?, dedi. Zehra: -Seve seve, ama karşılığında 3 senenizi daha alırım., dedi ve ayrıldılar. Eğer siz de yaşadığınız her 15dk nın değerini anlamak ve kaybetmemek istiyorsanız, paylaşımlarınızı esirgemeyiniz. Unutmayınız ki, paylaştıkça sizden hiçbir şey eksilmez, aksine; kaybedenlerden değil, kazananlardan olursunuz...!
Tavsiye Et :
Ekim
16
Gözyaşımıza Kan Karıştı Yine Hangi Özür?
• Bahattin Gülyuva • Yaşamdan Hikayeler • 25 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Ekim
15
Ekim
15
Ekim
15
Ekim
14
Ekim
7
Ekim
7
Eylül
29
Eylül
10
Eylül
9
Mayıs
8
Mart
19
Şubat
3
Mutluluk Mu, Hani, Nerde?
• Hülya Korkut • Hayata Dair Denemeler • 1575 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Mart
25
Kasım
3 |
![]() |
|
||||||||||||||||||||||||