Ah O İstanbul Yok Mu?Ah O İstanbul Yok Mu?Tamam kabul, uzak olarak yaşamak zorunda kalıyoruz bazen. Uzaklar yakın olmuyorsa; ona da kabul. Sen beni geç, ben buradayım. Senin “ben de buradayım” dediğin yerden çok uzak. Çaresini aramıyorum ki. Sensizliğe hiç gömülmemeye çalışarak saatleri saymadan sensizliği sayıyorum, nefes aldığım her salise. Saatler zaten işlemiş beynimin her bir hücresine. Saymasam da zaten “tik tak” seslerle uykularımı bile bölüp, ter içinde her gece beni uyandıran da aynı neden. Anadolu’mun ufak şehirleri gibi sadece bir çarşıdan ibaretleşmiş bir tek düzelik var bizde. Her sokağa çıktığımda benim elimin boş, başımın bir göğse yaslanmadığını görmeyi ezberleyeli çok oldu. Ah o İstanbul yok mu? Taşı toprağı altın gelir de herkese, bir bana gelmiyor aynı altınlar, benim zümrüdümü hapsetmişken hudutlarına. Aynı sessiz mektuplar aynı sessizlikteki cevaplarla avutmuyor beni her gece. Avunmak da değil ya gayem. Avunmaz mıydım ben de o İstanbul’da olsaydım? Ah o İstanbul yok mu? Ulaşamadığını sever insan, derler ama ben İstanbul’a ulaşamıyorum da sevmiyorum da. İstanbul’un içindekine de ulaşamıyorum aksi gibi. Hay aksi şeytan, o lanet olası İstanbul ne aşklara tanıkmış. Ne aşklara da sanık oysa ki. Ah o İstanbul yok mu? Ne de cıvıl cıvıldım önceden. Seninle geçen o kısacık bir saniye gibi geçen zamana yıllarımı sığdırdığımı bugün anlıyorum. Bana “sen” demene çok kızardım. O kadar beni anlatacak kelime varken sadece “sen” derdin bana. İstanbul’da değil burada olsan da “sen” desen yine bana, ah o İstanbul yok mu? Hayat veren ve hayat alan melekler gibi… kavrulsun her parçası ama şimdi değil, bana ait olanı bana verdikten sonra. Öyle büyük badireleri atlatmış bir o kadar da güzel; ama bana kötülük eden tek sarhoş. Serseri bir kurşun gibi, felek İstanbul’u kullanarak vuracağı kişinin ben olmamı istedi. Serseri kurşun kalbime değil her bir hücreme tek tek saplandı. Ah o İstanbul yok mu? Lanet olası güzel şehir… (Deneme değil, denemek değil bu yapılanlar. Bu bir his, bir vefa borcu. tutunamayanların yeniden tutunması gibi. Yıllarca tutunduğunu sanıp aslında hiç tutunamamışlar gibi... Pınar gibi...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
2
"son Sözden Önce ve Sonra" (sonra)
• Gülden Kara • Kişisel Denemeler • 22 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
2
Ağustos
31
Mart
12
Mor Salkımlı Sokaklar
• Burçin Sakallar • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 283 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Ocak
29
Yapma Çiçeklerin Duygusu
• Burçin Sakallar • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 352 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Ocak
29
Zıt Kutuplu Duygular
• Burçin Sakallar • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 188 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ocak
29
Erkekçe Bitti Delikanlı Gibi
• Burçin Sakallar • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 307 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ocak
17
Kudüs ve Selahattin Eyyubi
• Burçin Sakallar • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 475 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ocak
29
Yapma Çiçeklerin Duygusu
• Burçin Sakallar • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 352 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Ocak
29
Erkekçe Bitti Delikanlı Gibi
• Burçin Sakallar • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 307 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Mart
12
Mor Salkımlı Sokaklar
• Burçin Sakallar • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 283 kez okundu. • 12 kez yorumlandı.
Ocak
17
Yalnızlığın Sadakati
• Burçin Sakallar • Sevgi ve Aşk Denemeleri • 252 kez okundu. • 3 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||