kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Anı Hikayeler

Siyah Beyaz Fotoğraflar


Siyah Beyaz Fotoğraflar

Sadık, 2,5 yıldır bisikletinle her gün Susurluk’tan M.Kemalpaşa’ya, sabah akşam gidip geliyordu. Bisiklet kullanmayı çok seviyordu. M.Kemalpaşa’ya fotoğrafçılık mesleği için Susurluk’tan gelmeden 10 yıl önce, 1923 yılında Susurluk-Balıkesir arasında yapılan bisiklet yarışlarında 2. gelmişti.
O gün uzun yol boyunca neşeli şarkılar söylüyordu… Bugün bisikletle son yolculuğu idi. M.Kemalpaşa’da oturmak için ev bulmuştu. O şehirde artık nişanlısı vardı; evlenecekti. Üzerinden küçük siyah beyaz kenarları tırtıklı bir resim uçup gitti rüzgârla. Yol kenarındaki bir ağacın altındaki sarı yaprağın yanına düştü. Yaprak gibi sararıp gidecekti yalnızlıkta. Resimde bir anne, bir baba ve aralarında küçük çocukları vardı. Her ailenin fotoğraf albümlerini süsleyen böyle bir resmi mutlaka vardı.
Sadık, Balıkesir Rüştiye mezunu idi. Fotoğrafçılık mesleğine 1923’de 16 yaşında başladı..
Subay eniştesi İstanbul’da bulunduğu yıllarda, Sadık’ı bu mesleği öğrenmesi için İstanbul’a yanına çağırıyor. Bu meslek o yıllarda revaçtadır, öğrenmesi için 4 ay kurs görecektir. O yıllarda bu mesleği İstanbul’da Rumlar yapıyordu. İstanbul’da 4 ay fotoğrafçı yanında çalışıp mesleği öğrenerek Susurluk’a dönüyor… Askere gidene kadar Susurluk’ta fotoğrafçılık yapıyor. 24 ay askerliği yaptığı sırada orduda askerlerin resimlerini çekiyor.
1933 baharında M.Kemalpaşa’da kendine işyeri açıyor.
Sadık’ın sporculuğu sadece bisiklete binmekle kalmıyordu, Susurluk İdman Yurdunda futbol oynamıştı. 1926-28 yıllarında maç yapmak için stadın içine suyun üzerinde sal ile giriyorlardı. Futbolu seviyordu 1942-1945 yıllarında M.Kemalpaşa’da Gençler Birliği Spor Kulübünde başkanlık yaptı.
Fotoğrafçılık yaşamı boyunca ilçede Foto Sadık unvanıyla anılan Sadık’ın en büyük yardımcıları, aynı işyerinde beraber çalıştıkları oğulları Sümer ve Sacit idi. Meslekte yoğun fakat zevkli günler geçirmişlerdi. Mesela, resmi törenlerde anne babalar “benim çocuğumun resmini çek”, diye sürekli uyararak fotoğrafçıyı çekiştiriyorlardı. Delikanlı erkek ve kızlar bayramlık elbiseleriyle resim çekinmek için işyerine geliyorlardı. Bu büyük koşturmaca ve yoğunluk 1985 yılına kadar sürdü.
O hızlı fotoğrafçılık günlerinde: Aile bireyleri, biri fotoğraf çekiyor, biri karanlık odada negatifleri karta aktarımla uğraşıyor, diğeri fotoğraflar üzerinde rötuş yapıyor, kartonların kenar kertiklerini hazırlıyordu. Kendi aralarında gün içinde değişebiliyordu yaptıkları bu işler.
Karanlık odada bazen süresi sabah 7’den gece 2’ye kadar ayakta geçen çalışma saatlerinde tırnakları koyu kahverengi olmuştu. Tırnaklarındaki bu renk, resimler için hazırladıkları içi kimyasal suyla dolu çinko küvetin içinde olmuştu. Karanlıkta, kırmızı ışığın altında suyun içinde elleri iç içe kayan siyah beyaz resimlerle oynaşıyordu.
Karanlık odadaki 15 watlık kırmızı ampul… Kırmızı ampul olmadığı zamanlar normal ampulün etrafı kırmızı kâğıt kapatılıyordu.
O günlerde siyah plastik negatif film parçasına halk arasında “resmin arabı” deniyordu. Müşteriye kesinlikle negatif verilmez, negatifler arşivde saklanırdı.
Renkli fotoğraf çekimine 1980’li yılların başında geçildi. O yıllarda oğlu Sümer boynuna asılı 2 fotoğraf makinesiyle geziyordu . Siyah beyaz fotoğrafçılık 1985 yılında bırakıldı.
Foto Sadık, yaşamı boyunca çok sayıda kalfa ve çırak yetiştirmişti. Bunlar mesleklerini M.Kemalpaşa, Bandırma, İzmir, Buca gibi şehirlerde sürdürdüler.
Foto Sadık, büyük adamların ve ünlü sanatçıların resmini çekti. Tarihi kişilerin arasında İsmet İNÖNÜ, Celal BAYAR vardı. O günlerde bir Paşa’ya “dur” demek zordu, bunu sadece fotoğrafçı diyebilirdi. Alemünit makinenin karşısında resme durmak; resmi çekilecek kişinin 10 saniye kıpırtısız beklemesi gerekiyordu.
Ünlü sanatçıların resimlerini de çekti: İlçede birçok film çekilmişti. 1954 de Beyaz Mendil filmi, 1956 da Gelinin Muradı filmi,.. Film çekimleri için ilçede bulunan Hülya KOÇYİĞİT gibi sanatçıların resimlerini çekmişti. 1963 yılında ilçede çekilen Vurun Kahpeye filminin yönetmeni Orhan AKSOY yakın akrabası oluyordu. Sinema insanlar için çok önemliydi o dönemlerde. Sinemaya gelenlerin yan yana duran 50-60 bisikleti, film bitimine kadar film sırasında dışarıda güven içinde olurdu. İlçede konser için bulunan, Hamiyet YÜCESES, Barış MANÇO gibi sanatçıların resimlerini çekmişti.
Fotoğrafçılık mesleği duygu ve heyecanlara yönelik bir meslek olduğu için yüzlerce anı edinmişlerdi. 1955-1965 yılları arasında resim çekinirken özellikle kadınlar fotoğraf makinesinin karşısında günahtır düşüncesiyle, sıkılarak başını öne eğiyor, makineyle göz göze gelmek istemiyordu. Resmi çeken kişi müşteriye bu konuda uyarılarda bulunuyordu. Sempati ile anımsadığı anılardan birisi, 1957 yılında fotoğrafa hazırlanmasını istediği bir müşterisini, odaya girdiğinde sandalye üstünde ayakkabılarını çıkarmış, ayakta fotoğraf çekilmeye bekler durumda bulmuştu.
Fotoğraf malzemelerini ayda bir İstanbul’dan alıyorlardı. 1975 yılından itibaren Bursa’dan almaya başlamışlardı.
Sadık ve oğulları ilçedeki birçok tarihi olayı bugünlere hatıra resmetmişlerdir. O günlerde ve olaylarda insanlar siyah beyaz resimlerde görüntülendiler…
1939 yılını 1940’a bağlayan yılbaşı gecesi ilçede sel felaketi yaşanıyor. O günlerde ilçe deresinin kenarlarında sedde duvarı bulunmuyordu. Fotoğraf dükkânı da diğer mekânlar gibi su altında kalıyor. Sel baskınında makineyi alıp, bayır mahalle denilen, Selimiye mahallesine çıkıp, selin resmini; acının fotoğrafını çekmişlerdi. Sel felaketinde işyerinden sadece fotoğraf makinelerini alıp kaçabilmişlerdi.
1964 yılı Ekim ayında, akşamüstü deprem yaşanmıştı ilçede. Çarşıda bazı yerlerde yol boyunca derin yarıklar oluşmuştu. Büyük oğul Sümer, başka semtten fotoğraf çekimi sonrası korkarak eve doğru yürüyordu. Eve 150 metre kadar yaklaştığında, evin bir duvarının tamamen yıkılmış olduğunu gördü. Yeni sünnet olmuş kardeşi Sacit 2. kattan inememiş, sünnet yatağının içinde öylece bekler durumda kalmıştı.
1907 doğumlu Foto Sadık 1981 yılında vefat ettiğinde oğlu Sümer 36 yaşında, Sacit 27 yaşındaydı.

Yıl 1992
O gün, Foto Sadık’ın oğulları Sümer ve Sacit, dere kıyısındaki negatif film dağının yanında hüzünlüydüler.. Biraz sonra, yılların emeği, yılların anısı, binlerce fotoğraf negatifi yanacaktı. Negatifler, tırnak kadar parçası kalmayacak şekilde yanacaktı…
Deredeki su habersizce akıp geçiyordu…Siyah beyaz fotoğraflardaki binlerce insanın yıllarının, zamanın içinde akışı gibi... Resme durdukları günlerinin, saatlerinin akması gibi, su da öyle bir çırpıda geçip gidiyordu.
Bir kibritte bitecekti bu anı dağı. Hepsine gözü değmiş, elleri değmiş, kalpleri değmişti; mesleği hep sevmişlerdi.
Akan sudaki bir su damlası, hiçbir damla, kıyıya takılıp kalmadığı gibi, zamanın içinde de fotoğraf makinesine verilen pozlardaki duygular akıp gitmişti zamanla. Bu küçük yangın sadece bir semboldü şimdi…
Günümüzde siyah beyaz resimler hüzünlendirir artık bizi. Hüzne bulaşır insan, ya o resimleri çeken biriyseniz, yüzlerce binlerce, bir kasırgada döner başınız, bırakmaz bu hüzün sizi..
Kolaymıydı ki; elinde siyah beyaz bir fotoğrafla sevdiklerini uzun uzun hasretlikle anımsamıştı sevenler, sevgililer,..Bazen de bir öğrenci, bir asker...Aile toplantılarında duvardaki resimde muhabbet sırasında resme kayıp giden gözler, resimdeki kişiden söz etmeler...
Ve bırakmadı bu hüzün Sümer’in yakasını, siyah beyaz günlerin duygusal mutluluğu…Bir müzik korosuna girdi ve hüzünlü ağır şarkıları seçmek istedi söylemek için... Şarkılara karışmışsınızdır şimdi, siyah beyaz resimlerin terk edişinden sonra….
Sadece siyah beyaz...İki renkte nasıl buluyordu ruh, bu renkliliğini... Gülüşler donup kalmış, kartonların üzerinde, resim albümlerinde şimdi.
Eski günlerde resim albümleri açılırken, karanlık sayfalara jiletle açılmış kertiklere takılmış kenarları tırtıklı resimlerin aydınlığı yüzümüze vuruyor...Fotoğrafın kenarındaki tırtıkları kim yapıyordu, resmin altına kim imzasını atardı,..
Sümer, kırmızı ışıklı karanlık odadan çıkıyor…Karanlıktan ışığa çıkmak ansızın gözlerin zorluğu…Masada küçük bir cihazla tırtıkları oluşturan kardeşine, liseye resim çekmeye gidiyorum, diyor.
1990 yılına kadar aynı evde, aynı işyerinde yaşamış coşkuyu da, hüznü de bu fotoğrafçı aile.
Gece düğünlerinde, makinenin flaşını patlattı aydınlattı gülüşlerin arasındaki karanlığı...
Sümer, yoğun çalışma hayatının sonunda şimdi bir koroda kendini dinlendiriyor, bundan mutluluk duyuyor gibi. Folklor kıyafetiyle Efe Türküsünün içinde döndüğünde ise hayat onun gibiydi…
14 yıldır Halk Eğitim Merkezinin klasik sanat müziği korosunda, 6 yıldır Belediyenin korosunda görev alıyor. Hafta içinde iki koroya da yetişiyor, şarkı söylemeyi hobi ve zevk edinmiş,.. Şimdi zaman onun resmini çekiyor korodaki durgun duruşunda ve o sade duruluğunda.,, Sümer, bilmişliklerini, birikimlerini hüznünün arkasına gizlemiş, hayatından memnun,.. Kendisinle tanıştıktan sonra, ona kolayca inanıyor ve güveniyorsunuz. Siz ona inandıkça ve güvendikçe o daha rahatlıyor, çok iyi bir insan ve çok iyi bir dost olduğunu gösteriyor.
Evet, korodaki sırasında şimdi o, yılların yorgunluğuyla kendi resminin çekilmesi zevkinde demleniyor gibi şarkılarda. Sümer kitap okumayı çok seviyor, roman, araştırmacı tarih yazarlarının kitaplarını okuyor. İlkokuldan beri karakalem resim yapmayı seviyor, bazı Türk büyüklerinin resimlerini karakalem 1–2 dakika içinde tamamlıyor. Mesleğinin ayrıntılarını hep sevmişti Sümer, siyah beyaz resim döneminde sulu boya ve pastel boya ile resimlere renk vermek hoşuna gidiyordu. Kalabalık aile günlerinde ev ahaline darbuka çalmayı seviyordu..Hayatı fotoğraf çekmekle geçmişti ama o günlerdeki yoğunluktan kendisinin az sayıda resmi bulunmaktadır.
Bu duygusal, sevecen kardeşler, 2007 yılının ortalarında mesleği bıraktılar...




Siyah Beyaz Fotoğraflar
Yazı Sahibi
Arif Ödemiş
Arif Ödemiş tarafından 28.2.2008 tarihinde eklendi 1873 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı

Telif Hakkı Uyarısı
Siyah Beyaz Fotoğraflar isimli yazı, Arif Ödemiş tarafından 28.02.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...


Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :

Ocak
6
Eski Satıcılar
Zeynep AkıllıAnı Hikayeler • 40 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Ocak
6
Bağ Bozumu
Rasim CanbolatAnı Hikayeler • 33 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Ocak
5
Kıl Top
Rasim CanbolatAnı Hikayeler • 41 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ocak
4
Körüklü Fotoğraf Makinasi
Rasim CanbolatAnı Hikayeler • 42 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Aralık
30
İlkokul Arkadaşlarım
Rasim CanbolatAnı Hikayeler • 144 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Aralık
24
Göğün Ortasında Karla Karışık Karanlık
Arif ÖdemişAsker Şiirleri • 85 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
13
Tonik Bitti
Arif ÖdemişHayata Dair Şiirler • 39 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
11
Kasım
26
Gecenin Şeytanı
Arif ÖdemişAşk Şiirleri • 63 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Kasım
26
Sonbahar
Arif ÖdemişModern Şiirler • 206 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Şubat
28
Siyah Beyaz Fotoğraflar
Arif ÖdemişAnı Hikayeler • 1874 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Şubat
2
Umut Zamanı
Arif ÖdemişDostluk Hikayeleri • 1538 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mayıs
18
Ozan Öğretmen
Arif ÖdemişKültür ve Sanat Hikayeleri • 1299 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Şubat
5
Güzel Prenses Kirmasti
Arif Ödemişİronik Hikayeler • 1028 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ocak
28
Yiğit Emir Eri Ali
Arif ÖdemişAskeri Hikayeler • 901 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Siyah Beyaz Fotoğraflar, Siyah Beyaz Fotoğraflar hikayesi, Siyah Beyaz Fotoğraflar hikaye, Siyah Beyaz Fotoğraflar nedir?, Siyah Beyaz Fotoğraflar hakkında bilgi, Siyah Beyaz Fotoğraflar hikayeleri, Arif Ödemiş hikayeleri, Siyah nedir, Siyah hikayesi, Siyah hikayeleri, Beyaz nedir, Beyaz hikayesi, Beyaz hikayeleri, Fotoğraflar nedir, Fotoğraflar hikayesi, Fotoğraflar hikayeleri,

edebiyat



ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Gelen Gideni Aratır

Erol Sunat
Deli Para…

Sezer Nişancı
Yeni Yıl Eskidi mi?

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2009 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Videolar Arkadaş Bul