AdaletAdaletdoğrudur veya doğru değildir. aslına bakarsanız, hepimiz doğruluğun ne olduğunu biliriz; bunu anlatmak için fazla söze lüzum yoktur. hepimiz, vicdanımız yoluyla iyi olan şeyin yapılması gerektiğini (dolayısıyle doğru hareket edilmesini) ve kötü şeyin yapılmaması gerektiğini (haksızlıktan kaçınılması lüzumunu) duyarız.bunun için insan toplum içindeki yaşayışını düzenleyen bir takım kanunlar koymuştur. kanunlar, herbirimizin adalete uygun bir şekilde yaşamamız için, hak ve görevlerimizi belli eden kurallardır. biri çıkıp: "peki ama, kanun kitaplarında bir insanın yapması ve yapmaması gereken herşey yazılı mıdır?" diye sorabilir. hayır, buna imkan yoktur! yazılı kanunlar önemli, çok önemlidir. çünkü toplu hayatın birçok gereğini tam ve belirli bir şekilde düzenlerler. ileride görüleceği gibi vatandaşların hakları onlarla korunabilir. haksızlıklar, hiç olmazsa bir noktaya kadar, onlarla giderilir, yahut da bu mümkün değilse, suçlular hak ettikleri cezalara çarptırılırlar. günlük yaşayışımızı düzenleyen ve kanun kitaplarında yazılı olmayan başka sayısız kurallarda vardır. bir arada yaşamanın sonucu olarak, medeni insanlar arasında ortaya çıktıklarından hiçbir yerde yazılı olmayan bu kurallar herkes tarafından açıkça bilinmekte ve yürütülmektedir. biz gene kitaplarda yazılı kanunlara dönelim. bunların, insanların hareketlerini düzenlediklerini söyledik. şimdi burada, dünya yaratıldığından bu yana süregelen bir olay karşımıza çıkmaktadır. kanunlara karşı sevgi ve saygıları olmayan, adalete uygun yaşamayan, çalan, kandıran, zarar veren kimseler vardır. o halde ne olacak? çok açık... toplu yaşamanın düzenini bozdukları için onları cezalandırmak ve doğru yola getirmeye çalışmak gerekiyor. bu nasıl yapılır?..kim yapar bunu? eski zamanlarda, herkes, adaleti kendisi yerine getirirdi. şimdi birkaç yüz yıl geriye dönelim ve mesela germen barbarları arasında adaletin nasıl uygulandığını görelim. olaf ın fena hareket ettiği, adalete karşı geldiği, insanlar arasındaki yaşama düzenini bozduğu açıkça görülmektedir. o halde adaleti yerine getirmek, yani saldırıyı tamir edip suçluyu cezalandırmak gerekmektedir. barbarların ilkel kanun ve adetlerine göre bu işi saldırıya uğrayanın kendisi, yani vindobald yapmak zorundadır. olaf ın sopası vindobald ı öldürmüş ise, o zaman, ceza verme işini vindobald ın oğlu, kardeşi, herhangi bir akrabası üzerine alırdı. bunlar o zamanın kanunlarınca böyle uygun bulunuyordu. bu usulün vahşi ve haksız olduğu gibi çok da yanlış olduğunu anlamamız için uzun söze lüzum yoktur. gerçekte ne oluyordu bilir misiniz? olaf karşılık olarak dayak yedikten sonra, vindobald ı bir daha dövmeye kalkıyor, hemen öç almaya bakıyordu. sonra vindobald..sonra olaf...derken iş uzayıp gidiyordu. karşılık olarak dayağı vindobald ın akrabaları atmışlarsa olaf ın akrabaları da intikamlarını alırlardı. sonra, iş ötekilere düşer, sıra gene birincilere gelir ve böylece çok defa kuşaklar boyunca sürüp giden bir intikam, bir kin zinciri yaratılıyordu. böylece "kan davaları" bütün bir ailenin, kabilenin kökünü kazıyordu. bir insanın, yapılana karşılık vermek yoluyla adaleti kendi kendine yerine getirmesi doğru değildir. bazı kimselerle tartışan birinin suratına ansızın bir tokat inerse, bu kimse pekala yanılabilir ve hiç ilgisi bulunmayan birini tokatlayabilir. tepkide aşırı gidebilir: hakarete tabanca ile tepki gösteren kimseler de vardır. bu çok daha ağır bir suç olur. faydalanma yolunu tutabilir: biri, başka birinin yüz lira değerinde bir eşyasını çalar. malı çalınan kimse de namussuzun biri ise: "eşyanın değeri bin lira idi" deyip bin liralık bir tazminat isteyebilir. sonuç olarak: haksızlığın giderilmesi işi zarar gören kimseye bırakılamaz. bunu devlet belli eder. o, mahkemeler yoluyla adaleti düzenler ve dağıtır.
Telif Hakkı Uyarısı Adalet isimli yazı, Zeynep Akıllı tarafından 1/3/2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
3
Zaman Dışı Hayatlar Üzerine…
• Turgut Yaşar • Hayata Dair Denemeler • 2 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
3
Aralık
2
Bugün Benim Doğumgünüm
• Sabriye Nişancı • Hayata Dair Denemeler • 9 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
2
Gidenlerin Ardından Son Duraklarda Beklemeler
• Dila Emral Aydın • Hayata Dair Denemeler • 21 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Kasım
30
Halk Edebiyatında Aşk ve Cinsellik
• Zeynep Akıllı • Eğitim Makaleleri • 49 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
28
Kasım
28
Kasım
27
Çocuklarınızı Evliliğe Hazırlayın
• Zeynep Akıllı • Toplumsal Makaleler • 47 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
24
Aralık
25
Şubat
11
Aralık
12
Haziran
1
Sakızcı Makbule Teyzem ve İsmail Amcam
• Zeynep Akıllı • Yaşamdan Hikayeler • 7581 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Temmuz
1
Köpek Ne Yer? Köpeğe Nasıl Bakmalı?
• Zeynep Akıllı • Eğitim Makaleleri • 4617 kez okundu. • 0 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||