1yıl Yazısı
İkinci yaşından gün aldı. Kaçıncı kez aşkı heceledi. Ellerinde çözüldü, dağıldı aylar haftalar. İç içe spiraller kanatlandı gözlerinde. Yırtılan karelerin içinden yıldızlar fışkırdı. Granit tabanlarda insan yüzleri filizlendi. Her yüze kahır gibi bir çil noktalandı. Bir dahaki gelişinde kullanılmak üzere sermaye niyetine unutulmuşluklar bağışlandı. Mavi gökyüzüne beyaz yaylar çizildi. Otuz üçten bulutlar, altmış ikiden tavşanlar yapıldı. İçindeki denizde kayık gibi bir yaprağın üstünde yalanlar yüzdürdü. Parmaklarında günceler dokudu. Denemelerden yanılmalar, yanılmalardan şiirler hislendi. İlk yılın son çeyreğinde sıfıra yakın tamamlanmamış bir yarım bıraktı arkasında.
Zincirleme aşkların üzerine kozmopolit hüzünler düşürdü. Kardan adamlara kar maskesi dağıttı, Süperman’e yeni bir pelerin hediye etti. Sarmaşık desenli porselen tabaklarda servis edilen doğrulara çatalını dahi batırmadı. Yeni zincirin ilk halkasını maviye boyadı. Bir sara krizinde güven orucunu bozdu. Aşk dilinin gramerindeki bir istisnayı merceği altına aldı, formüller üretti, tezler yumurtladı. Köşe başındaki Türk lokantasında Arnavut ciğeri yedi. Cılız bir atın üzerinde şahlanan enaniyet şövalyesini mızrakladı, helvasını yedi. Özgürlük Heykeli’yle üç günlük esir anlaşması imzaladı, ilk gününde anlaşmayı feshetti.
Yüzüncü yıl şarkısı için doksan dokuz sene prova yaptı. Yeni pavyonda ilk kez sahne alacak bu gece. Bininci yıl limanına daha yüzyıl var. Demir almak vaktidir. Haydi kaptan. Tıpkı eski günlerdeki gibi yüzdürelim bu gemiyi aşk denizinde.
Zıplar adım bataklığına dönen yeşil bir kurbağanın siğilleri üzerinedir bu sempozyum. Akşama yakın bu kızıllıkta Hacivatlar kıvranıyor gökyüzünde. ‘Yirmi beşinci kısım Bannalise’de’ ikinci sahnenin perdelerini aralıyorum. Bu gece ‘hoş geldin’ soluklu arsız bir yağmur yağsa keşke. Ton balıklı makarna yılının üzerine fesleğen yapraklı acı sosudur bu gece. Merhaba bataklık. Ben geldim.