Ağaçlarda Kış UykusuAğaçlarda Kış Uykusukış, bitkilerin dinlenme dönemidir. ilkbahardan itibaren çiçek açmaya başlayan ağaçlar, yaz ve sonbahar boyunca meyvalarını verip, tohumlarını döktükten sonra kışa doğru artık çoktandır özledikleri bir dinlenmeye hak kazanmışlardır. yapraklarını ister her kış, ister her iki üç yılda bir döksünler iki bahar arası dönem, ağaçların sıcak mevsimin yorgunluğunu çıkardıkları dinlenme çağıdır. bu dönem boyunca ağaçların dalında gövdesinde veya kökünde canlılık cevheri uyuşur, tembellik içinde adeta hayat serüveninden bıktıkları sanılır. aslında bunun sebebi, ağacın kışın karşılaşacağı tehkilere karşı iyi hazırlanması için tedbirli davranmak isteyişidir. şiddetli rüzgar estiği, kar yağdığı vakit yapraksız olan ağaç, tehlikeye karşı daha az bir yüzey göstermiş olacaktır.kışın bitkilerin bütün hücreleri dinlenmektedir. dinlenmek için hücrelerde çok az su bulunması gerekmektedir. hücre içi moleküllerde rutubeti meydana getiren suyun çokluğu hücreyi şişirir, yüzeyinin büyümesine sebep olur. bazı madensel maddeler, bitki hücrelerine ulaştıkları zaman bitkiye yeşil rengi sağlayan klorofil in etkimesi sonucu birtakım kimyasal değişiklikler meydana getirirler. hücrelerinde su niceliğinin azalmasıyla birlikte bu gibi değişiklikler de azalmaktadır, böylece bitki, yaşama hızını yavaşlatmakta, dinlenmektedir. yaşama gücünü korumak bakımından yapısındaki birçok değişme ve gelişmeleri tatil eden bitkinin hücrelerindeki su niceliği kışın en düşük düzeyine varır. suyun büyük bir çoğunluğu yapraklardaki "gözenek" denilen ufacık binlerce delikten buharlaşarak uçar. buna, bitkinin terlemesi diyebiliriz. kış geldiği vakit bitkinin hücrelerinde, ancak kuruyup ölmemesine yetecek kadar su kalmıştır. kış döneminde, yapraklar artık bitki için lüzumsuz birer varlık haline gelirler. gerçekten de bitkinin gereksediği pek çok faydalı madensel tuzları içinde bulunduran yapraklar, sadece kışın yaklaşmış olması sebebiyle dökülmezler. sonbaharda bitki, kalsiyum tuzları ve silisli maddeler gibi kışın kendi işine yaramayacak olan bazı maddeleri vücudundan atmaya çalışır. bu maksatla bitki, bu maddeleri vücudundan kolaylıkla düşebilecek olan kısımlarında yani yapraklarında bırakır. azot-fosfor-potasyum-magnezyum gibi özellikle gereksediği faydalı maddeler, yaprak damar ve sapları aracılığı ile bitkinin gövdesine doğru yollanırlar. gövde hücrelerinde biriken bu maddeler, kabuk katmanları içine, bitkinin iliği diyebileceğimiz dokuları yerleşirler. odunsu veya gövdesi kalın kabuklu olmayan bitkilerde bu maddeler, bitkinin toprak üstü kısımlarında değil, patates ve soğan türünden bitkilerde olduğu gibi toprağın altındaki kısımda birikirler. böylece bitkiler, bütün kış boyunca kullanacakları besin maddelerini, ister yerin altında, ister yerin üstünde olsun, vücutlarının herhangi bir kısmında saklamak ve biriktirmek zorundadırlar. yapraklar, artık bitki için istenmeyen maddeler taşıyan lüzumsuz bir yük durumuna geldiğinden bitkinin bunları harcamak ve dökmek zamanı da gelmiştir. yaprağın koptuğu yerde ve sapın dibine yakın bir yerde adeta çıban zarına benzeyen bir yara örtüsü meydana gelir. böylece bitki, dökülen ölü yaprağın sapında bıraktığı açık yaranın kendini tehlikeye sokmasından korunmuş olur. şimdi artık ağaç, yapraklarını dökmüş ve fazla suyunu attığı, yeteri kadar kuru ve sert gövdesi ile başbaşa kalmıştır. biriktirdiği madensel tuzlar da ona kış boyunca gerekli olan enerjiyi de vereceklerdir. yaklaşan rutubet ve soğuklardan onu, mantarsı bir maddeden meydana gelmiş olan kabuğu koruyacaktır. kötü bir ısı iletkeni olan kabuk dışardaki düşük ısının gövdeyi etkilemesini önleyen iyi bir koruyucudur. kabuk, arasından ancak havanın geçebileceği çok sıkışık hücre katmanlarından meydana gelmiştir. bitki, böylece en şiddetli kışları bile karşılamaya, sürekli soğuklarda dahi korkusuzca sıcak günlerin gelmesini beklemeye hazırlanmıştır. kabukları kopartılan ağaçlar, çabuk bozulur, dayanıklılıklarını yitirirler. bütün bunlara rağmen soğuk, kabuk üzerindeki mercimeksi denilen hücrelerarası ufacık delikciklerden içeri girebilir. bitki, bu mercimeksi deliklerden aynı zamanda havanın oksijenini almak için de faydalanmaktadır. fakat sanki burada tabiat en büyük kurnazlıklarından birini göstermiştir: düz odunsu hücrelerden yapılmış bir kapakcık, bu gözeneksi hava ağızlarını kapayarak soğuğun içeri girmesini önler. her zaman yeşil kalan bitkiler: ya her mevsimde yeşil kalan ağaçlara ne dersiniz? birçokları; defne, şimşir ağacı, zeytin ağacı, kurtbağrı, zakkum ağacı, selvi, köknar, çeşitli çam ağaçları ve benzerleri gibi ağaçların kışın dahi yapraklarını dökmediklerini sanırlar, ama bu pek doğru değildir. hiç solmaz diyebileceğimiz bu bitkiler, hiçbir vakit yapraklarının tümünü aynı zamanda dökmezler. ilkbaharda yeni yeni yapraklar ortaya çıkarken eskileri dökülür ve bitkinin artık ihtiyacı olmadığı maddeleri de birlikte götürürler. her mevsimde yeşil kalan bitkilerin yapraklarının soğuğa boyun eğmediklerini düşünmek gerekir. bu gibi bitkilerin yapraklarında bulunan nişasta, kışın kendiğiliğinden sakkaroz adı verilen bir çeşit şekere döner. yazın, bitki yapraklarının nişasta, kışın da şekerle dolu olmasının nedeni, bitkiye soğuğa karşı direnme enerjisini sağlamak içindir. bizler de kışın, yağlı ve şekerli maddeleri bol bol yiyerek soğuğa karşı korunabiliriz. şekerdeki karbon, yanıcı bir madde olduğundan büyük ölçüde ısı sağlar. bitkiler için de bu böyledir. kışın karlarla kaplı olarak gördüğümüz seviler, çam ağaçları, kışın bütün soğuklarına rağmen ilkbahara yine eskisi gibi çıkarlar.
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Ağaçlarda Kış Uykusu isimli yazı, Zeynep Akıllı tarafından 1/7/2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
25
Yunus`tan Bilmece Gibi Bir Şiir (3)
• Erturan Elmas • Bilimsel Makaleler • 119 kez okundu. • 8 kez yorumlandı.
Kasım
24
Yunus`tan Bilmece Gibi Bir Şiir (2)
• Erturan Elmas • Bilimsel Makaleler • 76 kez okundu. • 6 kez yorumlandı.
Kasım
16
Kasım
13
Kasım
10
Kasım
30
Halk Edebiyatında Aşk ve Cinsellik
• Zeynep Akıllı • Eğitim Makaleleri • 49 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
28
Kasım
28
Kasım
27
Çocuklarınızı Evliliğe Hazırlayın
• Zeynep Akıllı • Toplumsal Makaleler • 47 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
24
Aralık
25
Şubat
11
Aralık
12
Haziran
1
Sakızcı Makbule Teyzem ve İsmail Amcam
• Zeynep Akıllı • Yaşamdan Hikayeler • 7581 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Temmuz
1
Köpek Ne Yer? Köpeğe Nasıl Bakmalı?
• Zeynep Akıllı • Eğitim Makaleleri • 4618 kez okundu. • 0 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||