Bir Anne Bir Kedi ve Bir ÇocukBir Anne Bir Kedi ve Bir ÇocukÇocuk hiç konuşmuyordu. odasının kapısını çarpıp çıktı dış kapıya yöneldi..Acelesi varmışcasına hızlıydı adımları. Anne dayanamadı..-Oğlum neden böyle yapıyorsun.dedi sızlanarak.Çocuk da hala bir yavaşlama yoktu.Hızını daha da artırdı sanki. -Neden halimden anlamıyorsun hiç dedi son bir çırpınışla anne. Yüzünde ıstırap vardı, ağladı ağlayacak gibi öfkesi donmuştu dudaklarında. Alnındaki her çizginin derin kıvrımları çektiği çilelerin bir eseriydi..Çocuk durdu o anda, annesinin sesindeki titremeyi hissetmiş olmalı ki döndü baktı annesine.Düşünür gibi yaptı bir an. -Sen beni anlıyor musun sanki? diye bağırdı birşeyler söyleyecekti yine vazgeçti.Döndü kapıya. -Nasıl giderim bu eski kıyafetlerle, dedi sessizce... Kapıyı sertçe vurup giden çocuğun ardında daldı gitti çaresiz annenin gözleri. Çocuğun küçüklüğünde her şey toz pembeydi oysa. Belki de yoksulluk gerçeğinden kaçmak için bu yolu seçmişti. Gözleri herkese sevgiyle bakıyor, baktığı her gözden de aynı sevgiyi bekliyordu. Yüreği sımsıcaktı. Doğayı, hayvanları , bitkileri de en az insanlar kadar çok seviyordu. Ona göre dünya insanların barış içinde yaşamaları gereken doğal güzelliklerle bezenmiş eşsiz bir cennetti.Ta ki okula başlayana kadar. Ezikti, çaresizdi hep sınıfta. Kendini sürekli diğerleriyle karşılaştırıyor her seferinde çaresizlikle karşılaşıyor kendini küçük görüyordu. Şimdi de bu okuma bayramı çıkmıştı, neden diğerleri gibi o da okuma bayramına güzel bir kıyafet giyip gidemiyordu. Anlamıyordu neden herkesten farklıydı.. O sırada caddeden geçmekte olan kediye takıldı gözleri. Tüyleri kirlenmiş, aç olduğunu belli edecek kadar halsizdi kedicik. Besbelli bir lokma yiyecek arıyordu. Çocuğun kalbi hüzünle titredi. Az ileriki Mehmet Amcanın dükkanı geldi aklına. Koşarak cebindeki birkaç bozuklukla süt alıp, bir kaba boşalttı. Getirip kedinin önüne koydu heyecanla. Oysa kedi içmiyordu sütü. Miyavlıyordu acı acı. Arkasını süt dolu kaba dönüp bir iki adım ilerliyor sonra tekrar süte yöneliyordu. Aç olduğu belliydi kedinin ama neden içmiyordu önüne sunulan sütü.. Çocuk hayretle kediyi izliyor, ne yapacağını kestiremiyordu. Sanki kedi yaptığı hareketlerle çocuğu bir yere çağırıyor gibiydi. Çocuk süt dolu kabı eline aldı ve kediyi takibe koyuldu. Neyle karşılaşacağını öyle çok merak ediyordu ki. Kedi sevinç ve heyecanla karışık ve az önceki halsizliğinden eser kalmamış bir halde önden koşuyor ara sıra da çocuğun gelip gelmediğine bakmayı ihmal etmiyordu. Cadde bitmiş ıssız bir sokağa gelmişlerdi. Terkedilmiş harabe bir evin bahçesine yöneldi kedi koşar adımlarla.. Çocuk önce korkuyla karışık bir tereddüt yaşadı. Ama kedinin yalvaran bakışlarıyla karşılaşınca bu tereddütü uzun sürmedi. Yavaş ama temkinli adımlarla bahçe kapısına yöneldi. Kapı kulak tırmalayan gıcırtılarla açılırken, sanki bilinmeyen gizemli bir dünyayı da gözler önüne seriyordu. İçerisi bakımsızlıktan çeşitli yabani otlarla dolmuş, eski kullanılamayacak eşyaların da etkisiyle neredeyse bir çöplüğü andırıyordu. İleride iki katlı ahşap ayakta zor durduğu her halinden belli eski bir yapı vardı. Kedi heyecanla yılların yükünü yorgun omuzlarında taşıdığı her halinden belli olan yaşlı bir çınar ağacının altına koşuyordu. Çocuk dikkatle o yöne baktığında pamuk yumağına benzeyen, üç kedi yavrusunu fark etti. O kadar sevimlilerdi ki kimi benekli kimi beyaz tüyleriyle görsel bir şölene imza atıyorlardı hareketleriyle…. Çocuk şaşkın bir halde elinde süt kabıyla öylece kalakalmıştı. Kedi yavrularını yalıyor onlara güven vermeye çalışıyor tüm şefkatiyle onları sarmalıyordu. Demek kedi yavrularını düşündüğü için aç olmasına rağmen süte ağzını bile sürmemişti diye düşündü çocuk. Kedi yavrularının tatlı miyavlamalarıyla kendine geldi çocuk. Elindeki süt kabını ani bir hareketle gidip yavruların önüne bıraktı. Sütün kokusunu alan aç yavrular ürkek ürkek süt dolu kaba yöneldiler. Yalana yalana sütü içmeye koyuldular. Bu arada anne kedi de huzur dolu bakışlarla yavrularını yalıyor sanki onlara sütü içmeleri için güven vermeye çalışıyordu. Çocuk bu mutlu tablo karşısında öyle garip duygular içerisindeydi ki, küçüklüğünde kurduğu toz pembe barış dolu dünya hayallerini ve tüm doğaya duyduğu sevgiyi anımsadı. Eğer hayvanları bu kadar seviyor olmasaydı, kediyi hiç farketmeyecek ve bu yavrulara ulaşamayacaktı. Kimbilir bu yavrular kaç gün daha aç kalacaklardı. Kedi o perişan ve aç haldeyken şimdi yavrularını doyurduğu için kendi açlığını bile unutmuş, canlanmıştı sanki. Sonra kendi annesini düşündü çocuk. Yaşadıkları fakirlik içerisinde bile onu bir gün kahvaltı yapmadan okula göndermemiş, üstelik kahvaltısından da ne sütü, ne yumurtayı kesmemişti oysa bunları öyle zor sağlıyordu ki onu tek başına büyütmüş bir kez bile şikayet etmemişti.... Ama kendisi okuldaki zengin arkadaşlarının giyimine aldıklarına yediklerine özeniyor bir türlü mutlu olmuyor, annesini ara sıra çok üzüyordu. Daha sabah neler demişti annesine yaptığı herşeye bahane bulmuş annesini yerden yere vurmuştu.Utandı tüm yaptıklarından hatta hissettiklerinden. Kediye baktı tekrar bir lokma yiyeceği bile çocuklarına saklamıştı. Tıpkı annesi gibi. . Hemen çıktı o avludan kırlara koştu çiçekler topladı renk renk sevinçle, anneler günü bir güne mahsus değildi... Evin kapısını heyecanla çaldı. Annesi biraz buruk açtı kapıyı hala biraz kırgındı.. Arkasına sakladığı çiçekleri gösterdi çocuk annesine sarıldı. Yüzünde kocaman gülümseme ile asıl en güzel hediye bu gülümsemeydi annesi için . Anne daha fazla dayanamadı bitmeyen şefkatiyle sarmaladı oğlunu. Bu kez mutlulukla ağladı... (Çocuklarının mutluluğunu kendi mutluluğu sayan, onların gülümsemesini paha biçilmez hazinelere değişmeyecek tüm annelere...)
Telif Hakkı Uyarısı Bir Anne Bir Kedi ve Bir Çocuk isimli yazı, Gülşen Yılmaz tarafından 24.10.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
İpek Gongu yazıyı tebrik etti...
Lutuf Veli yazıyı tebrik etti...
Nida Kara yazıyı tebrik etti...
Zeynep Tümöz yazıyı tebrik etti...
Ayşe Sevgi yazıyı tebrik etti...
Ersin Ünal yazıyı tebrik etti...
Volkan Sönmez yazıyı tebrik etti...
Başar Besimler yazıyı tebrik etti...
Hatice Taşdelen yazıyı tebrik etti...
Ocak
7
Ocak
7
Bir Çift Güvercin Gördünüz Mü?
• Kadriye Arslan • Yaşamdan Hikayeler • 56 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ocak
7
Ocak
7
Ocak
7
Ocak
2
Aralık
16
Şimdi Yaralı Bir Ceylanım Annem !
• Gülşen Yılmaz • Anne Şiirleri • 170 kez okundu. • 34 kez yorumlandı.
Aralık
16
Aralık
15
Aralık
14
Ekim
23
Ekim
13
Ekim
24
Bir Anne Bir Kedi ve Bir Çocuk
• Gülşen Yılmaz • Yaşamdan Hikayeler • 401 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ekim
11
Kasım
8 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Copyrights © 2000 - 2009 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır

Rss |
İletişim