İlk Gençlik Yılları (2)İlk Gençlik Yılları (2)Kardeş okulumuz komşu köydeki ilkokuluydu. Bahar geldiğinde beraber piknikler düzenler ara sıra birbirimizin okullarına ziyarete giderdik. Hatta yıl sonu müsameresini bile birlikte yaptık. Bu arada iki köy ilkokulu çocukları arasında aşkta yaşanmaya başlamıştı. Komşu köy ilkokulunun en havalı ve zengin çocuğu Sezer. Tabi ki bana aşık olmamış,benim yerime bizim okulun en havalı ve zengin kızına aşık olmuştu. Masumca yan yana oturup birbirlerine çiçek verirlerdi. Ben de Kenan’a aşık olmuştum.Çok yakışıklı değildi ama Sezere aşık olamazdım ya. Bir kere o beni fark etmezdi hoş Kenan da fark etmedi.Gitti Serpile aşık oldu benim sınıfta en sevdiğim arkadaşıma.Ben o zamanlar kısacık saçları önlüğünün altına giydiği yeşil kadife pantolonu siyah lastikleriyle zayıf,kızdan çok erkeğe benzeyen bir çocuktum. Hayatta en çok istediğim şeyse Nalan’ın ki gibi pembe spor ayakkabılardı. Okul çıkışları Meryem’in yanına gider anlatırdım olan biten her şeyi.Meryem benden 1 yaş büyüktü ilkokulu geçen sene bitirmiş tabi tarlada çalışıp bakkal dükkanlarına bakması gerektiği için okunu devam edememişti. Zaten onunla beraber mezun olanlardan sadece erkekler okullarına devam etti.Onlarında bir kısmı yalnızca ortaokula kadar. Meryemcim canım arkadaşım hayatta başıma gelen en güzel şey. O yıl mezun olduk. Bahçesinde yakan topu, uzun eşek oynadığım. Yüksekten atlamada daima başarılı olduğum için (uykucu şirinden sonra) “uzun bacak” lakabını aldığım. Okulun arka bahçesinde birbirimize sokularak anlattığımız ve yarısından çoğunu uydurduğumuz hayalet hikâyeleri artık olmayacaktı. Bizim sınıf 6 kişiden oluşuyordu. Beş kız bir erkek ve ben hariç hepsinin gideceği okullar belli olmuştu. Aslında benimde gidemeyeceğim belliydi ama yinede soran arkadaşlarıma yalanlar söylüyor. Kimine dayımlarda kalacağımı kimine yatılı okula gideceğimi söylüyordum. Yaz bitti okullar açıldı ve ben o yıl okula gidemedim. Meryem’le vakit geçiriyor ve bu arada büyüyordum. Saçlarım boyumla beraber uzuyor ve vücudum değişim geçiriyordu. Önce tuhaf bir hal aldım. Aynaya baktığım zaman orda gördüğüm kızı beğenmiyor. Saatlerce saçımla oynuyordum. Ablam evlenmişti ve okullar açıldığında onun yanında kalacaktım. Sene kaybım olmuştu belki ama olsun önemli olan okumak diğer arkadaşlarım gibi. Babamla birlikte kayıt yaptırmak için ilçeye gittiğimizde okullar açılalı bir hafta oluyordu. Tabi bütün okulları dolaştık kimse beni almak istemiyordu. Her okulun kontenjanı dolmuştu. Üstelik halimizden anlaşıldığı gibi fakirdik ve parayı bastırıp kayıt yapamayacağımız beliydi.En son gittiğimiz okulun müdürü bize M…..ilköğretim okuluna gitmemizi söyledi.Yolda rastladığımız ve ilçede oturan bir ahbabımıza okulu sorduğumuz da bize oranın çingene okulu olduğunu ve iyi bir okul olmadığını söyledi.Babam “ne yapalım gidelim mi eve mi dönelim” dedi. Yine inat damarım kabarmıştı. Kızgınlığımdan gözlerimden nerdeyse ateş çıkacak ve önüme gelen herkesi yakacaktım. “Evet dedim tabiî ki gitmeliyiz baba zaten bir hafta kaybettim bir sene daha kaybedemem.” Okul ilçenin biraz çıkısında fakir bir mahalledeydi. Öğrenciler derste sınıfın bahçesinde beden dersi olan sınıf dışında herkes içerideydi. Öğrencilerin hepsi çingeneydi birden acaba dedim benden başka geri kalan herkes çingene mi. Müdürün odasına gidip durumumuzu anlattığımızda bana hemen kayıt yaptılar ve öğrencilik hayatım başlamıştı. Okulum ilçenin en fakir okuluydu. Öğrencilerin yarısı çingeneydi. Ama kesinlikle bir ayrım yoktu. Birinin birini sevmeme nedeni rengi veya ırkı değildi. Öğretmenlerimin hepsi çok iyiydi. Okulun bir kısmı benim gibi köyden servisle gelen ve öğlenleri yanlarında getirdikleri beslenmeleri sınıfta yiyen öğrencilerdi. Arkadaşlarım beni hemen aralarına aldılar. Bizim sınıfın en popüler kızı beni arkadaş olarak yanına kabul etmişti artık üçlü olarak geziyorduk. Özlem, Seçil,ben. Seçil Özlem ne derse yapmaya alışmıştı.Bende için için kızsam da ses çıkarmıyordum. Aslında onlarla arkadaşlık yapmak çok sıkıcıydı her zaman Özlemin koyduğu kurallara uymak herkesle konuşmamak her yere gitmemek ve ağar başlı olmak gerekiyordu. Okul çıkışı asla dışarı çıkamazlardı. Takma isimlerimizi bile Özlem bulmuş, kendisini kuş beni de keçi yapmıştı ve hiç durmadı ve bunu bütün okula duyurdu ilginç ama ona kuş diyen olmadı ve takma adı unutulup gitti keşke bana da aynısı olsaydı unutulsa ve arkamdan “keçi” diye bağırmasalardı.Böylece keçilik yapmaz herkese haddini bildirmek zorunda kalmazdım. Sınıfımız da Arzu adında bir kız vardı. Onunla pek fazla ilgilenilmiyor.bir şeyler yapıldığında çağırılmıyordu.Dışlanmak kötü olmalıydı.Sorduğumda “dedikoducu o kimse onunla konuşmaz” dediler. Ben de öyle yaptım. Nede olsa ilkokulu beraber okumuşlar onlar daha iyi bilirlerdi. Sınıfta boyumdan ötürü arka sıralarda tek başıma oturuyordum ve bu hoşuma gidiyordu. Bir teneffüs köyden gelen arkadaşlarımızdan birisinin ablası okula geldi güzel giyinmiş hoş bir kızdı. “Azizin ablası bu ne kadar güzel giyinmiş değil mi?”dedi Seçil“Aman” dedi Özlem Her zaman ki küçümseyici tavırlarıyla “Güzel giyinse ne olacak yani köylü işte.”Salak kız o zaman benimle neden arkadaşsın okulda beraber gezdiğin kız köylü. Tabi neden bilmem bunları o an söyleyemedim. Ama bir daha Özlem ve Seçil’le beraber dolaşmadım artık sıkı dostlarım değil sadece arkadaşlarımdı. Nasıl oldu tam hatırlamasam da. Galiba gözlük takmak istiyor ve ailesini inandıramıyordu ve ikna etmek için o zamanlar birbirimizden nefret etsek bile ben de dâhil sınıftan birkaç kız Arzulara ailesiyle konuşmaya gittik Arzunun gözlerinin gerçekten iyi görmediğini ve sınıfta bu yüzden ağladığını söyledik Sonra nasıl olduğunu anlayamadan biz Arzuyla çok iyi iki arkadaş olmuştuk. Kimse kimseyi yönetmiyor Birimiz ortaya bir fikir attığında diğeri balıklama üzerine atlıyordu. Hiçte dedikoducu değildi üstelik tanıdığım en iyi kızlardan biriydi. Benden önce doğru dürüst hiç arkadaşı olmamış kendine güveni olmayan bir kızdı. Sanırım onu ben değiştirmiş hayat dolu canlı bir kız haline getirmiştim. Teneffüslerde beraber şarkılar söylüyor kahkahalarla gülüyorduk hiçbir kuralımız yoktu herkesle arkadaş olabilirdik. Sınıfın bütün kızları bizimle dolaşmak için can atar biz bazen yalnız kalmak istediğimizde çok önemli bir şey konuşuyor gibi yapar onları yanımıza almazdık. Arzudan sonra okul çok daha güzelleşmişti. Bu onun içinde geçerliydi. Bir gün gelip “ilçenin en iyi okulunda okuma imkanı sağladık sana deselerdi.” Ben zaten orda okuyorum derdim. Okul çıkışı Arzuyla ilçenin hiç bilmediğimiz yerlerine gider sokakları keşfederdik. Birde Osman vardı esmer kısa boylu çok tatlı bir çocuktu oda bazen bizimle gelirdi.Arzudan hoşlanırdı.Ama çok iyi arkadaştık ve beraberken çok eğlenirdik. Okul çıkısı en sevdiğim yer ilçe kütüphanesiydi. Oraya gider loş ışığın altında duvardan duvara sıralanmış eski kitaplara bakar ve kokusunu içime çekerdim. Eskiden okuduğum J.M. Barrie Alekxandre Dumas Kemalettin Tuğcunun yerini artık Reşat Nuri Güntekin,Hüseyin Rahmi Gürpınar almıştı. En sevdiğim kahramanım Peter Pan değil Çalıkuşuydu artık. Ertesi yıl okula gidebilmek için ilçedeki bir tanıdığın evinde kalmaya başladım.İki kızı vardı ve yakın bir akraba kızı olan Elif benim gibi onlarda kalıyordu.Eşi vefat etmişti ve abla benimle aynı ismi paylaşıyordu yani adaştık. Her ay babam belli miktarda para veriyor ve annem evde ne bulduysa sık sık gönderiyordu. Yoğurt, tavuk ,ekmek, reçel, bal evde ne varsa annem bize fazlasını gönderiyordu. Ama ben o evde istenmeyen kişiydim. Her fırsatta bunu belli ediyordu kadın. Bir gün okul çıkışı çok şiddetli bir yağmur yağdı.Evden gelene kadar sırılsıklam oldum.Abla herkesi şemsiyeyle okuldan almıştı. Ben hariç eve geldiğinde bu durumu gayet güzel bir dille açıkladı. “Ben herkesi alamam şapkası olanlar alsalardı yanlarına ıslanmazlardı.”Sanki bakışları ve ağzından çıkan laflar kalbime nişan almıştı ve tam yerinden vurdu.Evde ders çalışamıyordum sürekli müzik açıktı Elif başka türlü çalışamıyormuş.Bereket zeki bir kızdım ve çabuk öğreniyordum.Bu bile tabi benim canımı acıtacak bir söz olarak kafama kakılıyordu. Bu evde akıllı olmak bile benim için suçtu. En sonunda olanlar oldu. Abla babamdan bana bakmak için daha fazla para istedi.Babamda daha fazla veremeyeceğini söyledi durumu yoktu çünkü. Aralık ayının çok güzel bir gününde okuldan ayrıldım.Arkadaşlarımdan hayallerimden ve geleceğimden.Artık hayatı ellerinden alınmış 14 yaşında bir kız çocuğuydum.Eve gittiğimde saatlerce ağladım. (devamı var)
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Ocak
7
Ocak
7
Ocak
6
Ocak
5
Ocak
5
Kasım
19
Ekim
20
Ekim
14
Ekim
20
Ekim
14
Kasım
19 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||
Copyrights © 2000 - 2009 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır

Rss |
İletişim