Öküz

         Elindeki tahtacı baltasıyla ustaca  bir vuruş daha yaptı.Koca çam ağacı çatırdayarak yavaş yavaş yana doğru eğilmeye başladı ve birden diğer çam ağaçlarının üzerine doğru devrildi. Devrilirken yanındaki çam ağaçlarına biraz takılır gibi oldu fakat dayandığı   ağaçlar, koca çamın ağırlığına dayanamadılar. Ağaç büyük bir gürültüyle yere düştüğünde birkaç küçük  ağacı da birlikte yere yatırmıştı.

          Biraz soluklandıktan sonra, yerde yatan ağacın etrafını bir  kaç defa dolandı. Ayağını ağacın gövdesine koyarak akortsuz bir ıslık tutturdu.

Ağacın dal ve budaklarını temizleyerek kabuğunu soyması ,yaklaşık yarım saatini aldı.

         Boynuna sarılı mendille terini kuruladı ,sonra tiz bir ıslık çaldı.  Bir kaç dakika sonra   aşağıdaki eğrelti ağaçları arasından, kısa boylu, tıknaz,esmer ,saçı sakalı bir birine karışmış biri çıktı . Yanında ikiye katlanmış bir şekilde iki kulplu kocaman bir testere vardı. Gelir gelmez çevik bir hareketle yerde yatan ağacın üzerinden atladı. Koca testereyi, ağacın üzerinde işaretlediği bir yere koydu. Diğeriyle karşılıklı çekmeye başladılar. Beş on dakika içerisinde koca çam ağacı yaklaşık üç metrelik dört parçaya ayrılmıştı.

         Kesme işi bitince sonradan gelen elindeki testereyle  geldiği yöne doğru giderek, eğrelti ağaçlarının arasında kayboldu.

         Diğeri çömeldi bir sığara sardı. Sırtını bir çam ağacına dayayarak sıcağın ve kuraklığın etkisiyle artık sararmaya yüz tutmuş ovaya doğru baktı. Bulunduğu yerden tüm Çukurova ayağının altındaymış gibi görünüyordu. Gün öğleye yaklaştığı için sıcaklık oldukça fazlaydı. Yine de Çukurova’nın sarı sıcağını düşününce haline şükretti.

         Aşağıdan gürültüler gelmeye başlamıştı. Dal hışırtıları arasında ``oha`` sesleri ve  kime edildiği belli olmayan bir kaç küfür işitildi.

Az sonra  dal ve yaprakların  arasından iki öküz göründü. Arkalarındaki esmer tıknaz  adamın omzunda,  üzerinde zincir dolanmış bir boyunduruk vardı.  Adam, boyunduruğu yere bıraktı. Gidip ,öküzlerden birinin kulağına yapışarak boyunduruğun yanına getirdi. Boyunduruğu ustaca kaldırıp öküzün boynuna yerleştirdi ve öküzün boynunun altından kıldan örme bir iple bağladı. Sonra diğer öküzü çekip getirerek aynı işlemi tekrarladı.

         Bu arada diğeri, artık tomruk haline gelmiş ağacın baş tarafına, halka şeklinde bir iz açmış zincirin bir ucunu getirip bu halkaya geçirmişti .

         Öbürü öküzlerin önüne geçti, elindeki kısa değneği öküzlerden birine dokundurdu. Bir ucu tomruğa ,diğer ucu boyunduruğa bağlı zincir ,birden gerildi.

          Şimdi yamaçtan aşağıya doğru inmeye başladılar. Doğrusu bu iniş, kayma ve sürünme arası bir şeydi. Öküzler, koca tomruğun önüne çıkan her engelde duraklar gibi oluyorsa da ,öndeki adamın ağzından çıkan bir sözle ,veya elindeki değneğin vücutlarına dokunuşuyla ileri doğru atılıyorlardı. Arkadan gelen adamın elinde kalın bir sopa vardı. Zaman zaman, yerde kayan tomruğa yön vermeye çalışıyordu.

Tomruğun yerde kayarken yerinden oynattığı taşlar, yamaçtan aşağı doğru yuvarlanıyor,geçtiği yerlerdeki bodur ağaçları gürültüyle kırıp geçiyordu.

Dağın eteğine inmeden, düz bir alanda durdular. Öküzlerin sırtından terler fışkırıyordu.  Ağızları köpürmüş, ayakları tir tir titriyordu. Duraklamayı fırsat bilen bir sürü sinek ,öküzlerin üzerine  üşüştü.

Arkadaki,zinciri tomruktan boşandırırken, öndeki de, öküzleri boyunduruktan kurtarıp, aşağıya doğru sürdü.

         Öküzler, dağın eteğine doğru inerek dalların arasında kayboldular

Yazı Sahibi
Muzaffer YükselKaya
Muzaffer Yüksel Kaya
Yazı Sayısı 64 Yazısı var.
Yaptığı Yorum 101 Yorum Yapmış
Aldığı Yorum 75 Yorum Almış
Bilgiler
Eklenme Tarihi 1/17/2007 tarihinde eklendi.
Okunma Sayısı 612 kez okundu.
Beğeni Düzeyi
Begeni Sayısı 0 kişi yazıyı beğenmiş.
Eleştiri Sayısı 0 kişi yazıyı eleştirmiş.
Paylaşım
Facebook da Paylaş Facebook' da Paylaş
Yazıyı Profilinizde Paylaşır.
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir. Yorum yapabilmek için üye olunuz ya da üye girişi yapınız.
Telif Hakkı Uyarısı
Öküz isimli yazı, Muzaffer Yüksel Kaya tarafından 1/17/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Etiket ve Anahtar Kelimeler
okuz , öküz , muzaffer , yüksel , kaya , yaşamdan , hikayeler , , Öküz, Öküz hikayesi, Öküz hikaye, Öküz nedir?, Öküz hakkında bilgi, Öküz hikayeleri, hikayeleri, Öküz nedir, Öküz hikayesi, Öküz hikayeleri,







Giriş Paneli
E-Posta Adresi :

Şifre :




Kayıt Üye Ol       Şifremi Hatırlat Şifremi Unuttum
Haftanın Konusu : Değişim

Bu hafta, haftanın konusu Değişim seçilmiştir. Bu konuda yazılan yazıları okumak için aşağıdaki butonu kullanabilirsiniz...

Yazıları Oku
Okudunuz mu ?
MelekÖztürk Mercan`ın Kızı
Melek Öztürk

Köşe Yazıları
Ertuğrul ErdoğanŞaşkın Bakkallar
Ertuğrul Erdoğan

Erol SunatGören Var mı?
Erol Sunat
ADnet Reklamları

Hikayeler.Net Yeni Yazılar