Adaçayı Kokusundaki AnneAdaçayı Kokusundaki Anneİzmir’in kenar mahallelerinden bir eve misafir oldum.Evde çok sevimli dört yaşında bir çocuk gördüm adı Görkem’di. O kadar neşeli ve akıllıydı ki insan kendini bir an komplekse sokup “bizde çocukken acaba bu kadar akıllı mıydık?” diye kendi kendime aklımdan geçiriyordum ki. Çocuk yanıma geldi ve bana “benim annem hastanede” dedi, bende şaşırdım. Sordum oturanlara “geçmiş olsun nesi var yengenin” odanın içerisinde derin bir sessizlik oldu. Kafalar önlere eğildi, sonra birisi “ıhı ıhı” deyip kısık bir ses tonuyla “yazın vefat etti o hastanede biliyor” dedi. Minik elleri minik yüreğiyle annesinin öldüğünden ve bir daha geri gelmeyeceğinden habersiz oyunlar oynayan minik, yüreğimi kanattı. Boğazıma bir şey tıkıldı içim eridi. Derken çay dolu tepsiyle evin kızı geldi. Annesinin ölümünden sonra bütün yük onun omuzlarındaydı. Çay içiyorduk daha birinci bardakta çocuk “ben ada çayı içmek istiyorum” dedi. Daha dört yaşında bir çocuk ada çayını ne biliyor? neden oralet, süt değil de ada çayı istemişti? Bu durum beni çok şaşırttı. Bende gel bakalım Görkem, sen adaçayını çok mu seviyorsun deyip başını okşadım. “Annemle ikimiz içmiştik” dedi. Bir kez daha boğazıma bir şey tıkıldı, gözlerim doldu ve adaçayının kokusunda annesini arayan çocuğun yüzündeki acı gülümsemeye daha fazla bakamadım. Beni sevmişti bana değerlerini göstermeye başlamıştı. Önce kırık arabasını gösterdi, sonra da koşarak diğer odadan elinde bir resmi öperek odaya girdi. O kadar dolmuştum ki ağlamamak için kendimi zor tutuyor yutkunmaktan acıyan boğazımı tükürüğümle ıslatıyordum. Çocuk sevimli tertemiz yüzüyle bana baktı ve sonra “baak! Annem” dedi. resmi bana doğru çevirdi. Solgun benizli bir kadının kucağındaki bu resim beklide öleceğini bilen annenin yavrusuna son sarılışıydı. Fotoğraf bir hastane odasında çekilmişti. Boğazıma tıkılan o acı birden gözlerimden yaş olarak çıkıverdi, öptüm yanaklarından ve dışarıya çıktım utandım birazda. Çocuk koşarak arkamdan geliyordu bana hala annesini anlatıyor beni bin kere öldürüyordu. “Abi dua edersem annemi görecekmişim o zaman gelecekmiş, senin annen yanında dua ettin mi sende?” diye sorunca. Kucakladım onu giydim ayakkabımı doğru bir oyuncakçıya gitmek için yola çıktık, yolda kucağımda o yavruyu taşırken sonsuz dua ve yalvarışta bulundum kimseyi annesiz babasız bırakma Allah’ım…
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Adaçayı Kokusundaki Anne isimli yazı, Bekir Sepet tarafından 1/5/2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
3
Aralık
3
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
2
Sudenaz’dan Mektuplar (ıv)
• Ersin Başeğmez • Yaşamdan Hikayeler • 25 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
28
Ağustos
30
Ağustos
11
Temmuz
26
Temmuz
5
Temmuz
2
Temmuz
8
Şubat
26
Ağustos
16
Şubat
20 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||