Adı Unutulan
Adını unuttuğum bahar ah neredesin. Gel bir kez daha yelken aç, ufkumu sar. Bu çölde öylesi susuzum şimdi.Ne toprağa tohumalyacak bir hayalim var elimde, ne de içine gömülüp beni saracak bir yer küre. Gitsem kimim var ki derim beni bekleyen. Kalsam kim tutar şimdi ellerimden. Aradan onca zaman geçmişken mesafelerden mahfuz bir ören yerinde bağbanların dokunuşlarıyla kırpılıyor dallarım. Kurudum. Nereye dokunsam elimde kalıyor. Aylar içinde haftalar öylesi matlaştı. Doğduğum şehir belki vaktin her anı ardımdan ilenmekte. Sevgiliden başımı kaldırıp özür dileyecek yüzüm dahi yok. Hasta yatağımda rehabilitasyon seanslarında eriyen vücudum değil, umudum. Halimi arz edecek mecalden yoksunum şimdi. Varlık sebebimle birlikte yokluk düşüncesini de unuttum. İsimsiz piçlerle doldurdum tüm sokakları!
Fevri yokoluşlara imza sirküleri dağıtmaktayım. Her gün bin baskı yapan `karanlıktaki izler` kitabım yok satmakta. Kalpazan usulü sahte tebessümler basıp basıp etrafa dağıtmaktayım. Meymenet yoksunu suratıma ekşimiş mühürler vurup vurup kendimi Allah’a havale etmekteyim. Hiçbir cümlenin anlamı yok. ‘er elimenin aş arfi ksik ibi.’Bu sessiz sinemanın adı iki kelime: İçerden; birinci kelime `unutulmuş`; ikincisi `yok`. Bu haldeyken bulamayacağımdan neredeyse eminim.
Gökler, içindeki yalnızlığıma kulak misafiri olsun. Caddelerimi saran meczuplar birazcık halimden anlasın. Beni buhranların eşiğinde kapaklandıran içimdeki asi insaf etsin. Allahım! Yaşasam sonsuz bir boşluk; ölsem anlamsız bir yaşam… söz dinlemeyen nefsin, katiyen dinmeyen vesveselerin varlığında bu mektup az dahi olsa içimdeki çalkantıyı dindirsin.
Sokaklar ıssız
Sayfalar bembeyaz
Ucu yırtık bir mektup
Üşüdüm biraz