Sebepsiz Ölümlerin FailiSebepsiz Ölümlerin FailiOrtalık karışıktı. Bütün gözlerde meraklı bir bakış vardı. Polisler toplanan kalabalığı biraz açmaya çalışırken, kalabalığın arasında bir feryat yükseliyordu:- Kızım! Yavrum benim! Bizi yalnız başımıza koyup nereye gittin? Nereye? Bu acıklı ağıt herkesin yüreğini kabartıyordu. Polisler kendi aralarında "bu kaçıncı" diye konuşuyordu. Çünkü aynı şehirde aynı şekilde işlenen bu beşinci cinayetti ve bu cinayetlerin failleri bir türlü bulunamıyordu. İlk cinayet geceyarısı sahilyolunda işlenmişti. Arabasını park etmiş bir genç kız, arabasından bir kaç metre ilerde, bir iple boğularak öldürülmüştü. İkinci cinayet ise Belgrat Ormanı yolu girişinde ve yine gece işlenmişti. Bu cinayette ise yine bir genç kız, bu sefer arabasının içinde iken ve muhtemelen arabasını sürerken dışarıdan silahla vurularak öldürülmüştü. Çünkü araba ağaca çarpmıştı. Hatta bu çok hızlı bir çarpma olmuştu çünkü kızın boynu kırılmıştı. Üçüncü cinayet pek acıklıydı. Köpeği ile birlikte koşuya çıkan bir kız, jandarmaya yapılan bir ihbarla ölü olarak bulunmuştu. Ama ne ölüm? Kız muhtemelen öldürülmeden önce çok işkence görmüştü. Çünkü kız bulunduğunda, ayak kemiklerinin ikisi de kırılmış, sağ kolu kesici bir aletle tamamen kesilmiş, sol kolu ise muhtemelen bir aracın arkasına bağlanıp aniden çekilerek kopartılmıştı. Büyük ihtimalle bu koparılan organları kız canlıyken kendisine gösterilmişti. Kulakları da kesik olan kız, boğazı parçalandıktan sonra bir ağaca asılmıştı. Yanındaki köpeğin ise başı sert bir zincirle bir ağaca bağlanmış, arka tarafı ise yine aynı araçla çekilerek hayvan ikiye ayrılmış, iç organları dağıtılarak vahşice öldürülmüştü. Hayvancağız kimbilir nasıl da acıalr çekip, nasıl haykırmıştı. Dördüncü ölüm olayı denizde olmuştu. Aynı şehrin bir tatil köyünde haftasonu işlenen bu cinayet, oldukça soğukkanlılıkla işlenmişe benziyordu. Çünkü yerleşim yerinin çok yakınlarında olmuştu. Gece ateş yakıp bira içen bir grup genç, yine her gece olduğu gibi sahilde ateş başında alkol alarak bir gece geçirmişler ve dağılmışlardı. Fakat bir tanesi evlerine ulaşamamıştı: Hâle! Hâle, arkadaşları gittikten sonra ateşin başında biraz daha oturmayı deneyerek bilmeden hayatına son vermişti. Bulunamayan katil, bu kızın ağzını sıkıca bağladıktan sonra çırılçıplak soymuş ve o şekilde denize atmıştı. Kızın otopsi raporunda çıkan sonuç ise, kızın boğularak değil donarak öldüğüydü. Bu, kesinlikle korkunç bir ölüm olmalıydı. Saatlerce suyun içinde kalıp kalıp dışarı çıkmak ve böylece yavaş yavaş ölmek. Bu dayanılacak şey değildi. Son ölüm olayı ise işte buydu. Hedef hep genç kızlardı ve bunun mutlaka bir sebebi olmalıydı. Acaba bu bir seri katil miydi yoksa bu ölümlerin birbiriyle ilgisi var mıydı? * * * Uzun uğraşlar sonucu, bu genç kızları öldüren kişi yakalandı. Adliye`ye sevk olunduktan kısa süre sonra mahkemeye çıkarılan bu adam, şimdi hakimin karşısında sorulan soruları cevaplıyordu. Hakim sordu: - Neden işledin bu cinayetleri? Adam cevap verdi: - Onları sevmiyorum. - Kimleri sevmiyorsun? - Genç kızları. - Sevmediğin herkesi öldürmek mi gerekir? Katil bu soruya son derece soğukkanlılıkla cevap verdi: - Evet. Hakim bu cevaba karşı sinirlenir gibi olmuştu: - Yani senin sevmediğin hiç kimsenin yaşamaya hakkı yok öyle mi? - Aslında bir kaç yıl öncesine kadar öyle değildi. Ama benim sevgimi ve duygularımı kullandılar. Canımı öyle bir yaktılar ki, artık hayattaki herkesten nefret ediyorum. Benim yüreğimden sevgiyi ve merhameti sildiler. Sevgi ve merhamet olmayınca ortaya sadece kin ve nefret çıkar. İşte benim de içimden geçen bu kin ve nefret. Hakim şaşırmıştı: - Sen bir canisin! - Evet, sizin söyleyişinizle bir caniyim. Hapishaneden çıkarsam da, bu öldürmelere devam edeceğim. Hakim, yanındaki diğer hakimlere sorduktan sonra kararı açıkladı: - Sanık Tuğrul YÜREKLİ hakkında, Türk Ceza Kanunu`nun 82. maddesinin b ve i bendleri uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapsiyle cezalandırılmasına karar verilmiştir. ...Ve Tuğrul, iki koluna giren iki jandarma marifetiyle ağır ağır ömrünün sonuna kadar çürüyeceği koğuşuna yürümeye başladı. Aklından tek geçen ise bir kızı daha öldürmekti.
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Sebepsiz Ölümlerin Faili isimli yazı, Sadi Saçak tarafından 24.02.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Ocak
7
Ocak
4
Ocak
2
Aralık
30
Aralık
30
Aralık
28
21 Yıl Sonra Gelen Aşka Bir Dörtlük
• Sadi Saçak • Aşk Şiirleri • 31 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Aralık
2
Yalnız Kalmak Karanlık Gecede
• Sadi Saçak • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 112 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
22
Kasım
18
Kasım
16
Haziran
15
Haziran
19
Eylül
23
Ağustos
24
Şubat
9 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||
Copyrights © 2000 - 2009 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır

Rss |
İletişim