… ‘ölüm Üç Günlük Ağıt/…sakla Beni Yüreğinin Doğurgan Topraklarında’… ‘ölüm Üç Günlük Ağıt/…sakla Beni Yüreğinin Doğurgan Topraklarında’Hüzzam bir ömrün hüzün ihtilal’indeyim yar, yürüyorum uçurum boylarındaUnutulmuş rüyaların karelerine çağır bedenimi, musalladan önce al kollarına Günüm ol, doğ şafak gibi sabahlarıma, ölümsüz şiirlerle ibadete durayım sana İlkbahar olsun her mevsim, gizle beni aşkınla ruhundaki cennet kokulu odanda… Kendi içinden çatlamış bir çıplaklığın suskun kıyılarına vurunca aşk, zamansız kavuşmaların hüzün pansiyonlarında çengel düşlerimize doğardı ay. Yapraklarından arınmış ağaçların matemli salınışlarıyla rüzgâr geçerdi yüreğimizin eksik hanelerinden. Kurumuş gözlerimize sular çarpınca uyanırdı gönlümüz anılardan ve çıkrıksız kovalar gibi düze çıkardık kendi derinliklerimizden. Ruhumuzun yağmurlarla ıslanmış kavuşma fısıltılarında her dönüşümüz kendimize, her anlamsız hecemiz bir sel gibi yürürken üzerimize, kırgın şiirler birikir gönlümüzün saklılarında. Kanatları birbirine geçmiş göçmen kuşlar zamansızlığın kıyılarında dinlenirken acıdır göğsümüzün sol tarafına hükmeden. Sürgünlerden uslanmamış korkaklığımızın, hüzünlerden ders almamış hoyratlığımızın kendi kışkırtıcı gülüşlerini izleriz hiç bıkmadan. Biliriz ki, yüreğimizi atıl tutan, kendi karelerinden çıkarak gecelerde bizi bulan sevda resimlerinde hep bir kavuşmanın çepeçevre yalnızlığına kollarımızı dolamak isteriz. Kendi öyküsünün renkleriyle denizleri düşleyen, kendi sağanaklarındaki ıslanışların ezginliğiyle aşkın derinliklerinde kendini gizleyen, güneşe yürüyenlerin ardında bıraktıkları gölgeler gibi, kendi isimsiz öykülerine bahanesiz ağlayanların soylu hayalleridir aşk. Unutulmuş rüyaların yastıklarında biçare cümleler kurgularken, parmaklarımızı sıkan minik umutların gözlerindeki ıhlamur dallarına masum öpüşlerimizi asarız her sabah. Eskiyen yüzümüzün solgun damarlarında bir ıstırap gücenir. Yanıtsız bırakılan çağrılara veda susuşları yükledikçe, yürürüz kendi patikamızda. Uçurum boylarında göğsümüze dolan karanlıklardan, yüzümüze vuran şafaklardan nasırlı bir dönüşün sevisi dökülür birden, hüzzam bekleyişlere vurgun dudaklarımıza kış çöreklenir. Bazen, sessizliğin memesindedir hüzün. Sağdıkça dinginlikle sarar insanı. Her acı, kendi girdabını kuşatan bir düşün yansımasıdır, gölgeli mutluluklarla yıpratmaz göğsünün duvarını. Yaşamın kırık gündönümlerinde umudun ceplerini karıştırırken, örselenmiş dudaklarımızda bir türkü büyür ve biz o nakaratı kendimizden çıkan türkülerde içimizdeki sancıları bölüşürüz. Dumanı sadece kendini saran dağlarla, tuzunu derinliklerinde saklayan denizlerle ve ruhtaki acılarını düşünüşlerinde sorgulayan insanlarla bir bütündür bu küre. Unutuldukça güçlenir, unuttukça içlenirsin. Göğsümüzü örseleyen yorgun yakamozların kırık uzantılarında hep bir başınalığın derin iç çekişlerine vurur imgeler. Sorgulardan arınmış gemilerin yaslı güvertelerinde ay`ı izler bir kadın, bir sevdanın geliş türküsünü diline dolayarak. Kıyım sızılar küresine bir gül atar, deniz dalgalanır ve alır gemiyi götürür aşkın o çok uzaklardaki adalarına. Gözlerin geçtikçe gözlerimin ovalarından, bir haller takınıyorum özlemli dudaklarımın harelerine. İnancımın kıyımlarla parsellenen kıyılarından gelip geçiyorsun, duvarlarımı yerle bir ederek. İlkbahar oluyor mevsim, sen ruhundaki izlence odalarında bir ışık seli gibi içime yürüyorsun. Sonra, ölümsüz sandığım düşlerin kıyılarına yürüyorum, her hali kendimize has düşünüşlerin içinde seninle birlikte kayboluyorum. Yabancı güneş doğuyor çevremde ve yalancı baharları anlatıyor şarkılar. Seninle zaman aşırı bir yolculuktur yaptığım, dünlerin köprülerinden geçerek yüreğinin geleceğine yürüyorum. Bir gün, çözülünce birlikteliği ellerinin, aksak bir tökezlenişin umut kanaviçelerini as yaslı dallarıma. Her gidişin pusatlarına sakla bilge duruşlarımı ve dağ rüzgârlarına fısılda meselsiz aşklarımı. Ufuk çizgilerine varınca gözlerin yorgun kanatlarıma değecek, tavlı bir sevda uzanacak, bereket gibi yamaçlarına. Esirgenmemiş cümlelerle kelepçe gibi sıkacağız birbirimizin bileklerini. Çünkü, değişse de mevsimler, değişse de ismin, senin dağlarında, senin yüreğinde yetişen güllerin kokusu hiç değişmeyecektir gülüm. Sen ki, bir çiy gibi uzarken yurdumun yemyeşil dağlarına, harlı ve namlı bir koşuyla toynaklarımla ezerim kıraçlarını. Hüzünlerimi gecelere saklar, gündüz gibi parıldayan gülüşlerini yüreğime odaklarım. İsterse o an, geceler en coşkulu anlarımı çalsınlar benden. Çözülsün düğmeleri özlemlerin, diren dudaklarımın titrek alevlerine. Aksak dilimdeki türkülerimle, yorgun gönlümdeki utkularımla dolarım demli bir çay gibi aşk bardağına. Al götür beni desem, gülüşlerinin terli iklimlerine. Notlar düştüğün bir yaşanmışlığın defterlerini yırt at desem. Göçebe bir dünyanın kirli mintanlarını çıkar desem üzerimden. Bil ki gül bakışlım; ‘ölmek üç günlük ağıt, sakla beni yüreğinin doğurgan ve ölümsüz topraklarında’. Bırak, ihtilaller çıksın teninde, sesini içinde sakla suskunluklarının. Bir dağ yamacına ek sevdanın en ulu tohumlarını. Çıplak ayaklarınla ez, kokun sinsin içime, bir yaşamak türküsü gibi dol aşklarla ezgili yüreğime ve dilersen, kaldır başını, kavuşma yıldızlarını indir, sensizlik yağmurları yağmadan üzerime.
Yazı Sahibi
Etiketler
+8230+8216olum+uc+gunluk+agit+8230sakla+beni+yureginin+dogurgan+topraklarinda+8217 , , 8230 , 8216ölüm , üç , günlük , ağıt , 8230sakla , beni , yüreğinin , doğurgan , topraklarında , 8217 , selahattin , yetgin , sevgi , ve , aşk , denemeleri ,
Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı … ‘ölüm Üç Günlük Ağıt/…sakla Beni Yüreğinin Doğurgan Topraklarında’ isimli yazı, Selahattin Yetgin tarafından 20.10.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kadir Bıyıklı yazıyı tebrik etti...
Koray Kızılcan yazıyı tebrik etti...
Volkan Uçak yazıyı tebrik etti...
Şeref Sayar yazıyı tebrik etti...
Aydan Özdemir yazıyı tebrik etti...
İlke Şenyüz yazıyı tebrik etti...
Ocak
7
Ey Aşk ! Nerelerdeydin !
• Mehpare Öğüt • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 2 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ocak
7
Ocak
7
Ocak
7
Ocak
5
Ocak
6
Mutluluğa Heyemola…
• Selahattin Yetgin • Hayata Dair Denemeler • 20 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ocak
4
Aralık
31
Yeni Umutlara El Sallamak
• Selahattin Yetgin • Hayata Dair Makaleler • 63 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
29
Düşlerin Gemisiyle Açıldım Sevda Denizlerine
• Selahattin Yetgin • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 61 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
25
Tapınaklar Oyarım Bir Bakışına
• Selahattin Yetgin • Aşk Şiirleri • 28 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Eylül
7
Şubat
7
Şizofren Hayalimsin Sen
• Selahattin Yetgin • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 1013 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ekim
29
Gecenin Karanlığını Ört Üzerime
• Selahattin Yetgin • Hayata Dair Denemeler • 859 kez okundu. • 14 kez yorumlandı.
Haziran
19
Gözlerinin İrmaklarına Sal Beni
• Selahattin Yetgin • Hayata Dair Denemeler • 806 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Haziran
18 |
![]() |
Site Menüsü
Radyo Yayını
( Canlı Yayında )
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||
Copyrights © 2000 - 2009 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır

Rss |
İletişim