Affedebilmek ( 3 )Affedebilmek ( 3 )EĞER BİR ÇOCUKKABUL VE ONAY GÖRMÜŞSE, KENDİNİ SEVMEYİ ÖĞRENİR. Dorothy Low Nolte Kişiliğimizi, yargılarımızı hatta tuttuğumuz takımı bile belirleyen içinde yaşadığımız çevredir. En belirleyici olan da sanıldığı gibi eğitim kurumları değil, ailedir. Çünkü bir insan genellikle gördüğünü uygular. Yetişkin bir birey olduğunda örnek aldığı model çoğu zaman anne ve babasıdır. Sayın Doğan Cüceloğlu’nun Amerika’da öğretim üyeliği yaptığı sırada anlatmış olduğu bir yazısından aklımda kaldığınca aktaracağım. **Rahatlığı, yaşam biçimi ve tercihlerinden çok etkilendiği öğrencisi genç ve güzel bir Amerikalının yetiştiği aileyi merak eder ve onlarla tanışmak ister. Bu isteğini öğrencisine iletir ve kabul görür. Üç dört hafta sonraki bir hafta sonu gitmeye karar verirler. Öğrencisinin abisinin evinde sabah kahvaltısı için buluşurlar. Sayın Cüceloğlu’nun iki şey dikkatini çeker. Bunlardan ilki kızın babası torunlarıyla konuşurken onların göz hizalarına kadar eğilerek konuşmaktadır. Ve ailedeki tüm büyükler küçüklerle bu şekilde konuşmaktadırlar. İkinci dikkatini çeken olay ise ailedeki büyükler çocuklarla randevulaşmakta ve bu randevularını ne pahasına olursa olsun zaman ayırıp yerine getirmektedirler. Birinci olaydan çıkarılacak sonuç şudur. “Sen varsın, sen önemlisin, sen değerlisin…” Bu mesajları alan çocuk kendine güven duygusunu geliştirir. İkinci olaydan ise “Sen sevilmeye layıksın, seninle zaman geçirmek önemli, sen önemlisin.” Bu mesajları alan çocuk önce kendisini SEVMEYİ öğrenecek ve çevresindeki her şeyi…** İşte sevmeği öğrenmede ailenin ve ailedeki eğitimin önemi. Ya bizde? Sürekli didişen büyükler, bu gerilim içinde büyüyen küçükler. Bizim toplumumuzda ailede eğitimde temel faktör annedir. Öyleyse annelerimiz her bakımdan donanımlı, eğitimli olması gerekir. Bunun temel şartı da kızlarımızın okumasıdır. Ama bu hedefin önünde aşılmaz dağlar vardır. “Çünkü kız çocuğu okumaz”. NEDEN? Çoğu zaman mantıklı bir açıklaması yoktur. Sorunun muhatapları sıkıştıklarında tek çıkış yolları, dayanakları “DİN” dir. Peki, hangi din? Kendi bağnaz, kokuşmuş düşünceleriyle oluşturdukları mı yoksa mensubu olduklarını söyledikleri İSLAM mı? Eyy bre ZORBA! O mensubu olduğunu söylediğin dinin ilk emri OKU. Ve o aynı din diyor ki; “İlim öğrenmek kadın ve erkek her ikisine de farzdır”. Kızları okutmamak kendi aymazlığın ve bağnazlığın olmasın? Durum böyleyken kendi bağnazlıklarını zorbalıklarını erkek hegomanyasını sürdürme çabalarını dine mal etmek; hem bu dinin sahibine,(bu dinin sahibi Allah c.c dir) hem bu dinin samimi mensuplarına, hem de tüm insanlığa yapılan bir haksızlık ve hakarettir. VE TOPLUMDAKİ SEVGİSİZLİĞİ BESLEYEN ANA PINARDIR. Sevgi eğitiminin önündeki engellerden bir diğeri de kadına uygulanan şiddettir. Kadına yöneltilen her tür şiddet aynaya tutulan bir ışık gibi aynen topluma geri yansır. Bir çığ olup toplumun üstüne çöker. Şiddeti sadece dayak olarak algılamamak gerekir. Kadını “META”laştıran her uygulama bence kadına uygulanan bir şiddettir. Bazı aklı kıtlar bunu da dine bağlama gayretindedirler. Oysa o din kadını erkeğe Allah’ın bir EMANETİ olarak görmektedir. O dinin temel prensiplerinden biri de emanete ihanet olmaz. Hele ki bu emanet Yüce YARADANIN emaneti ise; hangi aklıselim bu emanete ihanet edebilir ki? Çağdaş yaklaşımların da pek masum olduğu söylenemez. Size bir örnek vereceğim. Tv. de bir otomobil lastiği reklamı. Reklamda son derece alımlı, çekici bikinili bir kadın iç gıcıklayıcı tavırlar ve bakışlar atarak hareket ediyor. Reklamın sonunda ne alakaysa “............ otomobilinizin lastiği”… Cinselliğin ön plana çıktığı bir figürle otomobil lastiği arasında bir bağ kurabilen bir insan, nasıl bir psikolojiye sahiptir hala anlayabilmiş değilim. Toplumsal olarak yaşadığımız pek çok problemin kaynağı sevgisizliktir. Sevgisizliğin kaynaklarından en önemlisi ise kadına bakışımız. Kadının silahı gözyaşıdır derler. Gerçekten de onların gözyaşı tüm toplumu boğuyor. Bu mukaddes emanetlere toplumda gerçek değerini verdiğimizde SEVGİSİZLİĞİ de yeneceğimize inanıyorum. Ve sağlıklı bir sevgi eğitiminin verilebileceğine de… SEVGİ + MERHAMET + AFFETME bir sacayağını oluşturuyor. Bir bacağı eksik olunca sistem çöküyor. Sevgiyle kalın. * D. Cüceloğlu’nun bir yazısından hatırımda kaldığı kadarıyla
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Affedebilmek ( 3 ) isimli yazı, Mehmet Akkun tarafından 02.05.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Çiğdem Bekar Abilov yazıyı tebrik etti...
Alper Han yazıyı tebrik etti...
İlyas Koyuncu yazıyı tebrik etti...
• Alper Han yazıyı favori listesine aldı...
Aralık
3
Zaman Dışı Hayatlar Üzerine…
• Turgut Yaşar • Hayata Dair Denemeler • 1 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
3
Aralık
2
Bugün Benim Doğumgünüm
• Sabriye Nişancı • Hayata Dair Denemeler • 9 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
2
Gidenlerin Ardından Son Duraklarda Beklemeler
• Dila Emral Aydın • Hayata Dair Denemeler • 21 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Aralık
2
Kasım
28
Kasım
27
Kasım
21
Kasım
9
Şubat
1
Mayıs
11
Temmuz
27
Eylül
1
Nisan
24 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||