Fırsat Kaderin KoynundaFırsat Kaderin KoynundaGülünce, küçük gözbebeklerine milyonlarca yıldızı nasıl sığdırıyorsun diye heyecanla sormuştu erkek sevdiğine, limandan yeni ayrılan bir geminin beyaz, lacivert gökyüzüne bıraktığı siyah bulutlara bakışlarını kaydırarak.Deniz mavinin tüm tonlarını giymişti üzerine. Yer yer yosunların kapladığı kayalara köpük köpük beyaz dalgalar çarpıyor ve onları bir annenin yavrusunu seven yumuşaklığında okşuyordu. Açıkta balıkçı motorları ve yorgun kayıklar güneş ışıklarının horan teptiği sularda oynaşıyorlardı. Ya da gökyüzünde yorgun dolaşan beyaz bulutları tutmak için zıplıyorlardı. Adam, gözlerini sevdiğinin yüzünde gezdiriyordu, kah bakışlarında gizli bir anlam yakalamaya çalışıyor, kah yüzünde dolaşan hüznü anlamaya... Zaman tüm acıları da beraberinde getiriyordu veya götürüyordu. Adam kızın gözbebeklerine esir düşmüş gibiydi, elinden gelse daha da düşecekti içine ya. Güneşin sıcaklığı zaman geçtikçe daha da hissediliyordu. Uzun sahil yolunun iki kenarında bulunan palmiye ağaçlarının yaptığı gölgeliklere demir atan insanlar, oturdukları tahta masalarında denize nazır ya gazetelerini okuyor, ya da karşısındakilerle sohbet ediyorlardı semaverlerden gökyüzüne doğru yükselen dumanların eşliğinde. Hele çocuklar… Terden sırılsıklam olmuş kıyafetlerine ve yakıcı güneşe aldırmadan koşuşturuyor, bağrışıyorlardı eski bir topun peşinden veya paslı salıncaklardan çıkan gıcırtılara aldırmadan gökyüzüne uçmaya uğraşıyorlardı. Çocukluk işte, ne bulacaklarını sanıyorlarsa beyaz bulutlarda. Uyuz olduğu ıslanmışta kurumuş ve yer yer çamur lekeleriyle dolu olan tüylerinden anlaşılan bir kedi kıvrılmış, hiç kimsenin oturmadığı ağacın gölgesinde miskin miskin yatıyor, ara sıra vücudunu dikleştirerek çevreyi kolaçan ediyordu. Adam anlatıyordu bir şeyler, durmaksızın. Kız bazen dinliyor, bazen de kendini denizin çekiciliğine koy verip uzaklara dalıyordu baygın bakışlarıyla. İnsan o denizin ufkuna doğru yeni gelin gibi sallanan bakışları görünce; onun ne düşündüğünü merak etmeden duramıyordu, daha çokta sevme isteğiyle. Ne düşünüyordu acaba karşısındaki sünepe çocuğun anlatımlarından firar ederken. Sünepe de nereden çıktı demeyin. O hülyalı bakışlara bir şey anlatılmaz ki. İnsan oturur, o bakışların içinde kaybolur, öyle değil mi? Sahi ben ne yapıyorum orada? Ahh! Hayat sen ne kadar da eşitsizsin. Ben oralarda avare gönlümün kaçırdıklarına yanarken, o genç karşısında kaçırmadığını kendinden uzaklaştırmak için ne kadar da çok uğraşıyordu. Ama başarmasına az kalmıştı. Gözlerim sahili tararken kediye bir kez daha takıldı. Kendi halinde yattığı yerden ansızın keskinleşen bakışlarıyla balık tutan bir adamın kıyıya attığı balık parçasına doğru hamle yapmak için ayaklarının üzerine dikilmişti. Nasıl da almıştı o kadar uzaktan balığın kokusunu. Kız… Gergin adımlarla yürüyordu gencin önünden. Saçları ne kadar da uzunmuş, ince beline kadar iniyordu, bacakları ince, uzun, beli dardı. Kot pantolonunun üzerinde örmeli kemerin başı güneşte parlıyordu. Yürüyüşü güzel, alımlıydı. Delikanlı ise nerede hata yaptığını bilmeden kızın arkasından yürüyor, bir şeyler anlatıyor, adımlarını kızın adımlarına uydurmaya çalışıyordu nafile uğraşlarla. Neyi uydurabilmişti ki adımlarını uydurabilsin. Hey gözünü sevdiğimi hayatı, ben de bir zamanlar böyle şu ahmak çocuk gibi hatalar yapmıştım. İşte hayat böyle, hatasız kul olmaz. Hatalı seven bulunmaz. Kızın dönmeyeceğini anladı sonunda delikanlı. Kaybettiğini, yaşamından berrak bir su gibi akıp gittiğini. Ellerini cebine soktu, kıvırcık saçlarından alnına bir bukle düşüyordu. Bakışları yerde dolaştığı için göremiyordum ama duygularını hissedebiliyordum, şimdi onu güzel bir rakı sofrası paklardı, rakı kadehinin beyazlığı her şeyi unuttururdu ona, en azından bir süreliliğine. Genç yürüyordu, karşısına kedi geldi, şöyle bir göz göze geldiler, kedinin ağzında balığın geride kalan parçası parlıyordu güneşte, delikanlının gözlerinde ise umutsuz bir bulut dolaşıyordu, fırtınalar, şimşekler ard arda akıyordu; bir an içim cız etti, ona kızarken acımaya başladım, bir an geçmişin gri zamanlarına düştüm. Ama o kabullenemiyordu, öfkesine yenildi, sağ ayağını – nedense sağlar acımasız olur, kedinin yumuşak karnına doğru savurdu, kedi şöyle bir yarım metre havaya ileriye doğru fırladı. Yolun hemen kenarında biten yeşil çimenlerin üstüne yığıldı ve arkasından hemen toplanarak kaçmaya başladı can havliyle. Ben olanları izliyordum. Her zaman yaptığım gibi. Olsun, elimde bir sigara, fırsat kaçıranları gördükçe içten içe seviniyordum benim gibi ahmaklar var diye. Dünya dönüyordu kendi ekseni üzerinde ve biz kendi kaderimizi yaşıyorduk yanılsamaların toprağa düşen izdüşümlerinde. ersin başeğmez 28 ağustos 2008 22:57 _ izmir çaysız_şekersiz ve bademsiz
Telif Hakkı Uyarısı Fırsat Kaderin Koynunda isimli yazı, Ersin Başeğmez tarafından 22.10.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Ocak
7
Aşk Ölümü De Sevdiriyormuş
• Erkan Ayrancı • Hayata Dair Denemeler • 17 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ocak
7
Filistin`li Bir Anne`nin Feryadı
• Sabriye Nişancı • Hayata Dair Denemeler • 13 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ocak
7
Kırk Gün Yazıları 04(efsel Bahçelerine Ağıt)
• Kamil Ergin • Hayata Dair Denemeler • 2 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ocak
7
Kırk Gün Yazıları – 02 (edep Ya Hu)
• Kamil Ergin • Hayata Dair Denemeler • 10 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ocak
7
Ocak
6
Ocak
1
Aralık
28
Aralık
27
Aralık
23
Kasım
1
Ekim
25
Ekim
22
Ekim
5
Ekim
24 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||
Copyrights © 2000 - 2009 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır

Rss |
İletişim