Ahlak…
4 / 7 / 2008 Cuma tarihinde Zekeriya Efiloğlu tarafından eklendi, 125 kez okundu...
“Ahlak cemiyetin temelidir diyebiliriz. Nasıl ki sanat konuşmaz yaşanırsa ahlak da böyledir. Bu kanunlar çiğnendiği zaman toplumda anarşi meydana gelir. Ahlak yoksa ve ön şart değilse orada kanunlar işlemez. Burada hemen Çiçero’nun meşhur sözünü hatırlamak gerekmektedir. “Memleketler parasızlıktan değil, ahlaksızlıktan çökerler.”...” Okuyucu Puanı ;
Ahlak…Ahlak cemiyetin temelidir diyebiliriz. Nasıl ki sanat konuşmaz yaşanırsa ahlak da böyledir. Bu kanunlar çiğnendiği zaman toplumda anarşi meydana gelir. Ahlak yoksa ve ön şart değilse orada kanunlar işlemez. Burada hemen Çiçero’nun meşhur sözünü hatırlamak gerekmektedir. “Memleketler parasızlıktan değil, ahlaksızlıktan çökerler.” Ahlaklı kişiler çoğaldığı zaman devletin birçok masrafı da kendiliğinden azalacaktır. Biz “Ben ahlaki güzellikleri tamamlamak için gönderildim.” (Muvatta`, “Hüsnü`l-Hulûk,” 8) diyen bir Peygamberin müntesipleriyiz. Bernard Shaw, “Bir milletin ahlakı dişleri gibidir. Çürüğü nispette acısını hisseder.” diyerek harika bir yaklaşım sergilemektedir. Güzel ahlak insanda oluşan tüm arızaları tedavi edebilecek önemli bir güce sahiptir. Gençlerin ahlakı nasıl… Toplumda kişinin ahlaki güzelliği çok önemli bir katma değerdir. Ahlaklı davranmak özellikle ergenlik ve öğrencilik yıllarında öğrenciler arasında sanki olumsuz davranış şekliymiş gibi değerlendirilebilir. Bunu gençler özellikle birbirlerini sinirlendirmek (Gıcıklık) için yaparlar. Bu duruma özellikle öğretmenler ve aileler dikkat etmelidirler. Toplumun yapısı göz önünde bulundurulduğunda ahlaki dejenerasyonun her türlü versiyonunu toplumun tüm katmanlarında görmek mümkün. Bunun önüne geçmenin yolu ailede ahlaki davranışların çocuğa kazandırılması, gençlik döneminde daima aile ve öğretmenler olarak gencin yanında bulunulması olarak devam etmelidir. Temel saplantılı davranışlar ergenlik döneminde şekillendiğinden özellikle bu dönemde öze önem göstererek ahlaki özelliklerin kazandırılması için gençler sürekli olarak sevimli kontrol altında bulundurulmalıdır. İyi insanların ahlakından örnekler vererek kişi şevklendirilmelidir. Gençlerin üzerine çok gitmek veya “Bırak gençtir yapsın.” demek çok zararlı iki temel davranıştır. Özellikle anneler bu tavrı çokça sergilemektedir. Bu çocukları kötü alışkanlıklara sevk eden kötü bir haslettir. Sakın ha sakın böyle bir yaklaşımla çocuklarınıza ve gençlere yaklaşmayınız. Onları kendi elinizle ateşe atmayınız. Bunun tam tersi baskı ve şiddet içeren disiplin de tercih edilmemesi gereken bir uygulamadır. Aşırı baskı ve şiddet içeren disiplin çocukları ve gençleri suça teşvik etmektedir. Neden suç işlediniz anketlerinde aile baskısı hiç de azımsanamayacak bir orandadır. Ayrıca belki de en önemli olanı bu kişilerin yüzde yüzünün mafyaya sempati duymasıdır. Basın ve yayın organlarında bazı şeyleri yeniden düzenlemek gerekmektedir. Suç işleme… Ankara Ticaret Odası`nın (ATO) araştırmasına göre: Türkiye`de 2006 yılında suçlar bir önceki yıla göre yüzde 64 artış gösterdi. 2005 yılında her 64 saniyede bir suç işlenirken, 2006 yılında bu süre 39 saniyeye düştü. 2006 yılının 9 ayında 6 dakikada bir ev, 7 dakikada bir araba, 9 dakikada bir işyeri soyuldu. 18 dakikada bir yankesicilik, 41 dakikada bir kapkaç olayı yaşandı. Her 31 dakikada bir aile içi şiddet, 4 dakikada bir yaralama, darp, 4 saatte bir cinayet, 26 dakikada bir intihar,16 saatte bir çocuk kaçırıldı, 4 saatte bir tecavüz ve tecavüze yeltenme olayı yaşandı. 4 saatte bir kişi cinayete kurban gitti. 2006 yılında, bir önceki yıla göre, bir gün içerisinde işlenen suç oranlarındaki artış yüzde 64 oldu. Yüzde bir bile korkunç bir artışken bu artış karşısında insanın dili tutulası geliyor. Hem de halkın yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede… Toplum kapı komşusundan bile çekinir hale geldi. “Komşu komşunun külüne muhtaçtır.” sözünün anlamı yavaş yavaş kaybolmaya başladı. Türkiye`nin her yanında suç ve suçlu sayısı ciddi bir biçimde artmaya başladı. Boşanma ve aile facialarının Avrupa’yla yarışır hale geldi. Aile terbiyesi görmeyen ve yeterli eğitim alamayan çocuk ve gençler, alkol ve uyuşturucu batağına saplanıyor. Kapkaç korkusuyla insanlar sokakta dolaşamaz, tecavüz korkusuyla köprü altından geçemez hale geldi. Suç, tehlikeli bir biçimde artıyorsa, istihdamda, gelir dağılımında, aile ve sosyal yapıda ciddi sorunlar var demektir. İşte bunların temelinde yatan neden ahlaki dejenerasyondur. Herkesin başına bir polis dikemeyeceğimize göre, herkesin yüreğine güzel dinimizin harika güzelliklerini vicdan olarak yerleştirmek en ideal çözüm bence. Bunun haricindeki çözümlerin çözümsüz olduğunu dünya ölçeğinde gayet güzel bir şekilde tahlil edebiliyoruz. Büyük şehirlerde yaşayanların kâbusu haline gelen kapkaççılar da suç dosyasının kabarmasında etkili oldu. Kapkaç ve yankesicilik suçları son 6 yılda 12 binden 39 bin 766`ya çıktı. Son 5 yılın rakamlarına bakınca suç patlamasının üç büyük ilden kaynaklandığı ortaya çıkıyor. Verilere göre toplam suçların yüzde 42`si İstanbul, Ankara ve İzmir`de işleniyor. Üstelik bu üç ilde işlenen suçların neredeyse üçte ikisinin failleri bulunamıyor. Çocuk suçları hiç de tahmin edilemeyecek derecede artıyor. Çocuk suçlarında ilk sırayı hırsızlık vakaları alıyor. Ev ve otomobil soygunlarıyla kapkaç ve yankesicilik olayları katlanarak artıyor. Suça bulaşanların yaş ortalaması de yıldan yıla düşüyor. Çocuklar, her geçen yıl daha fazla suç işliyor. Fişleniyoruz… Adalet Bakanlığı`nın verilerine göre toplam sabıkalı sayısı 8 milyonu geçti. Adli Sicil Bankası`na kayıtlı kişi sayısı da 14 milyon. Buna göre Türkiye`de her beş kişiden biri hakkında fiş bulunuyor. Cezaevlerindeki tutuklu sayısı ise 68 bini geçti. DSP-MHP hükümeti döneminde çıkarılan af (Rahşan affı) sonrasında tutuklu sayısı 35 bine inmişti. Boşalan cezaevleri aradan geçen 6 yılda tekrar doldu. Zekeriya EFİLOĞLU İçimizdeki HAYAT Beka Yayınları-2008
Tavsiye Et :
Adem Efiloğlu yazıyı tebrik etti...
Dürdane Koç yazıyı tebrik etti...
Birgül Akkurt yazıyı tebrik etti...
• Ayten Dirier yazıyı favori listesine aldı...
Eylül
7
Eylül
7
Derdim Var Sanırdım…
• Hakan Tarık Osmanoğlu • Hayata Dair Denemeler • 18 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
7
Eylül
7
Eylül
7
Bencilliğin Yalnızlaştıran Zehiri
• Seyit Uzun • Hayata Dair Denemeler • 17 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Ağustos
6
Temmuz
31
Temmuz
27
Temmuz
26
Temmuz
22
En İyi Yaptığımız Şeydi Şimdi…
• Zekeriya Efiloğlu • Hayata Dair Denemeler • 108 kez okundu. • 11 kez yorumlandı.
Ağustos
6
Ağustos
19
Ağustos
16
Ağustos
24
Ağustos
24 |
![]() |
|
||||||||||||||||||||||||||||||||