AğlayabilmekAğlayabilmekDışarıda bardaksız boşalan bir yağmur vardı.Camdan dışarısını seyrediyordum,içimde tarifi olmayan bir sıkıntı...Yağmurdan nasibini alıyordu insanlar.Kırmızı mini etekli,beyaz bluzlu kız;apartmanın giriş kapısının saçağına,kendisini yağmurdan koruduğunu zannediyordu.Bluzu ıslanmış incecik vücuduna yapışmıştı.Biraz ileride yaşlı kadın;rüzgardan ters dönen şemsiyesini düzeltmeye çabalarken,bir taraftanda rüzgardan havalanan eteğini tutmaya çalışıyordu.Herkeste bir telaş bir koşturma...Dışarısını seyretmek de beni sıkıntımdan alıkoymadı.Camın önünden çekilip kanepeye uzandım.Birazda televizyon izleyelim bakalım.Göz kapaklarım gittikce ağırlaşıyor,ben ise inatla onları iki mandalla açık tutmaya çalışan çizgi film kahramanları gibiydim. Yok olmayacak,en iyisi kalkmalı.Sandalyenin üzerine gelişi güzel atılmış montumu alıp kendimi dışarı attım.Yağmur dinmiş,güneş çıkmıştı.İnsanlar normal yaşantılarına dönmüşlerdi,koşturan yoktu oradan,oraya.Kendimi ağaçlı bir yolda buldum.Buraya nasıl geldiğimi hatırlamıyordum,oldukça ıssız bir yerdi.Yolun sonunda devasa bir kapı vardı,oraya doğru yöneldim.Kapının önüne geldiğimde kendiliğinden açıldı. -Buyrun. Tepeden tırnağa beyazlar içinde bir çocuktu kapıda beni karşılayan. Şaşkındım ,kapıdan içeri teredütle girdim.Burası ne büyük bir bahçeydi böyle?Ortada fıskıyeli bir havuz,etrafında beyazlar içerisinde onlarca çocuk. -Duygu babası sizi bekliyor. -Duygu babası mı, o kim? Çocuk elimden tutup havuzun yanındaki bankta oturan,siyahlar içerisindeki adamın yanına götürdü beni. -Ah!yavrum senin neyin var? Adam sımsıkı sarılıp sırtımı sıvazlıyor,başımı okşuyordu.Hareketleri sevgiden,şevkatten ,içtenlikten uzak tiksindirici bir yapmacıklıktaydı.Tüm bu yapmacıklığına reğmen siyahlı adama sımsıkı sarılıp;hislerimi kaybettim duygu babası demeyi ne çok isterdim.Bir ot`dan farkım yok,üzerime basılacak da ezileceğim diye korkuyordum.Duygu babası beni şapur şupur öpüp; -Gel bakalım ,beni takip et. Binadan içeri girdik,koridorun sonunda`ki sınıfa gittik.Sınıfın kapısında gülme-ağlama dersi yazıyordu. -Geç otur bir yere.Arkadaşlarını izle,sende onlar gibi yapmaya çalış. Sınıfta iki grup vardı,Bir grup ağlıyor,daha doğrusu ağlamaya çalışıyordu.Diğer grup ise gülme egzersizleri yapıyordu.Ağlama dersindeki grup ağızlarını açmış ağıtlar yakıyor,avaz avaz bağırıyor,gözlerini kısıp gözyaşlarını akıtmaya çalışıyorlardı.Gülme dersindeki grup tam tersine kahkahalar atıyor,ağızlarını garip şekillere sokuyorlardı. Ders bitip teneffüs zili çalmıştı.Çocukların hepsi bu sefer teneffüs`de oynama dersine katılmışlardı.Birbirlerini itip kakıyor,yerlerde yuvarlanıyor,önlerine gelene pata küte vuruyor oyun öğreniyorlardı.Birazdan yemek saatini belirten zil çaldı.Herkes tek sıra halinde yemek haneye yöneldi.Bende girdim sıraya.Masalar önceden hazırlanmış çeşit, çeşit yemekler,salatalar ,tatlılar ,meyvalar vardı.Her masanın üzerinde sıcak,soğuk,acı,tatlı,ekşi,tuzlu diye yiyecekleri yemeklerden neler hissedeceklerini belirten yazılar vardı.Yemek yemek bile dersti.Buradan çıkıp duygu okulunda gezmeye başladım.İlgi dersi yazan sınıfa girdim. Çocuklar birer birer siyahlı adama gidiyor sımsıkı sarılıyorlar,o da onlrın başını okşuyor,yüzlerini öpüyor seviyordu.Gösterdiği ilgi,ilgiden çok uzak iğrenç bir yapmacıklıktan başka bir şey değildi. -Herkes odalarına!herkes odalarına!koridorda kimse kalmasın.Odalarınızın kapılarını kapatın lütfen. Hastlardan biri öldüğünde görevliler böyle bağırıyor,koridoru boşaltıyorlardı.Onkoloji 3. kat azrailin daimi mekanı.Yanınızdan her an geçme ihtimali çok yüksek,kimbilir belkide kolunuza, bacağınıza,saçınıza dokunuyordur da siz hissetmiyorsunuzdur. Uyuduğum sandalyeden doğruldum aklıma ilk gelen şey babamdı.Hemen ellerine baktım,yüzüne dokundum; -Oh! sıcak. -Korma! uyuyor Ali amca.Sende uyudun epey,üstünü örtecektim uyanırsın diye ellemedim. -İyi yapmışsın leyla abla.Kaç gündür ilk defa uyumuşum.Ne uyku ama kabuslar gördüm. -Evet tuhaf sesler çıkartıyordun. -Boşver anlatırım bir ara rüyamı.Yine biri gitti galiba görevlinin sesine uyandım. -Evet,327 deki genç kadın vardıya kolon kanseri o. -Yapma ya!sabah konuştum çok iyiydi,hatta çay istedi benden.Eşi ne çok sevinmişti çay içiyor diye.Adam gidip bir termos çay alıp da gelmişti kantinden, karısı isterse hemen versin diye. Yüzümden sıcak birşeyler iniyordu,ağlıyordum,ağlıyordum... Neredeyse aylar olmuştu bu duyguyu yaşamayalı.En son babamın akciğer kanseri olduğunu öğrendiğim gün kendime kaybedene kadar ağlamıştım.Ve şimdi duygu babası bana hislerimi geri vermişti.Ağlama egzersizlerinin faydasını görüyordum. Biz hala onkoloji 3. kat 329 nolu odadayız.Azrail bugünde ıska geçti... canan mayıs 2008
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Mustafa Çetin yazıyı tebrik etti...
Firdevs Göktepe yazıyı tebrik etti...
Kemal Zindan yazıyı tebrik etti...
Hatice Yücesoy yazıyı tebrik etti...
Gülgün Öztürk yazıyı tebrik etti...
Nüsret Gümüş yazıyı tebrik etti...
Çiğdem Bekar Abilov yazıyı tebrik etti...
Ali Kemal Nacaroğlu yazıyı tebrik etti...
Arda Uzel yazıyı tebrik etti...
• Çiğdem Bekar Abilov yazıyı favori listesine aldı...
Kasım
30
Kasım
25
Kasım
20
Sevmeler Hep Ağır Gelir İnsana
• Serpil Emir • Kişisel Hikayeler • 69 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
19
Big City Life(büyük Şehir Yaşamı)
• Gökhan Demirağ • Kişisel Hikayeler • 112 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
19
İnsanlar Hep Tersine Hep Tersine
• Gökhan Demirağ • Kişisel Hikayeler • 78 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
26
Eylül
15
Ağustos
29
İyilik Tedavülden Kalkmış
• Zamira Candan • Başkaldırı Denemeleri • 227 kez okundu. • 18 kez yorumlandı.
Ağustos
7
Temmuz
17
Kahkahalarımı Hibe Ettiğim
• Zamira Candan • Karalama Şiirler • 172 kez okundu. • 17 kez yorumlandı.
Mayıs
13
Mayıs
21
Mayıs
28
Mayıs
9
Ağustos
29
İyilik Tedavülden Kalkmış
• Zamira Candan • Başkaldırı Denemeleri • 227 kez okundu. • 18 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||