8 Gün / 25 Saat
22 / 1 / 2008 Salı tarihinde Zeynep Sarsılmaz tarafından eklendi, 272 kez okundu...
“Günlerden pazar... Aynı hayal kırıklarının içinde yaşama hevesimi biraz daha kaybediyorum. Bir şeylerin en sonuna gelmişim. Baksana! Haftayı bile öldürdü düşlerim. Bu küçücük evde geçen günleri bile... Burada kendimden başka konuşacak kimsem yok. Nefes alabileceğim miktarda havayı bile zor buluyorum. Bir kaç küçük mumla aydınlanıyor beynim. Vücu...” Okuyucu Puanı ;
8 Gün / 25 SaatGünlerden pazar... Aynı hayal kırıklarının içinde yaşama hevesimi biraz daha kaybediyorum. Bir şeylerin en sonuna gelmişim. Baksana! Haftayı bile öldürdü düşlerim. Bu küçücük evde geçen günleri bile... Burada kendimden başka konuşacak kimsem yok. Nefes alabileceğim miktarda havayı bile zor buluyorum. Bir kaç küçük mumla aydınlanıyor beynim. Vücudumdan da ruhumdan da iğrenir haldeyim. Nasıl bu hale geldim ki ben? Hani geleceği parlak sevimli öğrenciydim ilkokulda? Öğretmenim elimin üstüne yıldız çizerdi yüksek not aldığımda. Karne günlerinde de kırmızı kurdela dağıtırdı biz "geleceği parlak" olanlara. Ne değişti? Günlerden pazartesi... Boğazıma kadar boka battım. Evdeki tek yaşam belirtisi olan küçük kaktüsüm de defoldu gitti dünyadan. Çölde bile rahat rahat yaşayan şey benim evimde yaşayamıyor. Yine o korkunç duyguların en başındayım işte. Sekizinci gün o kadar uzak görünüyor ki şu an, anlatamam. Hiç yataktan kalkmasam bugün? Şu kararmış çarşaflarla tere batmış yorganların arasından çıkmasam? Kafamı salyalarımdan ıslanmış, pis kokan yastığıma gömsem? Saat geç oldu sanki... Artık biraz uyusam diyorum... Günlerden salı... Kırık aynam yine şaşırtıyor beni. Saçlarımın arasında bir kaç gümüşi tel ne kadar eskidiğimi hatırlattı bana. Halbuki daha 20`lerimdeyim ben. Sahi, kaç yaşıma geldim acaba? Doğumgünüm ne zamandı? En son 16 yaşımda filan kutlamış olmalıyım doğumgünümü. Hayal meyal hatırlıyorum. Aradan bir 10 yıl geçmiştir herhalde. Yazık... Hala genç sayılırım. Düşündüm de bu evi yapan adamın güneşten, gökyüzünden filan haberi yokmuş sanırım. Bir tane pencere olmaz mı ya? Ya da biraz hava? Günlerden çarşamba... Hala hayattayım. Ne tesadüf!Her sabah aynı şoku tekrar tekrar yaşıyorum zaten. Hayal kırıklıklarım da boğazımda ufak kesikler oluşturmaya başladı. Bu kadar gömülmüş müydüm? Haberim yoktu. Evet... Hayaller... Doktor olacağım! Helal süt emmiş bir kızla evlenip boy boy çocuk yapacağım. Tutulan bir enstrüman -mesela gitar- çalmayı öğrenip adımı dünyaya duyuracağım. Evet,tabi... Becerebildiğim tek tıbbi müdahele damardan biraz oksijen vurmak. Bir de bir kaç küçük hap yutmayı biliyorum. Evime gelen "helal süt emmiş" yegane kadınlar da mahallenin işsiz kalmış ucuz fahişeleri. Müzik konusunda da... Geceleri beni uyandırabilecek kadar yüksek volümlü gaz melodilerim var. Belki bir gün albümü piyasaya sürerim. Günlerden perşembe... Tam göbeğindeyim olayların. Olay? Yıllardır olaylı tek bir saniye bile geçmedi bu evde. Beniim için en büyük olay sıçmak. Tuvalet ağzına kadar doldu artık. Lavaboya işiyorum ama katı atıkları yok etmek biraz zahmetli. Zamanla bu konteyner gibi yerde sıkıldığımı hissediyorum. Tuvaletin bile hali malum. Daralıyorum burda! Her şeyin bir sınırı var ya! Daha iyisini hakettiğimi düşünüyorum. Öyle değil mi? Günlerden cuma... Buzdolabında bir şarap şişesi buldum. 70`li yıllardan kalma bir şey. Bu iyi bir şey değil mi? Yıllanmış şarap iyidir. Cuma gibi güzel bir günde iyi gider. Ama önce evdeki bu berbat kokuyu çıkarmanın bir yolunu bulmalıyım. Böyle bir kokunun ortasında romantik anlar yaşayamam ne de olsa. Eski bir kırmızı şarap. Yanacağından emin olmadığım, tükenmiş bir kaç mum. Mum ışığında bana erotik danslar yapan duvar çatlaklarım ve tabi ki mastürbasyon yapan ben. Şansım varsa bugün bir de fahişe gelir kapıma. En azından beni bir dertten kurtarır. Günlerden cumartesi... Sona bir adım daha yaklaştım. Çürüyorum yavaş yavaş. Bu ev de, buradaki nesneler de benimle birlikte çürüyor. Tamamen yok olacağımız zamanı sabırsızlıkla bekliyorum! Bu karanlıkta, bu kasvette ayakta durabilene helal zaten. Şu zavallı kaktüs mesela. En çok da ona üzülüyorum. Ben de onun gibiyim. Belki de bunun için o kadar üzülüyorum ona. Tek ihtiyacım olan biraz ışık. O kadar karanlık ki burası... O kadar yalnız ki... Tek ihtiyacım olan biraz insan sevgisi. Tek ihtiyacım olan... Biraz uyku... Günlerden pazar... Aynı hayal kırıklarının içinde yaşama hevesimi biraz daha kaybediyorum. Bir şeylerin en sonuna gelmişim. Baksana! Haftayı bile öldürdü düşlerim. Bu küçücük evde geçen günleri bile... Burada kendimden başka konuşacak kimsem yok. Nefes alabileceğim miktarda havayı bile zor buluyorum. Bir kaç küçük mumla aydınlanıyor beynim. Vücudumdan da ruhumdan da iğrenir haldeyim. Nasıl bu hale geldim ki ben? Hani geleceği parlak sevimli öğrenciydim ilkokulda? Öğretmenim elimin üstüne yıldız çizerdi yüksek not aldığımda. Karne günlerinde de kırmızı kurdela dağıtırdı biz "geleceği parlak" olanlara. Ne değişti? Günlerden pazartesi...
Tavsiye Et :
Eylül
2
Eylül
2
Ya Nail Ne Kadar Detay Düşünüyorsun
• Nail Asarkaya • Kişisel Hikayeler • 9 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
25
Diriliş Çanakkale 1915 Özet (2 Kısım)
• Nail Asarkaya • Kişisel Hikayeler • 43 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
25
Diriliş Çanakkale 1915 Özet (1 Kısım)
• Nail Asarkaya • Kişisel Hikayeler • 55 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
23
Temmuz
21
Temmuz
21
Temmuz
21
Mayıs
18
Mayıs
18
Yeni Bir Hayat! (hissiyatları Terketmek 4)
• Zeynep Sarsılmaz • Yaşamdan Hikayeler • 85 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
14
Ocak
22
Mayıs
14
Mayıs
14
Mayıs
14
Hissiyatları Terketmek (3)
• Zeynep Sarsılmaz • Yaşamdan Hikayeler • 115 kez okundu. • 0 kez yorumlandı. |
![]() |
|
||||||||||||