kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Aşk Hikayeleri

Kilitli Dolap


Kilitli Dolap

Buz gibi olmuştu Pınar’ın çayı ama hiç içesi yoktu. Canı çok sıkkındı. İçi acıyor yüreği yanıyordu. Bu gün her şey ters gidiyordu. Çok kötü bir sabah yaşamış, şimdi sevdiğini bekliyordu o da bir türlü gelmiyordu. En çok da canı buna sıkıldı çünkü hiç böyle yapmazdı. O gelse onun gözlerini görse bütün dertleri biterdi. Onun gözleri her derdinin dermanı idi. Tüm acıları sevdiğinin gözlerinin koyuluğunda kaybolur giderdi. Sonunda gelmişti Ayaz. Pınar ne kadar kızgında olsa onu görünce tüm siniri geçti. Yine tüm yakışıklılığı üstündeydi Ayaz’ın. En sevdiği beyaz gömleği ve kot pantolonu vardı üstünde. Geç kaldığını hiç umursamadan hiçbir açıklama yapmadan geldi oturdu. Selam bile vermeden Pınar’ın çayını aldı içmek için ama buz gibi olan çayı döktü, yenilemenin vakti gelmiş dedi. Pınarın hep çok hoşuna giderdi sevdiğinin bu rahat davranışları. Bu seferki pek hoşuna gitmedi. Nedenini bilmediği bir ürperti sardı içini. Ayaz’ın bakışları buz gibiydi. Pınar’a hiç bakmıyordu. Canının sıkıntısını fark etmedi bile. Hiç oralı olamayınca Pınar da anlatmak istemedi. Ayaz sevdiğinin gözlerinden uzak bir yeri seyrederken sessizce, ben gidiyorum, dedi. Pınar sormadı bile nereye diye. İçindeki sıkıntı iyi bir yer olmadığını anlatıyordu. O sormasa da Ayaz son kez konuşuyordu Pınarla.
“Ben gidiyorum Pınar. Ben senden gidiyorum. Daha doğrusu imkânsızlıktan ve sefaletten gidiyorum. Anla artık sadece sevmek yetmiyor, bu zamanda bir tek sevgi ile yaşanmıyor. Bak senelerdir beraberiz ama bir düğünümüzü bile yapamadık ve bu gidişle de yapamayacağız. Ne sende var ne bende. Sana da yazık bana da. Artık duygusal davranmayacağım daha gerçekçi olacağım. Onun için ben gidiyorum. Ben senden gidiyorum. Ben ona gidiyorum. Sen bir pınarsın o ise koca bir derya, sen yetmedin bana, ben deryaya gidiyorum, sana elveda.”
Ayaz gitti. Pınar ölmek üzereydi. Yıllardır sevdiği gözünden sakındığı sevgilisi çekip gitmişti. Ve dur bile diyememişti. Nasıl diyebilirdi ki o bir başkasına giderken. Tüm benliği peşinden koşup gitme kal demek istedi ama gururu sevgisinin bir adım önüne geçmişti. Ayaz Pınarı bırakıp çok zengin olan Deryaya gitti; o aşk ı değil parayı seçti. Ardında kalan Pınarın bunu kaldıracak gücü yoktu. Bu sabah doktoru aramıştı durumunun ciddi olduğunu söylemişti. Acil ameliyat olması gerekiyordu. Tabi bunun içinde çok para lazımdı. Ne sağlını düşünüyordu Pınar nede ameliyatını. Tek bir düşüncesi vardı o da Ayaz’dı. Sadece onunla mutlu olmaktı. Ölecekse de onun gözlerinde onun dizlerinde ölmek istiyordu. Sevdiğine hiç bahsetmemişti hastalığından. Tam bugün anlatacaktı. Onun gözlerindeki buğu ilaç olacaktı. Bir yerlerden para bulmalıyız diye çabalaması yetecekti fazlasıyla. Hiçbir şey istemeyecekti sadece son ana kadar ellerimi bırakma diyecekti ama elleri çoktan boş kalmıştı. Yıllardır yanıldığını anladı Pınar. Gerçekten seven biri sevdiğini lüks yaşama değişip gitmezdi. İyi ki hiç bahsetmemişim hastalığımdan dedi. Belki bilseydi acıdığından kalırdı. Ve bu beni daha çok yıkardı. Sonra acısa şimdi bunu yapmazdı diye düşündü. Bir kalpsize gönül verdiğini bugün öğrendi. Ve giden sevdiğinin ardından sessizce döktü gözyaşlarını…
Derya çok mutluydu. Sonunda muradına ermişti. Hayallerini süsleyen prensi artık sadece kendinindi. Her ne kadar arkadaşları o sana senin için değil paran için geldi dese de o duymazdan geliyordu her şeyi. Ve o pınarı bırakıp geldi bana beni seçti beni sevmese gelmezdi diye teselli ediyordu kendini. Arkadaşlarının da kendini kıskandığını düşünüyordu bu kadar yakışıklı bir sevgilileri olmadığı için. Ayaz da çok memnundu yeni yaşantısından. Derya ya geldiği gün bol bol alışveriş yaptılar. Gezdiler tozdular inanılmaz eğlendiler. Gün bittiğinde derya sevdiğine milyarlık bir kol saati hediye etti. Artık her saniyen ben olmak istiyorum dedi. Zaten babamın şirketinde işe başlayacaksın, çok iyi bir yönetici olacağından hiç şüphem yok. Artık sefalet bitti kötü günler geçti mutlu günler bekliyor bizi ne olur beni bırakma tüm varlığım feda olsun sana diyordu Derya.
Ayaz çok memnundu halinden. Bütün düşleri gerçek olmuştu. Hep hayalini kurduğu bir zenginliğin sahibi olmuştu sonunda. Artık bir giydiğini bir daha giymiyor, istediği arabaya biniyor ve hayalindeki işi yapıyordu. Çok büyük ve çok güzel bir odası vardı şirkette. Kendi seçmişti her dekoru gerçekten çok zevkliydi. Derya saatlerdir o odaydı ama canı hiç sıkılmadı. Her eşyayı her objeyi tek tek inceledi sadece kilitli olan dolabın içini göremedi. Çok merak etti acaba ne vardı bu dolabın içinde. O kadar önemli evrakların dolabı bile açıkken neden sadece bu ince ve uzun dolap kilitli kalmıştı. Oda da neden sadece bu dolap kilitliydi, içindekinin önemi ne idi. Bu düşüncelerini Ayaz’ın güzel gözlerinin hayali böldü. Acaba o nerdeydi şimdi. Şirketten yüklü bir para çekip tatile çıkmıştı tek başına yurt dışına. Yeni hayatıma alışmam için bana biraz süre ver demişti. Deryada olgunlukla karşılamıştı sonunda bana geleceksin ya diyerek. Çok özlemişti sevdiğini. Ona ulaşamamak sıksa da canını onun mutlu olduğunu bilmek yetiyordu Derya’ya. Ayaz giderken telefonunu derya ya bırakıp gitmişti. En yakın arkadaşı arıyordu günlerdir kesin görüşmem lazım diyordu. Ama Derya Ayaz’ın nerde olduğunu bilmiyordu oda gelmesini bekliyordu.
Sonunda gelmişti Ayaz. Gelir gelmez işine başladı. Şirketteyken Derya geldi. Arkadaşının aradığını söyledi Ayaz oralı olmadı. Arkadaşı yine arayınca Deryanın zoruyla açtı telefonu. Telefonda en yakın arkadaşı Pınarın çok hasta olduğunu ona yardım etmesi gerektiğini söylüyordu. Ama Ayaz dinlemedi bile “eski günleri ve beni unutun” diyerek kapattı telefonu. Sonra da uzun bir of çekti. Birazda sinirlendi rahat bırakın beni yeter çektiğim biraz da hayatımı yaşayayım diye uzun uzun sinirlendi. Ayaz ne kadar sinirlendi ise Derya da o kadar mutlu oldu bu duruma.
Günler sonra yine Derya Ayaz’ın odasındaydı ve yine gözü o kilitli dolaba takılmıştı. Kaç kere sormuştu ama bir türlü cevap almamıştı. En çokta bitek o dolabın kilitli olması meraklandırıyordu Derya’yı. Bu düşünceler içinde Ayaz geldi. Kısa bir selamdan sonra hemen işinin başına oturdu. Deryaya hiç aldırmadan çalışıyordu. Derya çok sıkılmıştı. Of yeter ama hep iş hep iş hadi bırak çıkalım gezelim dedi. Ayaz olmaz çalışmam gerek dediğinde Derya daha da çok sinirlendi. Ve ne kadar ısrar etse de Ayaz’ı bir türlü ikna edemedi. İkna edemedikçe de siniri arttı. Artık çileden çıkmıştı. Sonunda patladı Derya. “Hadi bırak o işi çabuk dışarı çıkalım emrediyorum sana. Sen kendini ne sanıyorsun. Seni ben adam ettim. Şu giydiğin kıyafetleri şu taktığın saati rüyanda bile göremezdin. Bindiğin arabaya kimse binemiyor oturduğun evin önünden bile kimse geçemiyor. Sen kim oluyorsun da beni başından savıyorsun. Hadi kalk dedim sana daha fazla benim asabımı bozma.” Derya bitirmişti sözlerini. Ayaz donup kalmıştı. En büyük korkusu başına gelmişti sonunda. Bu günü yaşayacağını adı gibi biliyordu. Arkadaşları da çok söylemişti ona yanlış yapıyorsun diye. İnsan para için sevdiğinden vazgeçer mi hiç demişlerdi. Ama Ayaz hiç birini dinlememişti hepsini, sevdiğini bile arkasında bırakıp gelmişti bu güne. O vefayı değil sefayı seçmişti. Ve şimdi canı çok yanıyordu. Duydukları çok ağır gelmişti Ayaz’a.
Ayaz sessizce kalktı yerinden. Gözyaşlarını içine akıttı daha fazla alçalamazdı. Önce kolundan milyarlık saati çıkardı, sonra içinde çok sıkıldığı ceketini. Ardından ipek kravatını çözüp çok yakışan gömleğini ve pantolonunu çıkardı. Deryanın şaşkın bakışları arsında kilitli dolaba doğru gitti. Hiç açılmayan dolabı açtı. Koca dolabın içinde sadece bir beyaz gömlek bir kot pantolon bir çiftte ayakkabı vardı. O kıyafetlerde Ayaz’ın geçmişi vardı. Ondandı o dolaba her baktığında ağlaması. Deryaya geldiği günkü kıyafetlerini giyerek gidiyordu tekrar Deryadan. Ama gidecek yeri yoktu. Geçmişinden ne bir arkadaşı kalmıştı ne de sevdiği. Şimdi onlara gidecek yüzü yoktu ama gönlü rahattı. Ayaz kapıdan çıkarken Derya hatasını anladı ama dur diyecek yüzü bulamadı. Özür dileyecek cesareti gösteremedi. Sadece neden dedi neden? Onu bu kadar severken kalktın bana geldin. Her gece onun adını sayıklarken her an onun hasretini yaşarken neden bana geldin. Bu kadar büyük bir gururu olan bir insan asla para için gelmiş olamaz, başka bir nedeni olmalı dedi. Para için gelmiş olsaydın şimdi gitmezdin bu servetten böyle kolay vazgeçmezdin. Neden terk ettin can pınarını da gelip boğuldun benim deryamda… Derya çok merak ettiği dolabın cevabını almıştı. Kilitli dolap açılmıştı içinde Ayaz’ın gururu ve aşkı vardı. Şimdi Derya da çok merak ettiği yeni sorular kalmıştı. Ayaz merak içinde bırakıp gitmedi Derya’yı. Tüm sorularını cevapladı.
“Neden mi geldim çünkü başka çarem yoktu. Mecburdum. Çok seviyordum hem de her şeyden çok. Evet, iyi bir hayat yaşamak için gelmedim sana. Zevk ve sefa sürmeye de gelmedim. Ama paran için geldim doğru çünkü o paraya ihtiyacım vardı. Çünkü sevdiğim, canım, damarımdaki kanım, Pınarım hastaydı. Ameliyat olması için çok paraya ihtiyaç vardı. O bunu benden hep sakladı. Ama ben biliyordum. Takip ettim doktorunu öğrendim, gidip onunla konuştum. Sonra Pınarımı bırakıp sana geldim. Sana geldiğim gün yurt dışına çıkmak için aldığım parayla Pınarın ameliyatını yaptırdım. Yurt dışına falanda çıkmadım o günlerde hep hastanedeydim bundan sadece doktorunun haberi vardı. O taburcu oluncaya kadar hastanede kaldım. O uyurken gidip yanında sabahlara kadar onu izledim. Gördüm ama dokunamadım, duydum ama konuşamadım. Hastaneden çıkınca da sana geldim. Sevdiğim kurtulmuştu artık borcumu ödemeliydim. Onun için gece gündüz demeden çalıştım şirkette ve hiç dokunmadım maaşıma. Hepsini senin adına açtığım bir hesaba yatırdım. İlk gün aldığım paranın birçoğunu alnımın teri olan maaşımla ödedim sayılır kalanına da çalışır öderim. Ama artık burada kalamam, bu günden sonra duramam. Biliyorum geçmişime ve unutamadığım sevdiğime asla dönemem. Arkadaşlarım beni para için aşkından vazgeçti biliyorlar bırak öyle bilsinler. Aşkım için nelerden vazgeçtiğimi hiç öğrenmesinler. Kalan borcumu sabredersen en kısa sürede öderim, sabretmezsen bir senet bıraktım istersen mahkemeye ver sevdiğim için müebbet bile yerim. Yine de hakkını inkâr edemem senin paran olmasaydı sevdiğimi ameliyat ettiremezdim. Her şey için teşekkürler. Biliyorsun artık kalamam gitmeliyim. Bu sır ikimizin arasında mahşere kalsın bu senden tek isteğim…”
Ayaz tüm gururuyla tüm aşkıyla çıkıp gitmişti. Ne kadar çok sevdiği her halinden belliydi. İlk günden belliydi. Ayaz giderken Derya da sadece gözyaşları kalmıştı. Bu büyük aşkın tüm acılarına artık o da ortak olmuştu. Masal bitmişti Derya için, çok sevdiği rüyadan uyanmıştı sonunda. Ayaz gitmişti, kilitli dolabını açık bırakıp da gitmişti. Kilitli dolap artık açıktı. İçinde ne Ayazın kokusu vardı ne de pınarın acısı. Ayaz gitmişti ve ondan geriye sadece çok eskiden yazılmış bir istifa mektubu birde altında Ayaz’ın imzası olan açık bir senet kalmıştı…




Kilitli Dolap
Yazı Sahibi
Mehmet Acar
Mehmet Acar tarafından 21.10.2008 tarihinde eklendi 258 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı



Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Özlem Akdemir yazıyı tebrik etti...
tebrik Hatice Taşdelen yazıyı tebrik etti...
tebrik Gülşen Yılmaz yazıyı tebrik etti...
İpek Gongu yazıyı favori listesine aldı...
Çok leziz bir hikâye idi, kaleminize sağlık...


31.10.2008 tarihinde yorumlandı.

Çok leziz bir hikâye idi. Kalemine sağlık...


31.10.2008 tarihinde yorumlandı.

Erkan Oğur''un söylediği bugün ben bir bağa girdim türküsü de arkada çalarken bu hikayeyi okumak tam bitirdi beni. Tüylerim diken diken oldu, ellerinize ve gönlünüze sağlık. Başarılar dilerim.


29.10.2008 tarihinde yorumlandı.

Pınarları bırakıp,deryalara açılmaların mutlaka bir sebebi vardır.Hikayen,çok güzel.Başarılarının devamını dilerim.


24.10.2008 tarihinde yorumlandı.

böyle bir segi şimdiye kadar görmemiş ve duymamıştım ama varmış çok güzel bir hikaye


23.10.2008 tarihinde yorumlandı.


Ocak
7
Sevdakolik Teğet
Musa YıldızAşk Hikayeleri • 43 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ocak
6
Sarı Gülün Hikayesi
Burcu SönmezAşk Hikayeleri • 160 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ocak
4
Her Aşkta Bir Hikaye Vardır Aslında…
Gülşah SubaşAşk Hikayeleri • 178 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ocak
2
Aşk Yaraları
Ozan AkgülAşk Hikayeleri • 256 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ocak
1
Kocaman Sevda
Burcu EkinciAşk Hikayeleri • 223 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ekim
21
Kilitli Dolap
Mehmet AcarAşk Hikayeleri • 259 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Ekim
14
Son Yemin
Mehmet AcarYaşamdan Hikayeler • 167 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
14
E
Mehmet AcarAşk Hikayeleri • 169 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ekim
14
Kayıp Fotoğraflar
Mehmet AcarAşk Hikayeleri • 212 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ekim
10
Yalan Aşk
Mehmet AcarYaşamdan Hikayeler • 106 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
15
Bitti (isimsiz Mektupların Son Öyküsü)
Mehmet AcarMektup Hikayeleri • 739 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ağustos
13
Mektup (isimsiz Mektupların İlk Öyküsü)
Mehmet AcarMektup Hikayeleri • 680 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ağustos
15
Sana Geldim (isimsiz Mektupların İkinci Öyküsü)
Mehmet AcarMektup Hikayeleri • 456 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
15
Sırdaş Cafe
Mehmet AcarYaşamdan Hikayeler • 448 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
1
Yanmayan Mum
Mehmet AcarAşk Hikayeleri • 355 kez okundu. • 7 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Kilitli Dolap, Kilitli Dolap hikayesi, Kilitli Dolap hikaye, Kilitli Dolap nedir?, Kilitli Dolap hakkında bilgi, Kilitli Dolap hikayeleri, Mehmet Acar hikayeleri, Kilitli nedir, Kilitli hikayesi, Kilitli hikayeleri, Dolap nedir, Dolap hikayesi, Dolap hikayeleri,

edebiyat



ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Gelen Gideni Aratır

Erol Sunat
Deli Para…

Sezer Nişancı
Yeni Yıl Eskidi mi?

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2009 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Videolar Arkadaş Bul