Ali BeyAli BeyUzun ve sancılı yılların yorgunluğuyla ali bey aynada kendini incelemektedir. Yine kendi içinde kaybetmiştir kendini. Yaşamını ideallerinin peşinden koşarak geçirmiştir. İlkeli her şeyi sorgulayan fikirler üreten ki çoğu zamanda bundan derin acılar duyan biridir. Karanlığa gömülmüş bir toplumda zavallı bir aydın. Fikirsel ayrılıklar yaşadığı bir işi vardır. Daha çok kazanmak için birbirini çiğneyen dostları ve yozlaşmış, çürümeye yüz tutmuş bir çevresi vardır. Bunların içinde günbegün tükenmektedir. Acı çeker ve çoğu zamanda neyin acısını çektiğini bilememenin gazabı içindedir. Amansız bir yalnızlığın içine atmıştır kendini. Karısının bile onu terk etmesine karşı koyamamış, üstelik tavırlarıyla buna sebep olmuştur. Suskunun ve de teslimiyetin esiri olmuştur. Onu heyecanlandıran, yaşama bağlayan pek bir şey kalmamış yemek, uyumak, gibi maddesel bir dünyanın tam ortasındadır. Aynanın karşısından çekilir. Valizini hazırlamıştır. İşini, çevresini bırakıp doğduğu yere gitmeye karar verir. Kendinize iyi bakın Ali bey sizi unutmayacağız arkadaşlarının bu riya dolu seslerini duyar. Temizlikçi kadına parasını verir. Kadında soğuk ve duyarsızdır. Geçirdiği onca anlamsız, amaçsız yılın yorgunluğuyla yavaşça yol alır. Sokaklarda alabildiğine yürür. Çevreyi insanları izler. Çocukluğunu düşünür, gençlik yıllarındaki coşkusu aklına gelir. Bir şeye inanmanın tutkuyla savaşmanın ruhunu anımsar. Ceza evlerini, fişlemeleri, arkadan vurmaları, ihaneti yaşamıştır. Her şeyi geride bırakıp, kentin karmaşasını, insanların durmadan bir yerlere yetişircesine koşuşturmasını, izler ve hayata gözlerini açtığı yere, köyüne ailesinin yanına gitmeyi arzular. Artık dolaşmaktan o kadar yorulmuştur ki ayaklarını hissedemez. Tabanlarına basmak kızgın demire basmak gibidir. Bir banka oturur. Yanına iki genç gelir. Hallerinden sokaklarda yaşayan, yoksul, çaresiz ve de ötekileştirilmiş olduklarını anlar. Gençler etrafa güzel kokular saçmaktadır. Ali beyin yanındaki banka otururlar. Abi be fazla sigaran var mı? der biri, öteki valize bakarak abi hayırdır yolculuk var galiba der ve aralarında sıcak samimi bir sohbet gelişir. Ali bey bilincinin derinliklerinde yavaşça gelişen bir çözülme hisseder. Biran olsun içinde yaşadığı toplumdan yabancılaşma duygusunu yitirmiştir. Hala insanlar hiç tanımadıkları birilerine abi, bacı, kardeş gibi söylemlerde bulunabiliyorlar. Bu sahiplenme ve kolektif kültür bizcilik anlayışı onu heyecanlandırmış ruhunda bir çözülmeye neden olmuştur. Gençler yakınlarda bir mekanları olduğunu söyler ve ali ağabeylerini davet ederler. Zaten ali beyin ailesinin yanına gitmeye yüzü yoktur. Cesareti de. Onca yıl ne arayıp ne sormuştur. Köyüne dönmeyi yaşadığı onca şeyi inkar etmek gibi görür. Belki gururundan belki de kibir’inden…Gençlerle birlikte yürümeye koyulurlar. İnsan gençken düşünmüyor yapıyor yaşlandıkça bu döngü tersine dönüyor. Ali bey içinde geçerliydi bu ta ki gençlerle karşılaşana kadar. Kendini iyi hissediyordu. Gençlerle her şeyi konuşabiliyor ve gençlerin ona gösterdiği samimiyet ve saygı karşısında huzur buluyordu. Bir müddet sonra kentin o parlak gösterişli hali yerini çarpıcı bir resme bıraktı. Gençler önde, ali bey arkalarında sarsılmış bir halde yürüyordu. Eskiden bildiği sonraları unuttuğu bir resimdi bu. Kenar mahallenin, gecekonduların, olmamışlığın, kaybetmişliğin resmiydi bu. Çocuklar çıplak ayaklarıyla koşturuyorlar. Kadınlar bıkıp usanmadan çalışıyor ve insanlar adeta bin yaşında gibi çökmüş bezmişler. Elinde poşetlerle nevalesini almış evine giden birine atmaca gibi bakan ve düşman kesilen yığınlar. Daha bu resmin şaşkınlığını üzerinden atamayan Ali bey gençlerin mekanına varır. Baraka gibi bir yerdir burası. Tiner koklayan, esrar içen bir gurup çocuk görür. Efkarlı bir türkü okuyordur birisi. Onlarca çocuğun bakımsız biçare halleri ali beyin umudunu sekteye uğratır. Gençler arkadaşlarına ali ağabeylerini tanıştırırlar ve bir anda herkesin ilgisi ali beye yönelir. Dört başı mamur bir sevgi, dostluk oluşur. Herkes yaşadıklarını onunla paylaşır. Türküler söylenir, yemek yenir, gülünür, ağlanır, kederlenilir ortak payda da buluşulmuştur. Kendini olmadığı kadar mutlu hissetmektedir. Gece olunca bir kenarda sızıp kalır. Sonra gün ağarır. Uyandığında etrafında kimsecikler yoktur. Valizini talan etmişler parasını çalmışlardır. Önce yine suskun serinkanlı bekler sonra yanına doğru gelen bir kedi görür kedi tam karşısında durur, ansızın sanki geçmişin, içinde biriktirdiklerinin tezahürü gibi ağlamaya başlar. Hıçkırarak dolu dolu…
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
1
Ağustos
1
Temmuz
19
Temmuz
19
Ağustos
1 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||