Affedebilmek ( 2 )Affedebilmek ( 2 )Sevgi yoksa eğer…Birinci bölümde genel manada işlediğim konuyu bu bölümde daha alt katmanlara inerek paylaşacağım izninizle. Cevabı evet olanlar zaten okuyacaktır. Öfke ve kin sevgiyi öldürür. Sevginin olmadığı bir kalpte merhamet olmaz. Merhametin terk ettiği bir kalp affetmenin hazzından bihaberdir. Japon bilim adamlarının yapmış olduğu bir deneyle başlamak istiyorum. İşleri güçleri yok ki. Yapmışlar işte. Pikniğe git, piknik yaparken ormanı yak, olmadı maça git, gün görmedik küfürler savur, savur ki iki sıra ilerinde oturan çocukta gelecekte zorlanmasın bir şeyler kapsın. Olmaz ki onlar işi gücü bırakıp bilimsel araştırmalara öyle bir kaptırmışlar ki kendilerini… Japon aklı işte. Hayatın gerçeklerinden ve zevklerinden bihaber bu insanlar öncelikle dünyanın çeşitli bölgelerinden ve denizlerinden belli miktarlarda su toplamakla başlamışlar işe. Bu suları laboratuar ortamında iki farklı bölüme koyuyorlar. Birinci bölümde her bölgeden alınan su ayrı bir kapta, diğer bölümde de toplanan sular tek bir kapta toplanıyor. Daha sonra insanların genelinin hoşuna gitmeyen, onlarda kötü duygular uyandıran sözcükleri tespit ediyorlar. Aynı şekilde insanların genelinde mutluluk, tebessüm, güzel duygular uyandıran sözcükleri de. En belirgin olanları ise “Şeytan ve Sevgi” Genel kabul gören de bu değimlidir. Şeytan sözcüğü kaçınızda güzel duygular uyandırıyor. Ya da “Sevgi”. Kaçınız sevgi adına olumsuz kötü duygular yazabilirsiniz. Deneyelim isterseniz “SEVGİ” üzerine olumsuz kaç “CÜMLE” kurabileceksiniz. Ama şeytan için sayfalarca yazmakta pek zorlanmayız. Deneyimize dönecek olursak suların bulunduğu kaplara önce tespit edilen bir nevi hakaret içeren sözcükler tekrarlanarak söyleniyor ve çeşitli aletler yardımıyla inceleniyor. Aynı işlem sırası bu sefer duymaktan mutlu olduğumuz, tebessüm ettiğimiz, güzel, hoş iltifat içeren sözcükler su dolu kaplara bir bir söyleniyor. Sulardaki değişimler özel aletler yardımıyla gözlemleniyor. Biliyor musunuz inanması güç bir tespitte bulunuyorlar. Öncelikle kötü olarak nitelendirdiğimiz sözcükler söylendiğinde her iki bölümde bulunan suların yapısında bir bozulma şekil ve renk bozukluğu gözlemleniyor. Güzel, hoş, iltifat sözcükleri söylendiğinde ise sularda bir durulma, berraklaşma, dinginleşme tespit ediyorlar. İlginç değil mi? Entel takılacak olursak bugün buna “Negatif enerji ve Pozitif enerji” diyorlar. Bense buna mirasçısı olduğum kültürün gereği “Sevgi ve Sevgisizlik” diyorum. Düşünün bir kere insanın yüzde yetmişi sudan oluşuyor. Su bizim vazgeçilmezimiz. Öyleyse öfke, kin, kötü söz ve davranış, sevgisizlik en azından yüzde yetmişini etkiliyor bir insanın. Onun yapısını, doğasını bozuyor. Öfke ve kin sevgiyi öldürür. Sevgisizlik ise insanı. İçinde sevgiyi barındırmayan insan nefretle dolar, canavarlaşır, insanlıktan uzaklaşır. Samimi, içten bir sevgiyi sokaktaki başıboş bir köpek bile karşılıksız bırakmıyor. Daha siz bir şey demeden ve yapmadan o başlıyor kuyruk sallamaya. Hissediyor sizdeki o enerjiyi. Ya da vazonuzdaki çiçek. Sizin onunla konuşmanızı anlıyor sanki. Sevgi sözcükleriniz karşısında daha bir başka kokuyor, daha bir başka açılıp serpiliyor. Sevgi merhameti, merhamet AFFETMEYİ doğurur. Öyleyse önce seveceğiz. Başta kendimizi, ailemizi, insanları, doğayı tüm canlıları. Her birimiz bir Yunus olacağız, yaratılmışı seveceğiz Yaratandan ötürü. Sevmeden öfke ve kin gömleğini çıkarıp atamayız. Sevmeden İNSAN olamayız. Sevmek tüm ön yargıların yıkılmasıdır. Sevmek paylaşmaktır. O zaman sevmeyi öğrenmeliyiz. Peki, sevmek öğrenilebilir mi? Bence evet. Sevmeyi öğrenmede iki temel unsur var. Biri eğitim diğeri ise kadın. Yani kızlarımız, bacılarımız, analarımız. Bu konudaki görüşlerimi de üçüncü bölümde paylaşacağım.
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Affedebilmek ( 2 ) isimli yazı, Mehmet Akkun tarafından 29.04.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
3
Aralık
3
Zaman Dışı Hayatlar Üzerine…
• Turgut Yaşar • Hayata Dair Denemeler • 2 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
3
Aralık
2
Bugün Benim Doğumgünüm
• Sabriye Nişancı • Hayata Dair Denemeler • 9 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
2
Gidenlerin Ardından Son Duraklarda Beklemeler
• Dila Emral Aydın • Hayata Dair Denemeler • 21 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Kasım
28
Kasım
27
Kasım
21
Kasım
9
Şubat
1
Mayıs
11
Temmuz
27
Eylül
1
Nisan
24 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||