Hınzır Kız (ıı)Hınzır Kız (ıı)Desem ki Hınzır Kız’ın yolu İstanbul’a düşüyor. Bilin bakalım en çok kim sevinir? Ben söylemiyorum, siz tahmin edin bakalım… Aradı birkaç günlüğüne İstanbul’a gelecekmiş, açacağınız kitapevini de göreceğim dedi, hem Zebercet tatilden dönmüş mü onu sordu. Garibanım bilmiyor ki O her yerde tatildedir, kendine göre de her daim işte.Çok sevindim çok… Yıllar sonra çok sevdiğim, benim için çok değerli arkadaşımı görecektim. Yine eskisi gibi gezecek, O’na Ceyda Halam’ın nostaljisi kadar olmasa da kendi yaşım ölçüsünde değişen İstanbul’un değişmeyen güzel yüzünü gösterecektim. En başta da adalara gideriz. Hem eniştemin dondurmasından yer, hem de balık ekmeğe takılırız, ya da midye tava. Sonra ver elini koruluk. Faytonla çıkar, yürüyerek döneriz. Adalar nasıl da karşıdan gizemli gözüküyorlar, güneşin denizden kaldırdığı mavilikleri üzerine giyinmiş ve sanki bir kına gecesine gideceklermiş gibi. Uçuşan saçlarına yeşil bir zümrüt takmışlar da yıldızları okşuyorlar avuçlarında. Ve yalnız bir kadının gözleri gibi bakarlar karşı sahile bayram sabahları pencereden çocuklarının gelmesini bekleyen ihtiyar karı koca gibi. Ama bilirler, gün dönse de geceye, güneş aya terk etse de yerini o yılların kirini üzerinde taşıyan kapının zili çalmayacaktır. Bu arada Zebercet aradı, eğer İstanbul’u yeteri kadar bilmiyorsam yardımcı olacağını, yazdığı beşinci şiir kitabı olan “ Yalova Vapurundan hat çektim Bakire düşler oteline” kitabını imzalayıp hediye edeceğini söyledi ki çay ısmarlarken bile çok düşünen şairimizin bu bonkörlüğü dikkatlerimizden kaçmadı. Arkadaşımın ismini merak edenler için söyleyeyim. Sudenaz… İsmi gibi ince, akıcı, sağlıklı, sakin, sevgi dolu, sağlam, huzur dolu kısaca insanın sığınacağı bir liman. Zebercet duymasın güzel kızdır, hoştur, alımlıdır, saçları kumral, hafif dalgalı, uzundur. Yüzü biraz ufak ama kaşları gür, yanakları içe çekik, çenesi yumuşak, boyu uzun, omuzları hafif kalkık, alnı geniş, burnu ufak ve biçimli ve gözleri ve hele o bakışlarıyla anlattıkları. Şairimiz sadece gözleri ve derin, anlamlı ve koyu deniz diplerini anımsatan bakışları için bile iki kitap yazabilir. Sudenaz Adabersu’yu çok merak ediyormuş. Seni nasıl bu kadar etkiledi diyor, hatta diyor ki, uzaktan o güzel benleri nasıl fark ettin de yazdın. Ah! Gönül dağın arkasında da olsa ne bileyim okyanusun derinliklerinde de olsa görür desem anlar mı beni hiç. Anlar, anlarda anlamazlıktan gelir. O böyle derinliklere açılmaya korkar. Zirvelere çıkmaya oradan birden aşağılara yuvarlanmaya ve tekrar çıkmaya korkar. Bu nedenle benim metrelerce uzaktan Adabersu’nun yanağındaki beni görmemi ve sevmemi anlasa da anlamazlıktan gelir. Sudenaz Ceyda halayı çok içten ve sevgi dolu buluyormuş. Hele şiirleri ne kadar da etkileyici, insan okumaya başladı mı o dizelere vuran duyguların içinde kendini yitiriyor diyor. Enişteni ne kadar da çok seviyor diyor. Aynı zamanda çok bilgili, görgülü, zarif ve içten... Çok yardımsever olduğunu, kendinle barışık ve alçak gönüllü davrandığını da ekliyor. Ama hayattan epey de çektiğini, bu çektiklerinin O’nu pişirdiğini, hayata küsmek yerine daha da fazla bağlandığını söylüyor. Cho’nun ise çok zeki olduğunu, O’nun da çok sempatik göründüğünü –aman Zebercet duymasın, kıskanır; çok okuduğunu, genelde sol yanının zayıf olması sebebiyle soluna düşkün olduğunu ve başta kediler ile balinalar olmak üzere hayvanları koruduğunu, onlara yardımcı olduğunu ama nedense iki ayaklılarından ise çekindiğini, şiirlerinin vurucu olduğunu söylüyor. Ayrıca yeni sitenin daha özgür olması sebebiyle de kendisinin _her ne kadar polisler tarafından onay verirse de, bazı sıkıntılar yaratabileceğini söylüyor. Biliyorsunuz biz Türklere özgürlüklerin fazlası bol elbise gibi dururmuş ve daraltmak gerekiyormuş. Ne gözlemler yapmış. Yine yeni sitenin çok güzel olduğunu, yöneticinin ise karizmatik göründüğünü, detaycı düşündüğünü, çok çalıştığını, tahammülünün ise az olduğunu söyledi. Tam esas konuya gelmiştik ki telefonun olmasa bile yazanın şarjı bitti. ersin başeğmez 24 eylül 2007 23:13 _ izmir çaysız_şekersiz ve bademsiz
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Hınzır Kız (ıı) isimli yazı, Ersin Başeğmez tarafından 25.10.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Ocak
7
Ocak
7
Bir Çift Güvercin Gördünüz Mü?
• Kadriye Arslan • Yaşamdan Hikayeler • 56 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ocak
7
Ocak
7
Ocak
7
Ocak
6
Ocak
1
Aralık
28
Aralık
27
Aralık
23
Kasım
1
Ekim
25
Ekim
22
Ekim
5
Ekim
24 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
Copyrights © 2000 - 2009 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır

Rss |
İletişim