Adam Yiyen CanavarlarAdam Yiyen CanavarlarHarlada buğdayları, ahırda hayvanları, fırında ekmekleri ve ocakta yemekleri kalmıştı. Onlarda tüm sürgünler gibi ne olduğunu anlamadan, nereye gittiklerini dahi bilmeden bir mechule doğru yola çıkarılmışlardı.Mahirbek’te annesi ve kzı kardeşiyle beraber akşam yemeğine yeni oturmuşlardı ki evleri askerler tarfından kuşatılmış ve apar topar evden çıkarılarak tren istasyonuna getirilmişti. Annesi Kerime Hanım’ın eşi Ukrayna’da askerdeydi. Eşi askere gittiği günden bu yana oğlu Mahirbek ve kızı Gülşah ile yaşıyordu. Eşinin askere alındığı gün eşiyle beraber köylerinde ne kadar eli silah tutan genç Almanlara karşı savaşa gönderilmek üzere askere alınmıştı. Kerime Hanım oğlu Mahirbek ve kızı Gülşah ile berabar tüm Çeçenler gibi kapıları ve pencereleri kapalı yük trenlerinde üç gündür yolculuk yapıyorlardı. Vagonlarında sancılanıp doğum yapan olduğu gibi hastalanıp ölen bile olmuştu. Üç gün aradan sonra tren bir istasyonda durmuş, erkeklerin ve büyüklerinin bulunduğu vagonlarda ihtiyaçlarını gideremeyen kadınlar ve genç kızlar ihtiyaç gidermek üzere trenden biraz uzaklaşınca askerler tarafından üzerlerine ateş açılarak hiç acımadan hunharca katledilmişlerdi. Açlıktan, suzuzluktan, havasızlıktan ve dondurucu soğuktan hastalanarak vagonlarda ölenleri toplayarak bir çukura atıp üzerlerini yarı karışık kar ve toprakla örtmüşlerdi. Kapılar ve pencereler bir defa daha kapatılarak tren hareket etmişti ki Gülşah annesine: “Daha ne kadar yolumuz var anne? “dedi. Kerime Hanım ağlamaklı bir iç çekerek: “Allah bilir kızım, nereye götürüldüğünü bilmiyoruz ki ne kadar kaldığını bilelim” dedi. Mahirbek kardeşine ve annesine baktı yorgunluktan bitkin hallerine dayanamayarak dişlerini sıktı ve: “Bunun hesabını bir gün mutlaka soracağız” dedi. Mahirbek’in bu sözlerini işiten bir ne: “İnşallah oğul diye inledi. Sabaha karşı tren büyükçe bir kasabada durmuştu. Kapılar açıldı bir bir insanlar indirilmeye başlandı. Üç dört gündür küçücük vagonlarda zor şartlarda yolculuk yapan insanlar birer birer dışarı çıkarken etrafta askerlerden başka hiç kimsenin görünmeyişine şaşırmışlardı. Mahirbek annesine: “Anne, bu kasaba halkı da başka yerlere sürülmüşler herhalde” dedi. Tüm sürgünleri daha önceden hazırlanan kasabaya yakın bir yerde kurulmuş çadırlara yerleştirmişlerdi. Mahirbek’te kendilerine gösterilen çadıra bakarak: “Burada insan soğuktan bir gün bile yaşayamaz, soğuktan ölür” dedi. Fakat başka çareleri yoktu. Büyükçe bir kasaba olmasına rağmen sokaklarda hiç insan göremedikleri için Kerime Hanım: “Bizi bu evlere niye yerleştirmedile acaba? “dedi kendi kendine. Bir iki gün aradan sonra sokaklarda çekik gözlü çocuklar dolaşmaya başlamıştı. Ürkek gözlerle yeni gelen komşularını gözetliyorlardı uzaktan uzağa. Her birerlerinde tedirgin bir yüz ifadesi vardı. Mahirbek biraz büyükçe birine uzaktan selam verdi ve: “Bu kasabada sizden başka kimse yaşamıyor mu?” diye sordu. Çocuk titrek bir sesle: “Bütün evler dolu, ailelerimizde var, fakat sizden korktukları için dışarıya çıkmıyorlar” dedi. Mahirbek: “Niçin bizden korkuyorlar ki?” diye sorunca çekik gözlü Kazak çocuğu: “Haftalardır yerel gazetelerde ve televizyonlarda sizinle ilgili haberler yayınlanıyor.” Evlere: “Kafkasya’dan adam yiyen canavarlar gelecek, dikkatli olun, kapılarınızı pencerelerinizi iyi kapatın” diye bildiriler dağıtıldı” dedi. Mahirbek o zaman anlamıştı kasabanın neden bu kadar sessiz ve boş olduğunu. “Allah Allah bizmiymişik adam yiyen canavarlar, yoksa zorla silahlar altında evinden ocağından insanları çıkararak sürgün edenler mi?” dedi. Çabuk kaynaşmışlardı Kazak çocuğuyla. “Adın ne?” diye sordu. “Murathan” cevabını alınca biraz daha yakınlaşmışlardı birbirlerine. Sorular uzayıp giderken silahlı bir asker kesti sohbetlerini. Mahirbek çadırlarına doğtu giderken Murathan’da koşarak gözden kayboldu. O gün sabaha kadar daha kim olduklarını bile bilemedikleri insanlar hakkında konuşuldu o kasabada ve soğuk çadırlarda. O zamandan sonra bir bir insanlar sokaklara çıkmaya başlamışlardı. Hatta ve hatta Müslüman olduklarını da anlayınca daha çabuk kaynaştılar birbirlerine…
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Adam Yiyen Canavarlar isimli yazı, Mustafa Bulut tarafından 3/2/2007 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
3
Aralık
3
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
2
Sudenaz’dan Mektuplar (ıv)
• Ersin Başeğmez • Yaşamdan Hikayeler • 26 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
5
Ocak
5
Ocak
5
Ocak
5
Nisan
22
Şubat
3
Mart
22
Mart
19
Nisan
22
Ocak
21 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||