Klasik Türk MüziğiKlasik Türk MüziğiOnca zenginlikler içeren, gönül tellerimizi titreten, kültürümüzün en önemli unsurlarından olan musikimizi ne kadar tanıyoruz diye düşündüm… Artık hayatımıza o kadar çeşitli müzikler karıştı ki; elbette yerine göre veya zevke göre birkaç tür müzik dinliyoruzdur. Ancak müzikte de farklı kültürel zenginlikleri yaşarken kendi kültürümüzden kopmamak ya da daha bilinçli olmak adına müziğimizi tanımak için karınca kararınca biraz kafa yoralım istedim.Klasik Türk Müziğinin ( musikimizin ) en büyük özelliği melodik yapısı ve ritm olarak, yani usul ve makam bakımından kendine has bir karakteri olmasıdır. Batı müziğinde majör ve minör dizilerden kurulu 24 ton sistemine karşılık klasik Türk müziğinde 700 civarında makam vardır. Batı müziğinde bir tam ses 9 komadan müteşekkildir. Ve 5 koma diyez, 4 koma bemol olarak ikiye ayrılır. Oysa Türk müziğinde 9 komadan oluşan bir tam ses beşe bölünerek 1-4-5-8-9 komalardan müteşekkil; koma, bakiye, küçük mücennep, büyük mücennep, tanini olmak üzere 5 ayrı ses elde edilmiştir. Yani batı müziğindeki bir oktav içindeki 12 sese karşılık Türk müziğinde 60 ses vardır. İşte bu ses zenginliğidir ki batı müziğinin 24 tonuna karşılık Türk müziğinde 700 civarında makam zenginliği oluşturur.Bu makamlar bir zamanlar öyle usta ellerde işlenmişler ki; Mozart, Beethoven ve Schoopen gibi ünlü bestekarlar bile musikimize olan hayranlıklarını gizleyememişlerdir. Mozart’ın “Türk marşı” bunun en belirgin örneğidir. Her milletin müzik kültürü birbirinden farklıdır. Türk müziği; zengin ritmik yapısıyla, makamların işlenişiyle, özgün enstrumanları ve kendine has yorumlama tekniği ile dünya müzik kültürleri arasında önemli bir yere sahiptir. Türk müziği orta asyadan günümüze kadar çok geniş bir yelpaze çizer. Buna bağlı olarak orta asya Türk müziği kültürünü de bu yelpaze içinde ele almak gerekir. Bu geniş yelpaze içindeki müzik kültürümüz; İslamiyet öncesi dönem, islamiyetin kabulunden sonraki dönem ve batılılaşma dönemi olarak üç dönemde ele alınır. İSLAMİYET ÖNCESİ DÖNEM: Bu dönem müziğin, din adamları olan şamanlar tarafından yapıldığı dönemdir. Müziğin çok özel bir yerinin olduğu dini törenlerde müzik, büyü amacıyla kullanılırdı. Bu müzik daha sonraları askeri törenlere ve eğlencelere taşındı. Askeri törenlerde müzik yapan gruplara “ tuğ “ takımları adı verilirdi. Bu günkü bağlamanın atası olan “kopuz”, bu dönemin telli çalgılarındandır. Davul bu dönemde Türklerde bağımsızlık simgesi sayılırdı. Başlıca müzik türleri kam (şaman), tuğ, kahramanlık, eğlence ve ozan müzikleridir. Bu dönemde müzik çalgı, makam ve ritm bakımından önemli gelişme göstermiştir. İSLAMİYETİN KABULUNDEN SONRAKİ DÖNEM: Türklerin İslamiyeti kabulunden sonra müzik yeni bir gelişme dönemine girmiş, makam ve usul bakımından bir çok yeniliklere geçilmiştir. Askeri müzik grubu olan “ tuğ “ takımının yerini “tabıl” ve “mehter” takımları almıştır. İstanbul, Edirne, Bursa, Konya gibi büyük kentler müzik merkezleri haline gelmiştir. Saraylarda ve konaklarda gösterilen özel ilgi ile müzik, sanat olarak büyük bir gelişme göstermiştir. Bu dönemde Yusuf Has Hacip, Farabi, Abdül Kadir Meragi, Hafız Post, Itri, Dede efendi, Hacı Arif bey, Zekai Dede, Şevki bey gibi önemli müzik adamları ve besteciler yetişmiştir. BATILILAŞMA DÖNEMİ: Osmanlının son dönemlerinde batılılaşma hareketleri ile birlikte 1826 yılında mehter takımı kaldırılmış, yerine; İtalyan asıllı Fransız müzisyen Donizetti paşa tarafından batılı anlamda bandolar kurulmuştur. Cumhuriyetten hemen sonra da opera ve senfoni orkestraları kurulmuştur. Doğu ve batı kültürünün bir arda işlendiği böyle bir ortamda zamanla çok sesli Türk müziği doğarak müzikte yeni bir tür ortaya çıkmış ve yeni bir çığır açılmıştır. Hüseyin Sadettin Arel, Suphi Ezgi, Rauf Yekta ve Ali Rıfat Çağatay gibi ünlü müzisyenler bu dönemde yetişmişlerdir. Türk müziğine önemli katkılarda bulunan bu müzik adamlarımıza ilave olarak Ahmet Adnan Saygun, Necil Kazım Akses, Cemal Reşit Rey, Osman Zeki Üngör, Ulvi Cemal Erkin gibi ünlü bestecilerimizi de sayabiliriz. Yine bu dönemde müzik eğitiminde de büyük gelişmeler sağlanmış, bir çok besteci ve sanatçılar yetiştiren okullar, kurumlar açılmıştır.
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Klasik Türk Müziği isimli yazı, Erol Güldiken tarafından 23.02.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Ocak
8
Ocak
2
Aralık
27
Aralık
27
Aralık
25
Ocak
2
Kasım
25
Kasım
4
Ekim
31
Ekim
29
Nisan
18
Mart
11
Şubat
23
Kasım
17
Yakamoz (gerçek Bir Hikaye)
• Erol Güldiken • Yaşamdan Hikayeler • 1320 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Kasım
10
Sağlıklı Toplum ve İletişim
• Erol Güldiken • Eğitim Makaleleri • 1281 kez okundu. • 12 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||
Copyrights © 2000 - 2009 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır

Rss |
İletişim