Afşın
21 / 1 / 2008 Pazartesi tarihinde Şaban Kutluca tarafından eklendi, 197 kez okundu...
“ Ak sarığını Darü’l-Hikme mollaları gibi bağlamış, artan ucunu sağ omzundan aşağıya doğru sarkıtmıştı. Kırçıl sakalı kısa kesilmiş, özenle çenesine doğru toplanmıştı. Kömür karası gözleri nereye baktığı belli olmadan ufku tarıyor, akşama yemeği olmayan aç bir kartalın heyecanı ile her an tetikte bekliyordu. Vücudu her an fırlayacak bir yarışçı g...” Okuyucu Puanı ;
AfşınAk sarığını Darü’l-Hikme mollaları gibi bağlamış, artan ucunu sağ omzundan aşağıya doğru sarkıtmıştı. Kırçıl sakalı kısa kesilmiş, özenle çenesine doğru toplanmıştı. Kömür karası gözleri nereye baktığı belli olmadan ufku tarıyor, akşama yemeği olmayan aç bir kartalın heyecanı ile her an tetikte bekliyordu. Vücudu her an fırlayacak bir yarışçı gibi öne doğru uzanmış, hafif zırhının pulları öne doğru açılmış, öyle mıhlanmış gibi hareketsiz duruyordu. Zırhının omuz kısmı ak çelik, parlıyor, akşam güneşinin kızıllığıyla Afşın Bey’in ak kısrağını kana boyuyordu. Sol eli ile başı kartal motifli kılıcın kabzasını kavramış her an elini kına alıp sağ eliyle kılıcını çekecekmiş gibi, hedefi arayan gerili bir yay gibi bekliyor. Atı sağ ayağı ile tepinmeye başladı. Eşeleniyor kısrak. Yere eğiliyor bir müddet sonra. Alparslan sağ elini gevşetiyor. At burnunu yere sürtmeye başlıyor. Homurdanıyor durmadan. Afşın Bey Miğferinin burnuna gelecek korkuluğunu indiriyor. Afşın Bey ile Alparslan’dan başkasının göremediği bir çelik parıltısı karşıki tepelerde bir an için çaktı. Alparslan: —Miğferim! diyor. Bu kelime bomba gibi düşüyor süvarilerin üzerine. Afşın Bey rahat. Sol eli ile tutuyor atının dizginini. Alparslan miğferini başına geçiriyor. “Bismillah!” diye fısıldıyor. Sol eliyle dizginleri, sağ eliyle manda derisinden eğerinin çelik arkalığını tutuyor. Üzengisini yerleştiren yaverleri hızla geri çekilirken süvariler ovaya bakan yamaçtaki bir deve başı gibi uzanan kayalıktan aşağıya akıyorlar. * * * Yamacın az yukarısına kurulu Ak Otağın çevresinde toplanan 1-2 bin kişilik hassa dışında orduyu öğleden sonra konuşlandıran Sultan Otağa girdi. Adımları uzun, kararlı. Bakışları kesin ve karanlık. “Akşama hazırlanalım” dedi. Bir gümüş ibrikle bakır leğen getirdiler. Başını Afşın Bey’e çevirdi. Afşın Bey müsaade almadan hemen otağdan çıktı. Koşarak ateşin başına geldi. Ufuk çoktan kızıllaşmıştı. Günbatısına baktı bir kez daha. Hafif bir zırh giyinmişti. Kara bir içlik ve kara bir don üzerine zırhını giyinmiş ve pusatlarını kuşanmıştı. Miğferi biraz sivrice, burnuna bir korkuluk iniyordu. Enseliği kısaydı ama bir örgü ile sırtına kadar iniyordu. İnsan bedenine benzetilmiş bir şekille üstlüğü ışıl ışıl yanıyordu. Ateş huzmelerinin arasında batının kızıl parıltısı karşısına dizilen hassasının gözlerini okşuyordu. Kara gözleri, hafif çekik, küçük bir burun altında seyrek bıyık ve sakalı, çıkan akşam rüzgârı ile hafif hafif sallanıyordu. Boyu uzun, omuzları geniş, dizlerinden alt tarafı üst tarafına göre çok zayıftı. Zırhının omuzlarından taşan ve kartal gagasına benzeyen uçları vardı. Kollukları üzerinde çeşitli çiçek figürleri işlenmişti. Eklemleri mükemmel tasarlanmış, yumruk yapıldığında birer ölüm davetiyesi olan eldivenleri vardı. —Atım! dedi. Hassası hemen atlarına koştular. Gelen atına dizginleri tutmadan üzengiye basmadan bindi. Kırk üç yaşını geçmişti. Hemen üzengiledi. Hassası ardına düştü. Ovayı yandan geçerek ormana aktılar. Nasıl ki Sirderya Cent içinde kıvrılarak Aral’a uzanır. İşte öyle… İşte öyle karanlık, işte öyle bir yılanın kuma karıştığı gibi aktılar karanlık ormanın içine. Karargahta akşam ezanı okunurken sert toprak üzerinde ak bir dev gibi Afşın Bey yaklaşan bir fırtınayı andırıyordu. Zırhı yeni ayın şavkıyla parıldıyordu. Atının yürüyen bir kale gibi, sahibinin ışıltılarının seslerini yansıtır gibi bir ahval içinde sürüklenen bir kale gibi, çığ gibi ilerliyorlar. Sırtlarına Süphandağı’nı almışlar, yılın bu günlerinde çok sığlaşan Murat suyuna karışıyorlar. Hafif zırhlı Türkistan atları suyu göğüslüyorlar. Suyun şapırtısı kesilince Yavelerden birisi seslendi: —“Beyim! Akşam geçiyor.” Afşın Bey duruyor. Atını yaverlere veriyor. Başını kaldırıyor. Ay batmış. Yaverlerden biri sakin sakin farzı kametlerken uzaklardan on binlerce askerin mızraklarını zırhına vurmasıyla çıkan bir uğultu yükseliyor. Anlıyorlar ki Doğu Roma Orduları düzen alıyor. * * *
Haziran
4
Karagöz İle Hacivat Oğulları
• Serdar Yıldırım • Kültür ve Sanat Hikayeleri • 289 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
18
Mayıs
7
Siyahların Müziği
• Zeynep Akıllı • Kültür ve Sanat Hikayeleri • 408 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mayıs
7
Mart
27
Osman Yüksel Serdengeçtinin İzlerinden
• Mustafa Cilasun • Kültür ve Sanat Hikayeleri • 372 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ağustos
21
Ağustos
17
Ağustos
15
Ağustos
10
Tanzimat Dönemi Fikir Hareketleri 2
• Şaban Kutluca • Tarihsel Makaleler • 54 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
4
Tanzimat Dönemi Fikir Hareketleri1
• Şaban Kutluca • Tarihsel Makaleler • 58 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ocak
14
Şubat
5
Ocak
22
Ocak
13
Mart
22 |
![]() |
|
||||||