Ah Bir SevseAh Bir SevseHadi,çıksak ya beraber göklere,güler yüzlü martılara umut atsak,ağlayan kırlangıçlara mutluluk katsak,tüm dünyaya barış dağıtsak…Tüm gücümüzle uyanırız bir gün sabaha.Yemyeşil bir rüya yığınının içinde maviliklerin tadına bakarken birden çalar saatimiz o her günkü vazifesine yerine getirip bizi uyandırsa.Sonra kucak açsak geleceğe.Ah bir sevse desek içimizden.Ufak bir gülümseme attıktan sonra güneşe,yolumuza devam etsek. Keşke sevebilsek…Uçurumların en derininde soluksuz çırpınışlarımızla dursak bile hiçbir gücün ardına saklanmadan kendimiz göstermeliyiz gücümüzü hayata.Artılarımız ve eksilerimiz…Bunların hiç biri bizi ilgilendirmese.Paranın yüzüne bile bakmasak mesela.Kendimizin ütopyasında eşsiz adımlar atarak sıcak bir çay içsek ve sonra doyasıya takla atsak.Kimin ne dediği bizi ilgilendirmese.Hırslarımızla küssek mesela,oyuncaklarımız dilinden konuşsak hayatı,onların kalplerinden görsek umutları.Mesela süpürgemizi umutlar diyarından bir prens veya prenses yapsak.Onların mutluluğu ile süpürsek hayatı,çok daha temiz olmaz mıydı?Umuttan reçeller yapsak,bide onları şeker renkli kavanozlara doldursak.Tıpkı beş yaşındaki bir çocuk gibi düşünsek. Minik bir çocuk,”Anne,siz babamla aynı zeytin gibisiniz,babam hep bizi koruyor ve bize zarar gelsin istemiyor,sende hem evi hem de hayatını idare etmeye çalışıyorsun.Babam zeytinin dışı,çünkü o bizi çok sevdiği için korumaya çalışıyor.Sense çekirdeksin,o kadar güzelsin ki kendini öyle hemen dışarıdan belli etmiyorsun,senin güzelliğini anlamak için önce içine girmek gerekiyor.”Bunları duyan annesi hem çok sevinir hem de zeytin çekirdeğine benzetilmenin verdiği şaşkınlıkla kızına sorar:”Kızım,peki ben neden zeytin çekirdeği oldum,gerçekten söylediklerine çok sevindim çok mutlu ettin beni,ama neden zeytin çekirdeği?” “Annecim,babama söyleme sakın.Sen zeytin çekirdeğisin çünkü;zeytinin dışını yeriz midemize gider,çekirdeğini yiyemeyiz.Çünkü aslında zeytinin çekirdeğidir dışını yapan,yani sende bu yuvanın kurucususun” İşte minik bir çocuğun dilinden dökülen bu sözler,hayatımızın gerçekleri arasına girse.Ah bir sevse demek yerine hep kendimizi sevdirmeye çalışsak ve ailemizin değerini bilsek,doğanın bize sunduğu iyiliklere itaat etsek ve gökteki martıya bir kere göz kırpsak çok mu şey kaybetmiş oluruz.Ütopyamızı gerçeğe dönüştürebiliriz.Benim ütopyamda çilek reçelinden insanlar var mesela.Sakızdan politik karakterler bile var. Hayatımızdaki insanların değerini çok geçmeden anlamanın zamanı gelmiştir.Kim bilir,belki reçelden bir dünya yapıp çok tatlı insanlar yaratırız.Ben unutmuyorum,her ütopya bir gün gerçek olur.Neden olmasın ki?
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
2
"son Sözden Önce ve Sonra" (sonra)
• Gülden Kara • Kişisel Denemeler • 22 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
2
Temmuz
11
Haziran
24
Haziran
15
Haziran
15
Haziran
12
Ağustos
18
Eylül
9
Aralık
13
Ekim
26
Cumhuriyet İle Aydınlanan Bir Vatan
• Şevket Can Yasa • Tarihsel Makaleler • 421 kez okundu. • 13 kez yorumlandı.
Temmuz
31 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||