“-AKP’yi tartışmamız gerekiyor.-Kimdir AKP?-Nedir?-Nasıl ortaya çıkmıştır?-Neyi hedeflemektedir?-Detaylı bir şekilde irdelenmelidir AKP.-Ve şüphesizki AKP’nin gerek 03 Kasım 2002 seçimlerinde ve gerekse de 22 Temmuz 2007 seçimlerinde elde etmiş olduğu somut başarı, böyle bir irdelemeyi zorunlu kılmaktadır.-Ve AKP takiyye mi yapmaktadır?-Gizli gün...”
-AKP’yi tartışmamız gerekiyor. -Kimdir AKP? -Nedir? -Nasıl ortaya çıkmıştır? -Neyi hedeflemektedir? -Detaylı bir şekilde irdelenmelidir AKP. -Ve şüphesizki AKP’nin gerek 03 Kasım 2002 seçimlerinde ve gerekse de 22 Temmuz 2007 seçimlerinde elde etmiş olduğu somut başarı, böyle bir irdelemeyi zorunlu kılmaktadır. -Ve AKP takiyye mi yapmaktadır? -Gizli gündemi mi vardır AKP’nin? -Ve AKP önderliğinde, şeriata doğru bir gidiş mi söz konusudur? -Yanıtlanması gereken temel sorulardır diye düşünüyorum.
* * * * *
-Benim kanımca AKP’yi irdelediğimizde, onu şeriatçı bir kisveye bürümemiz gerekmiyor. -Sonuçta AKP bir düzen partisidir. -Ve düzen partisi olması sebebi ile ezilen ve sömürüye uğrayan kesimlerin, AKP’ye karşı tutum almalarının sayısız nedenleri vardır. -Diğer düzen partilerine karşı alınacak tutum ne ise, AKP’ye karşı alınması gereken tutumda o dur. -Ve AKP’nin öz itibari ile ne bir ANAP’tan farkı vardır. -Ne CHP’den farklıdır. -Ne MHP’den farklıdır. -Nede DP’den farklıdır. -Diğer partiler ne ise, AKP’de odur. -Ama bazı temel noktaları da gözden kaçırmamak gerekir. -Ve kuşkusuz ki düzeni temsil eden partiler arasında, şu veya bu şekilde bir dizi farklılıklar söz konusudur. -Ve benim de üzerinde duracağım temel çıkış noktası, bu farklılıkları dile getirmek olacaktır.
* * * * *
-Örneğin; -Faşist bir parti ile liberal bir partiyi aynı kefeye koyamayız. -Veya bir Sosyal Demokrat partiyi, aynı pota da irdeleyemeyiz. -Ne var ki bu unsurların en belirgin özelliği, değişik sermaye gruplarının çıkarlarını farklı şekilde ifade etme şeklidir. -Ve farklı toplumsal grupların desteğini almak sureti ile değişik ideolojik tonlamaları dile getirebilirler. -Bu tip düzen partileri, şu veya bu şekilde, kendilerinde değişik ideolojik tonlamaları somutlayabilirler. -Mesela; milliyetçilik, muhafazakârlık, dincilik, sosyal demokratlık, ırkçı faşistlik gibi. -Dolayısı ile bu açıklamaların ışığından yola çıkarsak eğer; -AKP’nin fanatik dinci İslamcı partilerden farklı, muhafazakâr bir düzen partisi olduğunu söyleyebiliriz. -Ve AKP için bence en doğru tanımlamada budur diye düşünüyorum.
* * * * *
-Muhafazakâr değerler içerisindeki en önemli öge, her zaman din olmuştur. -Ve Demokrat Partiden bu güne kadar, tüm siyasal partiler, şu veya bu şekilde, din ögesini bir şekilde içerisinde barındırmışlardır. -Dolayısı ile AKP, bu geleneğin ana sürdürücüsü konumundadır. -Daha açık bir ifade ile AKP, din ögesine vurgu yapan, Milli Görüş geleneğinden kopup, bahsettiğimiz çizgiye oturmuştur. -Ve emsallerine göre, din ögesine, daha fazla vurgu yapan bir parti olmuştur AKP.
* * * * *
-Bilindiği gibi sol yediği darbeler sonrasında, neredeyse yok edilmiştir. -Ve muhafazakâr olarak addetmiş olduğumuz ANAP ve DYP gibi partilerde, tümü ile bir çürüme yaşamıştır. -Ve bu sebeplerden ötürü, toplumsal destek kredilerinide tüketmişlerdir. -Gelinen noktadada, doğan boşluğu AKP doldurmuştur. -Kadroları yıpranmamış. -Diğer partiler ile kıyaslanamayacak ölçülerde, güçlü bir örgüt yapısı oluşturmuş. -Doğan boşluğa tümü ile hakim olmuştur.
* * * * *
-Küresel ekonomi olarak adlandırmış olduğumuz dizginsiz kapitalizm, son yıllarda toplumları feci düzeyde vurmuştur. -Ve ülkemizde böyle bir ekonomik yapı, kırdan kente göçü alabildiğine yoğunlaştırmış. -Ve dünyanın hiçbir bölgesinde yaşanmayan iç göç bunalımını, en feci şekilde insanımıza yaşatmıştır. -Bu durum, kent çevresinde muazzam bir nüfus birikimine neden olmuştur. -Büyük çoğunluğunu yoksul insanların oluşturduğu geniş halk yığınlarının taleplerine sahip çıkan bir sol hareket olmaması sebebi ile sahip çıkar görünen tek hareket, AKP olmuştur. -Kapitalist gelişmeninde zayıflığı sebebi ile, ciddi bir sanayileşmeninde olmaması, böyle bir dalgayı emecek yegâne güç konumuna taşımıştır AKP’yi. -Ve buna karşın AKP’nin tercih noktasında, kuşkusuzki, din ögeside önemli bir sığınak işlevi görmüştür. -Kaldıki Milli Görüş geleneği, bu boşluğu çok iyi algılayamadı. -Ve Milli Görüş geleneğinden kopan genç kadrolar. -Yani bu günkü AKP, bu boşluğun tahlilini çok iyi yaptı ve kitleler içerisinde kendisine gerekli olan konumlanışı, yerli yerine oturttu.
* * * * *
-Tabiki AKP olgusunu, salt yukarıdaki açıklamalarla yerli yerine oturtamayız. -Neden? -Şundan. -12 Eylül 1980 sonrası ortaya çıkan yeni bir sermaye kesiminin dolaysız temsilcisi olma iddiası vardı AKP’nin.. -Anadolu sermayesi olarak adlandırdığımız bu yeni sermaye kesimi, kendi içerisinden, şu veya bu şekilde tekellerde çıkartmıştır. -Bu durum, ister istemez, kendisini, ülkenin geleneksel sahibi olarak gören sivil asker bürokrasi diye tabir ettiğimiz, statükocu kesimi, önemli ölçüde rahatsız eder noktaya taşımıştır. -Bu gün için bu yeni oluşan sermaye kesimi, kendisinin alternatif örgütlerinide yaratmıştır. -Mesela MÜSİAD gibi.
* * * * *
-Şüphesiz ki çok sayıda belirleyenin olduğu, karmaşık bir sürecin sonucunda AKP ortaya çıkmıştır. -Ve AKP’nin içerisinde, eski günleri ile gönül bağı olanlar olduğu gibi. -Tümü ile eski çizgisini reddenlerde var. -Ve geçmişin Milli Görüş çizgisinin dışında olan, bir çok siyasal akımında temsilcisi AKP içerisinde konumlanmış bulunmakta. -Ve bu yönleri ile AKP’nin, Avrupa’daki Hıristiyan Demokrat partilerin, Türkiye’deki özgün karşılığı noktasına oturduğunu söyleyebiliriz. -Tabi bu noktada şu saptamayı atlamak olmaz. -AKP hem AB konusunda adımlar atarken. -Bunun paralelinde, şeriata doğruda bir takım adımlar atmasına yönelik kaygıları, doğru olarak niteleyemeyiz. -Ama Türkiye’deki farklı örgütlenme biçimlerini ele alacak olursak ve farklı diye tabir ettiğimiz tarikat ve cemaat örgütlenmelerine göz atacak olursak eğer. -AKP’nin bu kesimlere yeşil ışık yakmadığınıda düşünemeyiz. -Ve bu kesimlerin, AKP’nin varlığından almış olduğu güçle, kökten dinci yaklaşımlarını pekiştirdiği muhakkak. -Ve bu noktada, toplumda, ciddi bir evrilmenin olduğu ve süreç içerisinde, şeriat taleplerinin ortaya çıkmayacağını düşünmek, imkânsız gibi görünüyor.
* * * * *
-Sonuç olarak AKP ile ilgili kesin yargım şudur! -AKP arkasına aldığı sermaye güçleri açısından olsun. -Siyasi kadroları açısından olsun. -Nede AKP’yi destekleyen geniş halk kesimlerinin talepleri olsun. -Bir şeriat beklentisine yol açacak cinsten değil. -Ne var ki AKP’nin varlığından güç alan, belli odakların, uzun erimli örgütlenmelerine çanak tutan bakış açısı, şeriat tehlikesini belirli ölçülerde ortaya çıkarmaktadır. -AKP’nin kendisi değil ama. -AKP’nin yaratacağı zeminlerden beslenen kaynaklar, böyle bir hedefi önlerine koymuşlar. -Böyle bir evrilmeyi, göz ardı edemeyiz.
Aydan Sönmez / 09.04.2008celal bey,bu halk şimdiye kadar dinini özgürce yaşadı ve nasıl yaşayacağını da kalkıp akp hükümetinden öğrenecek değil.
örn:katolik kilisesi,incil`in bir kaç sayfasını halkından gizler,araştırmacı bir peder o sayfaları bulur ve ortaya çıkmasını sağlar.katolik kilisesinin tanrı ,kilisededir demesine rağmen,o sayfalarda yazılı olan ise tanrı heryerde dir yazılıdır.kilise kendi adına maddi bir çıkar sağlamak amacıyla bu gerçeği gizler..
şu an yapılmak istenilen de budur,Allahın siyasetle alakası yoktur,umarım halkımız artık bu kirli siyasetin farkına varır ve bu tür saçmalıklara son verir..
yunus emrelerine,mevlanalarının felsefesine sahip çıkar...
Aydan Sönmez / 09.04.2008bence,akp muhafazakarlığın çok dışında,tarikatlara,şeriat hayalini benimseyen kesime bu hakkı ve imtiyazı sağlayan akp dir.akp ,belli bir kesimin düşüncelerinden dolayı yargılanmayacak,kendi sözleri ve düşünceleri adına yargılanacak.. Türkiye cumhuriyetine aykırı olan hiç bir düşünceye,pozitif bir şekilde yaklaşılamaz. tehdit unsuruysa yok olmaya mahkümdur.. akp hükümetinin çok iyi bir kozu var,halkının dini inançlarını çok güzel bir biçimde kullanmayı başardı ve benimde asla hazmedemediğim nokta bu... umarım halkımız bu tür kirli siyaset oyunları`nın farkına varır... bu tÜr tehlikelerle geçmişimizden bir çok kez karşılaştık ve o zaman nasıl mucadele edildiyse aynı kararlılıkta devam etmeliyiz...
Ziyaretçi Yorumu / 09.04.2008bence,akp muhafazakarlığın çok dışında,tarikatlara,şeriat hayalini benimseyen kesime bu hakkı ve imtiyazı sağlayan akp dir.akp ,belli bir kesimin düşüncelerinden dolayı yargılanmayacak,kendi sözleri ve düşünceleri adına yargılanacak..
Türkiye cumhuriyetine aykırı olan hiç bir düşünceye,pozitif bir şekilde yaklaşılamaz.
tehdit unsuruysa yok olmaya mahkümdur..
akp hükümetinin çok iyi bir kozu var,halkının dini inançlarını çok güzel bir biçimde kullanmayı başardı ve benimde asla hazmedemediğim nokta bu...
umarım halkımız bu tür kirli siyaset oyunları`nın farkına varır...
bu tÜr tehlikelerle geçmişimizden bir çok kez karşılaştık ve o zaman nasıl mucadele edildiyse aynı kararlılıkta devam etmeliyiz...
Sami Güzel / 09.04.2008Özellikle son bölüm, müthiş bir tespit. Aynen söylediğiniz gibi, asıl tehlike AKP` den değil, AKP iktidarındaki, tarikatlere yumuşak bakış açısından kaynaklanan, bu örgütlerin daha fazla hareket imkanı bulmasıdır. Bugün aynen 100 sene öncesi gibi, anadolu tekrar tarikatler tarafından kuşatılmaya başlanmış durumda. Üstelik iktidarın dini yönü sebebiyle, bu duruma göz yumuluyor. Tarikat şeyhlerinin cenazelerine, valiler, emniyet müdürleri katılıyor. Durum o kadar vahim ki, iç anadoluda yerel belediyeler, tarikatler ile birlikte organizasyonlar düzenliyorlar. Bu problemi malesef insanlar görmüyorlar. Gözönünde olan AKP` ye anlamsız yere sataşıldığını düşünüyorlar. Oysa bu dönemin acıları, 15-20 yıl sonra çıkacak, hemde oldukça acı bir şekilde...
Ziyaretçi Yorumu / 09.04.2008Bir gerçek
Halk dindardır ve mutlak bir dini vardır
dinini yaşaması da en doğal hakkıdır,Sorun
dinini yaşarken baskı görmemesi ve baskı yapmamasıdır,
Dindar olan halkın elbet dindar partisi olcaktır dediğim gibi böyle dindar partilerin
ince çizgi denen başkasına, yani ötekilerin yaşam şekline olan saygısıdır
aynı şekilde kendini dindar sayıp ta kendisine yapılan uygulamaların tehdit olarak alıgılamaların
iyi yönetilmesi gereğidir.Bunlarıda diğerlerine saygıyı öğrenmesi gerekmektedir.
Sorun: her kesim, yaşama biçimini özgürce yaşamak isterken, diğer tarafın özgülük alanına müdahale etmesidir.Bu durum da çatışma kaçınılmaz olmaktadır
Saygılar..
c.d.