80 Kuşağının Sohbeti
2 / 7 / 2008 Çarşamba tarihinde Cihat Yanık tarafından eklendi, 235 kez okundu...
“Nasıl da farkında olamadık, zamanın bir su gibi akıp gittiğinin. Şurada yolu yarılamama ne kaldı ki. Hep güncel konulardan bahsediyoruz. Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu konuşuyoruz. Bir an durdum… Geçmişte ne güzel şeyler yaşamıştık. Sohbet alıp başını giderken, Neler neler geldi aklımıza80 kuşağı gençliği Türkiye’nin bir n...” Okuyucu Puanı ;
80 Kuşağının SohbetiNasıl da farkında olamadık, zamanın bir su gibi akıp gittiğinin. Şurada yolu yarılamama ne kaldı ki. Hep güncel konulardan bahsediyoruz. Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu konuşuyoruz. Bir an durdum… Geçmişte ne güzel şeyler yaşamıştık. Sohbet alıp başını giderken, Neler neler geldi aklımıza 80 kuşağı gençliği Türkiye’nin bir nebze kilometre taşıydı, aklımız ermeye başladığında ya da daha doğrusu hafızamızda kalan en eski dönemler 80 ihtilali sonrasıydı. Tek televizyonlu, Ankara’yı aramak için santrale adımızı yazdırdığımız dönemdi. Birden Türkiye’de hızlı bir gelişim yaşandı her alanda. Biz de gençlik olarak bu gelişime ayak uydurmaya çalıştık. Ama hepimiz hayata sapa sağlam bağlıydık. Şimdiki gençlik gibi değildik yani. Okuyorduk, araştırıyorduk. Her konu hakkında düşüncelerimiz vardı. Doğru ya da yanlış. Kendi çapımızda modalarımız vardı. Sağ kola bandana bağlama. Kotların dizlerini yırtma, siyah renge boyatma. O zamanlar gençler arasında tercih edilen moda akımlarıydı. Ve herkesin hayalinde bir reebok pump yada levis 501 vardı. Ağabeylerimizle dolaşmak onların sohbetlerini dinlemek bize büyük haz verirdi. Onlara saygı duymak, bizim hakkımızdaki görüşlerine uymaya çalışmak, davranışlarımızı düzenlemek kendimizce edindiğimiz görevlerdi. Bazıları batıya özenmek gibi görebilir. Ama 80 kuşağının da bir müzik çizgisi vardı. Modern talking, c c catch, bad boys blue vs… Duvarları kaplayan kocaman posterler hemen hemen herkesin evinde vardı. Hatta o zamanlar birçok dergi orta sayfasında ya da ekinde posterler verirdi. Bize düşen bu resimleri duvarda boşluk bırakmadan yapıştırmaktı. Gençler kendi aralarında toplanıp dans çalışırlardı. Eeee 80 kuşağısın. Hafif batı müziği dinliyorsan dans da edebilmelisin. O yıllarda insanlar birbiriyle daha bir dosttu galiba. Aramızda hiç ayrı yoktu. Türk-Kürt, zengin-fakir. Her şeyimizi paylaşırdık. Topumuzu, kasetimizi, T-shirt’imizi, O zamanlar böle korsan yoktu. Ama yeni aldığımız albümü arkadaşlara gösterince dayanamaz. Hemen hızlı kayıt yaparak bir kopyasını verirdik ona. Okul çıkışlarında arayı açmadan partiler verirdik. Bir gün bizdeysek 2 gün sonra başka bir arkadaşta. Tek düşüncemiz biraz eğlenceydi. Eğlenirdik eğlenmesine ama okulu da asla ihmal etmezdik. Şimdiki gibi değildi okullar. Öğretmenlerimiz bizi döverdi de severdi de. Dayak yediğimizde de asla ailemize söyleyip öğretmen üzerinde baskıda bulunmazdık. Her şeyden önce saygılıydık. Yolda öğretmenimizi görünce sıraya girerdik. Başımızı hafifçe eğer iyi akşamlar öğretmenim derdik. Ortalık yerde sigara içmek nerdeeee. Ailemizden korkmazdık öğretmenlerimizden korktuğumuz kadar. Korkumuz bir şey olacağından değil. Alt tarafı bir tokat yer geçerdik. Asıl korkumuz öğretmenimizin güvenini yitirmekti. O her şeye bedeldi. Buluşmalarımız bile olay olurdu. Mutlaka bir arkadaşımız darılırdı. Eee mümkün mü cep telefonu olmayan bir ortamda buluşabilmek. Mutlaka birisi eksik kalırdı. Ertesi günümüz onu memnun etmekle geçerdi. Bilgisayarımız yoktu belki ama tornetlerimiz vardı yokuşların hâkimi. Otomobil lastiklerini sürerdik caddelerde. Ok atardık, elektrikçiden fişek atmak için boru pazarlığı yapardık. Yokluktan varlığa doğru bir süreç yaşadı bu 80 kuşağı. Tek kanal siyah beyaz ekrandan, içinde hiçbir şey olmayan bir sürü renkli kanala geçtik. Genel kültürümüzde oldukça iyiydi hani. Hangi şehrin hangi bölgede herhangi bir ülkenin başkentinin neresi olduğuna kadar tüm coğrafi bilgilere sahiptik. Çünkü o zamanlar gazete ve televizyon bir eğitim aracıydı. Hepimizin evinde gazeteden kuponla aldığı ansiklopediler vardı cilt cilt. Hepimiz kâğıt katlama sanatı origami’yi bilirdik. Elişi kâğıdı ve kartondan harikalar yaratabilirdik. Hepimiz az çok İngilizce bilirdik. Hep eğitim değil her birimizin mutlaka bir dalda lisansı da vardı. Akşamları okul bahçelerinde basketbol, hafta sonları futbol oynardık. Sporcu, zeki, ahlaklı bir gençliktik. Tıpkı Atatürk’ün dediği gibi. Birçok yönden harika bir kuşakmışız. Ne öncesi ne sonrası asla yerini tutamaz. Düşünüyorum da bizi böle yapan içinde bulunduğumuz şartlar mıydı diye. Ama şimdi bakıyorum gençlerin elinde her türlü fırsat var. Ama eksik olan bir şeyler var. Eğitim sistemi bozulmuş. Kültürsüz gençler yetiştiriyoruz. Spordan uzak, ikili ilişkileri de kötü. Ahlak dersen o da ayrı bi dert. Ne anne-baba tanıyorlar ne öğretmen. Ekonomiden desek; eskiden daha kötüydü ekonomi. Sanırım teknoloji insanları yozlaştırıyor. Çünkü her geçen gün toplum olarak daha kötüye gidiyoruz. Biz’ken ben oluyor, ayrımcılıklar yaşanıyor, insan sevgisiyse ortadan kalkmış. Gençliğin nereye gittiği ise daha büyük bir sorun. Hadi biz bir şekilde bu düzende var olma savaşı veriyoruz. Ya onlar geleceğimizin mimarları. İyi bir gelecek hazırlayamıyoruz hazırlayamayacağız. Çünkü destekçimiz yok yanımızda. Okullar ve iletişim araçları yeni nesili eğitmek yerine yozlaştırıyor. Okullarda eğitim sağlıklı değil. Her öğrenci bir şekilde mezun oluyor okuldan. Öğretmenlere ve arkadaşlarına saygı yok. Ödev desen hiç yok. Özel eğitim okulları ise gençliği meta olarak görüyor. Her eğitime ihtiyacı olan insan onlar için yeni kaynak demek. Ne şekilde işlendiği onlar için önemli değil. Ya televizyon. Ona ne demeli. Ben televizyon izlemiyorum deyince insanlar şaşırıyor. Bana küçümseyen gözlerle bakıyorlar. Sen nasıl kurtlar vadisini izlemezsin diyorlar. İnsanlarımız eğitimi hiçe saymışlar anlaşılan. Varsa yoksa dizi, popstar, biri bizi gözetliyor, kim 500 ister. Bunlarla uğraşmak yerine çocuklarınıza bir kulak verin. Bakalım onlar ne diyor. İşte bu yüzdendir ki, her bir araya geldiğimizde geçmişten bahsederiz. Çünkü tüm güzellikler o zamanda kaldı.…
Tavsiye Et :
Çiğdem Bekar Abilov yazıyı tebrik etti...
Hatice Yanık yazıyı tebrik etti...
Emre Sahin yazıyı tebrik etti...
Mozan Aras yazıyı tebrik etti...
Bengü Durmaz yazıyı tebrik etti...
Erol Güldiken yazıyı tebrik etti...
Mert Sezer yazıyı tebrik etti...
Mehtap Güngör yazıyı tebrik etti...
Ali Esat Taş yazıyı tebrik etti...
Ekim
11
İsim Meselesi Aslında Cisim Meselesidir!
• Bahattin Gülyuva • Eleştiri Makaleleri • 46 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ekim
10
Duyarlı Yazarım Diyenler Neyi Yazıyorlar?
• Bahattin Gülyuva • Eleştiri Makaleleri • 144 kez okundu. • 21 kez yorumlandı.
Ekim
10
Ampulleri Değiştirin ( Dünya Kurtulacak) Mış !
• Refik Recep Pelit • Eleştiri Makaleleri • 32 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Ekim
9
Ne Olacak Bu Emeklilerin İlaçları?
• Zeynep Akıllı • Eleştiri Makaleleri • 24 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ekim
9
Doğrularla Yürütülen Yalan Gemisi
• Saniye İnce Yıldız • Eleştiri Makaleleri • 42 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
26
Ağustos
8
Temmuz
2
Temmuz
2
Ağustos
8
Ağustos
26 |
![]() |
|
||||||||||||||||||||||||||