Akkışla`dan Ermeni Arif ve Ömer UstalarAkkışla`dan Ermeni Arif ve Ömer UstalarAKKIŞLA`DAN ERMENİ ARİF ve ÖMER USTALARErmeni Arif ve Ömer Ustalar Kayseri`nin Akkışla İlçesi`nde kalay ve bakırcılık mesleğini icra ederek yaşamaktadırlar. O zamanlarda kullanılan bütün kaplar toprak veya bakır olmasından dolayı, kalaycılık mesleği de epey rağbette ve iyi para getirmektedir. Akkışla halkı Arif Usta`yı ve diğer Ermeni vatandaşlarını kendilerinden ayırt etmezlerdi. Hatta Türkler`den bazıları Ermeni kızlarıyla evlenmiş ve onlardan çoluk çocuk sahibi dahi olmuşlardı. Bunda da bir kötülük olamazdı. Kimse kimsenin namus ve hassiyetiyle asla oynamaz bilakis ona helâl gelmesi koca bir ilçeyi ayağa kaldırırdı. Akkışla`da Ermeniler marangözlük, kaynakçılık, bakırcılık, kalayçılık, silah tamiratı gibi işlerle uğraşırlar ve geçimlerini bu mesleklerden elde ettikleri gelirlerle sağlarlardı. Akkışlalılar`dan bazıları da bu ustalık gerektiren zanaatları Ermeniler`in yanlarında çıraklık ederek öğrenmişlerdi. Bunlar bütün uzun yaylayı ve o zaman Akkışla`ya bağlı olan civar köyleri gezerler kalaycılık ve bakır işçiliğinden epey para kazanırlardı. Ermeni Ömer Usta ve Ermeni Arif usta bugün İstanbul`dadırlar. Akkışla`dan göçerek İstanbul`a yerleşen Muharrem Tosun ve ailesi de İstanbul`a ilk gittiklerinde bir müddet onların yanında misafir kalmışlar ve daha sonra da onların yanından ev alarak birlikte yaşamaya başlamışlardı. Ermeniler`le dostluğumuz ve yakınlığımız bu idi. İçtiğimiz su yediğimiz ekmek ayrı gitmezdi. "Birbirlerinden asla ayrılmazlardı" diye dedelerimizden babamızdan hep duymuşuzdur. Hatta bizzat babam Sabri, amacalarım Mehmet, Ahmet, Halil(Kalaycı Halil) yakınlarımız ve komşumuz Murat YURDUSEV(Kalaycı Murat) mesleği onların yanında öğrenmişlerdi. Bakırçılık ve kalaycılık ederek hayatlarını kazanırlardı. Bunlarla iç içe koyun koyunaydık. Osmanlının "Hasta Adam" ilan edildiği o zamanlarda Ermeniler de dış düşmanlar gibi Türkiye`nin parçalanıp yok edileceğine inanıyorlardı. Onun için de düşman saflarıyla birleşmeyi kendilerine daha faydalı olarak gördüler. Daha önceki zamanlarda dünya Ermeniler`i dağınık bir şekilde yaşıyorlardı. İşgal sırasında İttifak Güçleri Ermeniler`in Türkler`e karşı kendilerine yardım etmeleri halinde Ermeniler`e Türkiye`de bir devlet kurma sözü vermişlerdi; ancak bunun için nufusları yeterli değildi. Bunun için mücadeleye kalktılar. 1915`te bir Ermeni Meselesi meydana geldi. Bu olaya Tarihçiler "Tehcir" adını vermişlerdir. Bu söz "göç" "göç etmek " anlamına gelir. İleriyi gören Talat Paşa dış düşmanların bu oyunlarını sezip, içerdeki azınlık gruplarların da bu oyunlara gelmesi üzerine; bu adi oyunları ve işbirlikçiliğini bozmak maksadıyla Ermeni göçünü başlattı. Ermeniler`i çıkardığı bir kanunla can, mal ve ırz güvenliği içerisinde (500.000)beşyüzbini önce olmak üzere, (600.000)altıyüzbin Ermeni vatandaşı, Suriye topraklarına iskan edildi. 1 Bunun üzerine İngilizler ve Amerikalılar Türkiye`yi Savaş Suçlusu ilan etmek için mahkemeye başvurdular; fakat bütün Osmanlı arşivleri ellerinde bulunuyor olmasına rağmen bu konuyu ispatlayacak tek bir delil bulamadılar. Bu göç dalgası (16)onaltı ay sürdü.2 Bu kargaşada azınlık; ama sadık kul Ermeni vatandaşlarımız, Fransızlar ve diğer dış düşmanların oyunlarına gelerek bulundukları yerlerde Türkler`e düşman oldular. Osmanlı işgal edilmiş ve toprakları İttifak devletlerince paylaşılmış gözüküyordu. Türk insanlarının eli silah tutanlarının çoğunluğu ya cephelerde şehit düşmüş veya vatanını kurmak için cepheye koşmuştu. Yayla, köy, kasaba,ilçe ve şehirlerde Yaşlılar, kadınların bir kısmı, hastalar ve çocuklar bulunuyordu. Budurumdan istifade ederek Ermeniler düşmanlarla birlerek bunça yıllık hukûkumuzu, kardeşliğimizi ve akrabalıklarımızı hiçe sayıp bizi kalleşçe ve acımasızça arkamızdan hançerlediler. Bunun neticesinde Ermeniler "bağrımızda beslediğimiz yılan" cephe gerisinde meskun mahalde hayatlarını sürdürmeye çalışan ve büyük bir çoğunluğu çocuk, yaşlı ve hastaların oluşturduğu Türkleri acımadan, gözlerini kırpmadan ve insafsız işkencelere tabi tutarak katlettiler. Ankara, Şanlıurfa, Gaziantep, Kahramanmaraş, Van, Adana ve Kayseri İsyanları`nda bir çok insan hayatlarından oldu. Ermeniler, çeteler kurarak terör olaylarını hortlattılar. Güya Müslüman Türkler`i sindirip korkutarak göçe zorlayacaklar ve bu boş kalan topraklara da kendileri kurulacak, akıllarınca burada bir Ermeni devleti kuracaklardı. Ağalarından söz almışlardı. Ermeniler de öyle yaptılar. Günümüze kadar devamedegelen terörleri yetmedi. Çeşitli ülkelere atanmış Türk Konsoloslarını hedef göstererek kahbece şehit ettiler veya elçiliklerimize düzenledikleri saldırılarla büyük zararlar verdiler. Bugün de yine ağalarının dediklerinden dışarı çıkmıyorlar. Fransız Meclisi`ne verdikleri "Düzmece Tasarı" yı kabulettirerek bütün dünyaya güya, haksızlığa uğradıklarını ilan etmekte ve kendilerine acındırmak istemeketedirler. Halbuki Ermeniler normal bir vatanadaş gibi yaşadıkları süre içerisinde hiç bir ayırımcılığa tabi tutulmamış bilakis, kendi öz vatandaşlarımızdan daha fazla rağbet ve iltifat görmüşlerdir. Bunun delili de sadece Kayseri ve bölgesi değil, diğer köy kasaba ve şehirlerde de durum bu anlattıklarımızdan farklı değildir. Akkışlalılar, Akkışla İlçesi`nde yaşamış olan Ermeniler, diğer Ermeniler ve İstanbul`a yerleşerek orada yaşayan Arif ve Ömer ustalar da bunun şimdi yaşıyorlarsa kendileri, yoksa çocukları ve torunları bu olayların yaşayan canlı tanıklarıdırlar. Bugün Ermenileri`nin ortaya attıkları bu suçlama asılsız ve mesnetsiz iftiradan başka birşey değildir.
Telif Hakkı Uyarısı Akkışla`dan Ermeni Arif ve Ömer Ustalar isimli yazı, Abdullah Çağrı Elgün tarafından 17.02.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
29
Kasım
29
Kasım
27
Bizimle Başa Çıkamazsınız
• Rasim Canbolat • Eleştiri Makaleleri • 59 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Kasım
27
Kasım
23
Öğretmen Sevgiden İbarettir
• Erol Sunat • Eleştiri Makaleleri • 201 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
6
Ahmet Ayaz’ın Sanatı Üzerine Düşünceler
• Abdullah Çağrı Elgün • Eleştiri Makaleleri • 141 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
14
Jeopolitik Türkiye
• Abdullah Çağrı Elgün • Eleştiri Makaleleri • 181 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
14
Bu Benim Memleketim
• Abdullah Çağrı Elgün • Eleştiri Makaleleri • 156 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ekim
2
Bibi Hatun Külliyesi ve Timur
• Abdullah Çağrı Elgün • Eleştiri Makaleleri • 143 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
18
Erbay Kücet’in Hayatı ve Eserleri
• Abdullah Çağrı Elgün • Eleştiri Makaleleri • 167 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Şubat
17
Tanzimat Edebiyatı Yazarları
• Abdullah Çağrı Elgün • Eleştiri Makaleleri • 4068 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Şubat
17
Sözlü Edebiyat Dönemimiz
• Abdullah Çağrı Elgün • Eleştiri Makaleleri • 2466 kez okundu. • -1 kez yorumlandı.
Şubat
17
Kafiye(ayak Uyak)
• Abdullah Çağrı Elgün • Eleştiri Makaleleri • 2286 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Ocak
30
Türküler Üzerine
• Abdullah Çağrı Elgün • Eleştiri Makaleleri • 1990 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Aralık
23
Duran Tamer`in Hayatı ve Şiirleri
• Abdullah Çağrı Elgün • Eleştiri Makaleleri • 1640 kez okundu. • 1 kez yorumlandı. |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||