Ağlak AdamAğlak AdamZerre kadar esmeyen sıcak bir yaz gecesiydi. Evimin bahçesinde, çimenlerin üstüne yatmış gökyüzünü seyrediyordum. Ah ne anlamlıydı o yıldızlar benim için, ne umut verici. Zira henüz yirmi yaşındaydım ve yakalandığım kalp rahatsızlığı iyice ilerlemişti, doktorlar umudu keseliyse dört ay olmuştu. Sol yanımda sinsi bir yılan gibi bekleyen, apansızın dişlerini kalbime batıran tarifsiz bir acı vardı. Nefes almak günden güne zorlaşıyordu, artık nefes alırken çıkardığım hırıltılar etrafımdakileri rahatsız edecek boyuta ulaşmıştı. Özetle, eriyordum. Ama ben inanıyordum, ben umutluydum. Elbet bu günlerin kara bulutları bir gün gelecek benim gökyüzümden göçecekti. Bir gün gelecek bu yaşadıklarımı unutacaktım.Divane bir aşığın yarine baktığı gibi yıldızlara bakarken, bütün yıldızların arasında bir yıldız dikkatimi çekti. Yıldız bir yanıp bir sönüyordu. Sanki benimle cilveleşiyordu. Bu dedim, bu benim yıldızım olsun. Bir müddet sonra anladım ki o yıldız benim kalbime saplanan ağrılara paralel olarak yanıp sönüyordu. Sanki çok uzaklardan acılarıma ortak oluyordu. O yıldız ihtiyacım olan, elimin üstündeki el olabilirdi. Dertleşmeye başladım onunla, kimsenin beni sevmediğini, insanların benim çıkardığım hırıltılar yüzünden benden korktuklarını anlattım. Onbir yaşımdan beri hasta olduğumu, çocukluğumu pek yaşayamadığımı anlattım. Sokakta oynayan çocuklara nasıl kıskançlıkla baktığımı, hatta birisi yere düşüp dizini kanatınca içten içe nasıl sevindiğimi anlattım. Belki birazda kendimi övdüm ona, beni daha çok sevsin istedim. Sevdiklerimi hiç üzmediğimden, acılarımı onlara asgari düzeyde yansıttığımdan bahsettim. Zaten dedim, zaten ben acı çekiyorum neden onlara da eziyet edeyim değil mi. Yıldız yine bana göz kırptı, sanki beni duyuyordu. Mutlu olduğumda parıldıyor, üzüldüğümde matlaşıyor, heyecanlandığımda göz kırpıyordu. Ah dedim, sen benim arkadaşım ol. Her gece buluşalım seninle.Yaz günleri, en parlak halinle göreyim seni, enerji ver bana derman ol bitkinliğime. Kış geceleri merakla yapışıp cama seni arayayım, ve ne olur lütfen seni her gece bulayım . Çünkü sana anlatacak o kadar çok şey var ki. Güzel günlerimi anlatayım sana, yarısı yaşanmış çocukluğumu. Hatta belki oyunlar oynarız seninle. Çünkü benim hiç arkadaşım olmadı benim, kimse benimle oynamadı. Mahalledeki çocukların anneleri benimle oynadıkları zaman onlar çalı süpürgesi ile dövüyormuş. Mesela saklambaç oynarız seninle, sen saklanırsın, ben seni bulurum. Yada kayarsın gökyüzünde, bende seni yakalarım, al sana yakalamacılık. Sonra yaramazlık yaparız seninle, dağıtırız samanyolunu biraz. Sonra Allah baba bize kızar, kaçar saklanırız aydedenin kucağına. Ne dersin ha ? Parıl parıl parladı yıldız, belli ki oda benimle arkadaş olmak istiyordu. Benden korkmuyordu, beni sevmişti. Uzun süredir ilk kez sevildiğimi hissetmek içimi huylandırmıştı. Ona bağlanmıştım, tüm vücudumla… Hayran hayran onu seyrederken birden kıpırdandı. Gidiyor, beni terk ediyor diye korkmuş ve ölesiye heyecanlanmıştım. Aniden yerimden fırladım. Binlerce yıldız arasından onu görmeye çalıştım. Tam onu buldum derken bir ağrı saplandı sol yanıma. Ama gözlerim hala yıldızdaydı, acıyı hissetmiyordum. Yıldızla son kez göz göze geldik ve son kez bana göz kırptı. Sonra beni terk edip, ebediyen karanlığa gömüldü. Birkaç dakika sonra babamın sesini duydum. “Hanım koş, oğlana bir şey olmuş.” Annem telaşla koştu geldi. Babam boynuma dokundu, sonra kalbimi dinledi. Kısık ve buram buram acı kokan bir sesle “Ölmüş” dedi. Annemin çığlıkları yeryüzünü titretirken ben gökyüzünde yıldızımı aramaya çıkmıştım. Her insanın bir yıldızı vardır, hepimiz ömrümüz boyunca o yıldızı ararız ve çok azımız yıldızımızı buluruz. Ve o yıldız söndüğünde ölüm elimizden tutmuş demektir. Sırf bu yüzden bir yıldız söndüğünde oturur ağlarım.
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Telif Hakkı Uyarısı Ağlak Adam isimli yazı, Emre Kundakçı tarafından 24.07.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
3
Aralık
3
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
2
Sudenaz’dan Mektuplar (ıv)
• Ersin Başeğmez • Yaşamdan Hikayeler • 25 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
20
Eylül
6
Ağustos
23
Ağustos
19
Ağustos
8
Nisan
14
Haziran
12
Nisan
22
Mayıs
4
Şubat
14 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||