Ağaç`ı Kazımak
Oğlum ”Bak bu ağaç büyük,uzaktan görülecek bir büyüklükte ismimi kazıya bilirim”.
Arkadaşı “Tamam,ben hemen şu sağda duran masanın yanındaki çam ağacını görüyor
musun,oraya gidiyorum.İnsanların ordan rahatça görebileceği şekilde büyük yazarsın,ben
sana söylerim”.”İyi fikir,ben başlıyorum”.Elindeki bıçakla büyükçe harflerle ismini kazımaya
başlamıştı.
Yirmi dakika sonra
Arkadaşı seslenir “Bitti mi?”.”Evet bitti”.”Çekil bi de göreyim.Oo harikasın çok güzel
görünüyor.”Arkadaşı oğlumun yanına koşar.”Bıçağı tutarmısın?Bende bakmak
istiyorum”.Bakar ve geri gelir.”Gerçekten güzel olmuş.Herkesin görebileceği şekilde
kazımışım.”Gururla söyler.Beni görürler ”Baban geliyor.” İkisininde içi birden korkuyla dolar.
“Merhaba çocuklar nasılsınız?Oğlum gel arabadan içecekleri getirelim.”Çocukların yüzündeki
kızarıklığı görünce,arkalarında birşey sakladıkları hissi ile “Arkanıza ne var öyle?” “Hiç baba
,sadece yaslanıyorduk.”Bir çırpıda konuşurarak.”Tamam ben geliyorum baba.”“Siz arkanızda
birşey saklıyorsunuz.”Oğlumun omuzlarından dostça tutup,onu ağacın önünden
çekince,arkadaşıda çekilir.”Hadi içecekleri almaya gidiyoruz.”Ben arkadan giderken onlar
fısıldaşıyorlardı.”Baban hiç kızmadı.Yaşasın.Belki oda beğenmiştir.” ”Sanmıyorum yüzünü
görmedin mi?Görüdükten sonra üzülmüştü,babam eğer birşeye çok kızarsa konuşmaz.Buna
da birşey demediğine göre çok kızmış olmalı.Şimdi benimde canım sıkıldı.”
Yolda giderken çocukluğumda ki bir hadiseyi tekrar hatırlamıştım.
Buraya,hafta sonları veya tatillerde ayda birkaç kez gelirdik.Piknik sahası küçüklüğümden bu
yana daha da güzelleştirildi.Bazen ailemle bazen de arkadaşlarımla çok güzel vakitler
geçirirdik.Şimdi oğlumun ağacı kazıması bana birgün voleybol oynarken ki düşmüş olduğum
zor ve bir o kadar ders dolu olayı hatırlattı.Arkadaşlarımla geldiğimiz bir hafta sonu,voleybol
oynuyorduk.Okuldaki sıra arkadaşım topa sert vurmuş top benim arkama düştüğü için topu
almaya gitmiştim.Derenin yanında bulunan küçük bir kulübe vardı.Çevresi çitlerle
çevriliydi.Top hemen çitlerin yanına duruyordu.Kulübe yaşlı bir adama aitti ve bir köpeği
vardı.Herkes bu yaşlı adamın köpeğinden korkuyordu haliyle bende.Aslında basit bir av
köpeği idi fakat yabani yetiştirildiği için olsa gerek çok havlar buda bizi ürkütürdü.Buraya
birçok insan gelmesine rağmen birilerini gördüğünde hırlamaya başlardı.Siyah,sivri dişleri ve
uzun bacakları vardı.Çok hızlı koşuyordu.Birkaç ay önce hemen çevremizde bulunan
ormandan bir tavşan çıkmış.Onu farkettiğinde peşinde gitmişti.Ormana girdikten biraz sonra
da ağzında tavşanla geri dönmüştü.Yaşlı adam buranın bekçisiydi.Önceleri piknik alanına
birkaç kilometre uzakta bulunan evinden gidip geliyordu.Eşinin ölümünün ardından buraya
küçük bir kulübe inşa etmişti.Bu piknik sahasına çok emeği geçiyordu.Çiçekler dikiyor,onlarla
ilgileniyor ve ağaçlara ayrı bir özen gösteriyordu.Yalnız herkese surat asan bir kimse olduğu
için insanlar ona bir türlü yaklaşamıyorlardı.
Ben çitlere doğru çevreme iyice bakarak gidiyordum.Köpeğin orda olmaması dileyerek iyice
yaklaştım.Çitlerin arkasından köpeğin kalktığını duydum.Eğilip topu almıştım ki.Bir de ne
göreyim.Sağıma baktığımda kulübenin giriş kapısının yanında bulunan köşede bu canavar
bana bakıyordu.Ben ise kulübenin sol tarafında insanların bulunduğu taraftaydım.Göz göze
gelişimle içimdeki korku daha da arttı.Büyükler ne kadar köpeklerle göz göze geldiğinizde
korkmadığınızı hissettirin deselerde.İş pratikte hiçte öyle değildi.Koca insanlar anne diye
bağırdıklarına göre hemen soluma ve arkama göz attım kaçacak bir delik arıyordum.Köpek
iyice sert bakmaya başlayınca topu bıraktım ve hızla koşmaya başladım.Bundan sonrasını hiç
hatırlamıyorum.Bir süre sonra kendimi bir ağacın üstünde bulmuştum.Ondan kurtulmamı
sağlayan bir ağaç olmuştu.Arkadaşlarım ve çevredeki bazı insanlar bana gülüyorlardı.Hiç
komik değildi.Eğer beni yakalasaydı ağzındaki tavşan olmaktan çok kormuştum.Ağaçtan
aşağıya baktım ki köpek tekrar geri dönmüş,yaşlı adam onu bağlamıştı.Yaşlı adamın bana
bakarak,sinsice gülümseyişi diğer insanların haricinde beni çok kızdırmıştı.İçimden ona ve
köpeğine dayanılmaz bir nefret duymuştum ve orda bende büyük bir değişikliğe neden olan
olay gerçekleşti.Ben de oğlum gibi bir zamanlar kazımış olduğum ağacı
gördüm.Üstündeydim.Beni o köpekten korumuştu.O an çok duygulanmıştım.Onun canını ne
kadar yakmış olabileceğimi düşündüm ve sarıldığım ağacı okşar gibi,seviyormuş gibi sarıldım.
O esanada öyle bir güzel rüzgar estiki.Sanki ağaç bunu anlamış gibiydi.Onun derin bir nefes
alışıydı sanki bu.
İşte bir zamanlar beni koruyan ağaç.Büyümüş ve kocaman olmuştu.O zaman oğlum gibi 11
yaşlarındaydım.Beni en çok üzen ise onun kazımış olduğu agaçtı beni o canavardan
kurtaran.Çok kızmıştım ama ona bağırmak hele hele vurmak hiçbir çözüm getirmecekti.Yaşlı
adam ve kulübesi artık yoktu.Onu koşturmak için gerekli bir av köpeğide,belki bu sayede
yaşadığından bir ders çıkarabilirdi.Şimdi gövdesinde kocaman oğlumun isminin yazılı olduğu
agaç banada acı veriyordu.O olaydan sonra ne zaman bir ağaça ismin yada birşeylerin
kazındığı görsem kendi vücudumda onun kazınmış olduğunu hissediyorum.Kazınmış
olduğunu gördüğüm her ağaç için ise şimdiye kadar hep bir ağaç diktim.Onların sayısını
unutmam.Yıllar geçti ve diktiğim ağaç sayısı 1052.Küçükken babamdan hep para ister ve
beldemizde bulunan bir fidan satıcısından kazınmış olan ağactan aynı tür ağacı alır bu fidanı
ormana gidip dikerdim.Daha sonra orta okulda TEMA vakfıyla tanışmıştım.TEMA Vakfından
görevli bir Hanım bize slaytlar göstermiş,yapmış ve yapacak oldukları ağaçlandırmalardan söz
etmişti.TEMA Vakfı Başkanı ise bulunduğum beldede her yıl gerçekleşen festivallerden birine
gelmiş,insanlara vakıflarından,ülkemizdeki çöllerden söz etmişti.Ben ormanlara ağaç
dikiyordum,görmüştüm ki ülkemde ormanı olmayan nice yerler var.Bende üyesi
olmuştum.Eğer yine bin kadar kazınmış ağaç göreceksem,bu bin ağaçla küçük bir orman veya
güzel bir park kurulabilirdi.Kim bilir benim gibi o parklarda yada ormanlarda kaç çocuk bu
yeşilliklerin farkına varıp,bir gün ağaçları kazırken bundan vazgeçip oda küçük bir orman
kuracaktı.
Bu hatıralar ve hayaller içinde daha önce aklıma gelen ancak ertelemiş olduğum planı
gerçekleştirecektim.Oğlum ve arkadaşı içecekleri alıp gittiler ben ise arabaya bindim ve
beldemizdeki fidancıya gidecektim.2 fidan alacaktım bugün.Biri oğluma biride arkadaşı için o
fidanları alıp ormana dikecektik.Geldiğimiz her hafta sonuda onlarla ilgilenecektik.
O gün iki fidanı dikmiş,dereden su taşıyıp onları sulamıştık.Bir süre sonra her ikiside hafta
sonları ile yetinmemiş arada bir piknik alanına bisikletleri ile gidiyor 2 fidanıyla
ilgileniyorlardı.Ağaç’ı kazıdıkları için çok pişman olmuşlardı.Çünkü sahip oldukları fidanları
korurken,onlara emek verirken birinin gelip ona zarar vermesi onlar için affedilecek bir
davranış değildi.Bana ne zaman kazınmış bir ağaç görseler haber verir ormanımızda yada
parkımızdaki uygun boş alanlara diker daha fazlasınıda TEMA vakfına bağışta bulunurak bir
ormanın daha kurulmasına yardımcı olurduk.Oğlum ve arkadaşı üye olmuş.Onlarda kendi
arkadaşlarını üye yapmışlardı.
Bir kez daha düşündüğümde yaşlı adam,insanların burayı korumadıkları,sadece
faydalanıp,zarar verdikleri için onlara karşı soğuk davranıyordu.Belki o,bunun böyle olması
gerektiğini düşünüyordu veya anlatması gerekti,ama o haklıydı pek çok kimse anlatılanlara
kulak asmıyordu.O olaydan bir zaman sonra yaşlı adam bir kısmını kendi cebinden bir kısmıda
piknik alanının gelirlerinden sağlamak üzere ilkbahar zamanı dere kenarlarını nergiz çiçekleri
ile süslemişti.Beyaz ve sarı yaprakları,yeşil çimenler üzerinde herkesin içinde ilk bahar
esintisini hissettiriyordu.Sürekli geleni ve ilk kez burayla tanışanı ile birçok misafir yaşlı adamı
tebrik ediyordu.Bu olayda onu derinden etkilemiş,eskisi gibi insanlara ve çocuklara soğuk
davranmıyordu.Köpeği de zamanla insanlara alışmıştı.Ölümünden birkaç ay önce kulübesinin
karşı tarafında bulunan boş alana bir bahçe kurmuş,içine elma,kiraz,dut,döngel gibi meyve
ağaçlarını dikmişi.Bahçeye,buraya gelen insanlar yaşlı adamın ismini vermişlerdi.
Ağaçların benim gibi nefes aldığını,onlarında çocuklarının olduğunu,bazıları için bir ev,kuşlar
gibi,bazıları için ise bir sığınak,benim için, olduğunu anladığım gündü.Ağaçları kazımaktan
vazgeçmiştim.