Ağaç ve Orman SevgisiAğaç ve Orman SevgisiEn Büyük Mutluluğu Elde Etmek!...O gün yaşadığım en mutlu günlerden biriydi.Çünkü yazdığım bir kompozisyonun birinci geldiğini öğrenmiştim. Çocukluk ya bu, zıplıyordum deliler gibi.Fakat biran duraksadım, biraz da şaşırdım. Çünkü, birinci olmama rağmen ödül olarak bir fidan vereceklerini duymuştum.Ben hiç olmazsa bir altın vereceklerini umuyordum. Fakat anlayamıyordum bir fidanın altından değerli olduğunu.Benim ömrümü renklendireceğini. Dedim ya çocukluk… Neyse fidanımı aldım ve tek katlı evimizin önüne dikmeye karar verdim.Babamla ikimiz eldivenlerimizi giydik ve başladık küçük bir çukur kazmaya.Ve çukurun içine koyduk fidanımı. Sonra hep beraber toprakla doldurmaya başladık kenarına.Bu fidana o kadar önem veriyordum ki diker dikmez etrafını süsledim ve ilk suyunu babamla birlikte dökmeye başladım. Şimdi düşünüyorum da bu babamla benim beraber ilk kez yaptığımız bir iş. Buna da bu fidan sebep oldu.Ah güzel ve küçük fidan sen daha nelere şahit olacaksın!... Yine her gün kalkıp, uyanır uyanmaz fidanımın başına geçer, önce onu sulardım ve sonra anlatırdım ona rüyamı. Dinlerdi o da hiç usanmadan. Sıkılmazdı benden. Belki o da anlatırdı bana rüyasını.Fakat anlayamazdım ben. Onun başında kahvaltı yapmaktan da çok mutlu olurdum. Derslerimi de onun yanında yapardım.Bilemediğim bir soru olduğunda sorardım ona.Belki dili olmadığından cevap veremezdi fakat ona bakınca hemen aklıma geliverirdi sorunun cevabı. Gün geçtikçe büyüyordu. Bunu hissedebiliyordum. Ve yıllar ilerledikçe gözümle de fark edebiliyordum bu gelişimi. Artık bir metreye yakın olmuştu uzunluğu. Ve benim yaşımda bulmuştu onu. Sünnet olmamın vakti de gelmişti. Bir haziran ayıydı ve sünnetimi fidanlıktan çıkmış küçük ağacımın kenarında olmak istedim.Bir yatak serdik yanına.Gözlerimi kapattım ve ilhamımı ondan alırcasına elimle tuttum onun o narin dalına. Hiç acı çekmemiştim onun sayesinde. Ve birlikte atlattık o zor günleri. İşte bunları da geçirmişti benim küçük ağacım. Ekim ayının başlarıydı. Yine sabah uyandım ve bir tasın içine su koyarak ağacıma götürüyordum. Tam kapıdan çıkmadan annem bağırdı arkadan; “Montunu al! Dışarısı soğuk, üşütürsün.” Gerçekten de hava baya rüzgarlıydı. Ve annemin sözünü dinleyip aldım sırtıma bir mont, çıktım kapıdan. Birde ne göreyim! Küçük ağacım sanki rüzgara yenilmiş gibi yan yatmış ve üstelik yeni uzayan yaprakları da baya sararmıştı.Korktum bir an. Öldü sandım. Sarıldım. “Kalk benim bebeğim.Kalk! Ölmedin sen.Yaşayacaksın!” diye bağırıyordum. Bu bağırışlarla eve girdim. Ve annemin kolundan tutup götürdüm onu küçük ağacımın yanına. Ona gösterdim.Durumunu sordum. Annem ilk önce gülümsedi ve bana gövdesinin şuan zayıf olduğunu ve rüzgara dayanamadığı için yan yattığını söyledi. Sararmasının sebebi ise doğalmış. Her ağaç bu sonbahar mevsiminde sararırmış. Bunları duyunca mutlu oldum biran. Çünkü öldü sanmıştım küçük ağacımı. Fakat yaşıyormuş.Beni yalnız bırakmamış.İnşallah bırakmayacakta… Yıllar geçti.Tam bir ağaç görünümü almıştı. Bende üniversiteye başlamıştım. Ağacımın boyu ben kadar vardı. Zaten her sabah yarışıyorduk kim daha uzun diye. Yine o zamanlar da aşık olduğum bir kızı anlatmıştım. O da bana bir akıl vermişti. Yerden bulduğum bir dal parçasına ağacımın kenarında çıkan papatyaları yerleştirip, örecek kız arkadaşıma verecektim. Dediği gibi yaptım ve bu fikir işe yaramıştı. Ağacım sayesinde ilk aşkı tanımaya başlamıştım. Onu kız arkadaşımla tanıştırdım. Gövdesine uzandım ve hep arkadaşımı düşündüm. Çünkü ileriki yıllarımı üçümüz paylaşacaktık.Ben, eşim ve ağacım… Evet üniversiteyi de bitirip evlenmiştim.Çok mutluydum. Neden ama bilmiyorum hayatım hep mutluluklarla geçti. Hiç üzüntüler geçirmedim ben.Belki ağacım sayesinde yakalamışımdır bu mutluluğu.Kim bilir, belki… Yazarlığımı da sürdürüyordum bu arada. İlk romanımı bu ağacın gövdesinde yazdım ve bu kadar tutulacağını da hiç düşünmedim.Vitrinlerde kapış kapış gidiyordu.Çünkü bunu sırrı ağacın kokusu bir sihir gibi işliyordu kalemime de ondan.Artık dallarına çıkabiliyordum. Epeyce büyümüştü. Aklıma bir kış sabahı eşimle beraber oynadığım kar topu oyunu geldi. Yine ağacımın etrafında oynamıştık bu oyunu.Fakat biraz duraksadık. Çünkü eşim hamileydi. Ve sancısı tutmuştu. Hemen arabaya bindirip götürdüm onu hastaneye. Nur gibi bir oğlum olmuştu. Bu sevincimi yine ağacımla paylaştım. Çıktım en tepesine deli deseler de oğlum diye bağırdım bütün dünyaya.Duydu bütün yeryüzündeki mahlukat. Ve eşlik etti bana ağacım.O da bağırdı gökyüzüne karşı.Her zamanki gibi yalnız bırakmamıştı yine beni. Hatırlıyordum, oğlumla beraber ağacımı kale yapıp oynamıştık ilk topumuzu.Sallamıştım oğlumu ağacımın dallarında. O da dikmişti yanına bir fidan. Baba, ağacımızın da bir oğlu olsun diye. Koşuşturuyorduk etrafında.Saklambaç oynuyorduk. Baba oğul eğlenmenin tadına varıyorduk. Fakat şimdi düşünüyorum da yaşlandım. Çünkü bu sabah aynaya baktığımda saçlarımın beyazladığını fark ettim.Ve bir telefon. Arayan oğlum.Bana bir müjde veriyordu; “Baba hayırlı olsun! Bir torunun oldu.” Gerçektende yaşlandım. Fakat ömrümün bu altmış yılında bana eşlik eden, canım gibi baktığım, ilkleri onunla yaşadığım ağacım dimdik ayakta. Ve küçükken boy yarıştıran bu dev, şimdi boyu benim beş katım ve benden epeyce genç. Dedim kendimce, belki bu satırları yazmamdaki amaçta bu! Bir fidanla başlayan hayat, onunla renklenen dünya ve onunla eğlenen bir insan elbet bir gün göçecek.Ama payidar kalacak olan, bizi ölsek de yaşatacak olan, yeni nesile hayat verecek olan yine yeşilin dünyasında.E o zaman bir ağaç bu kadar mutluluk verirken niye bin ağaç dikmeyesin ki? Öyle değil mi?... ENES AYDIN
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
29
Kasım
28
Kasım
27
Kasım
25
Kasım
25
Haziran
30
Geçilmedin Geçilmeyeceksin! Bölüm(7)
• Enes Aydın • Memleket Hikayeleri • 176 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
29
Geçilmedin Geçilmeyeceksin! Bölüm(6)
• Enes Aydın • Memleket Hikayeleri • 108 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
28
Geçilmedin Geçilmeyeceksin! Bölüm(5)
• Enes Aydın • Memleket Hikayeleri • 140 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
27
Geçilmedin Geçilmeyeceksin! Bölüm(4)
• Enes Aydın • Memleket Hikayeleri • 93 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Haziran
26
Geçilmedin Geçilmeyeceksin! Bölüm(3)
• Enes Aydın • Memleket Hikayeleri • 93 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ocak
21
Mart
29
Mayıs
9
Kasım
1
Nüfusu Az Sorunları Çok Geleceği Parlak Kent Çivril
• Enes Aydın • Deneme / Karalamalar • 507 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
23 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||