kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Hikaye / Yaşamdan Hikayeler

Alışveriş`te


Alışveriş`te

Eskilerin o daracık bakkal dükkanlarından sonra şimdi gördüğümüz marketler sanki panayır gibi. Geniş aralarda küçük olsam koştururdum alabildiğine, saklambaç oynayabilirdim isteyenlerle, kayabilirdim vıjt diye. Şaşkın şaşkın raflara vitrinlere bakar, eminim yine de arsızlık etmeden, annemin aldıkları ile yetinirdim. Aldığımız terbiye ile iyi bildiğimiz cebimizdeki para bizi durdururdu herhalde.

Rahmetli annemle çocukluğumda pazara giderken kardeşimin eski bebek arabasını da alırdık. Aldığımız öteberi’yi içine koyduğumuz o arabayı tüm o pazar yolculuğunda ben kullanırdım. O araba ile oyalanırkende hiç mızmızlık da edemezdim. Ahh biraz geç kaldılar, şimdiki market arabaları benim çocukluğumda olacaktı ki.
Bakkallarda her üründen bir bilemedin iki üç çeşit olurdu, peynirse bir beyaz bir kaşar, pirinçse çuval içinde bir çeşit. Yani herşeyden bir çeşit vardı. Büyük marketlerde şimdi her bir üründen onlarca marka var, kimse kese kağıdına pirinç doldurmuyor. Naylon paketlenmiş ürünler, göz alabildiğine uzun raflarda, dolaplarda ürünler. Etiketler, etiketler yüzlerce etiketler.
Biribirine karışmış kokular şimdi yok, gazoz kasalarını arasından da dikkatle geçilmiyor. Şekerleri bakkal amca bir kavanozun içinden de vermiyor. Tek bir zambo ciklet de yok.
Rahmetli annem olsaydı kasadan geçerken,
“Bunları da deftere yazın Remzi efendi” diyemiyecekti.
Alınanları artık hiç kimseler kulağının üzerinde tuttuğu sabit kalemle ucunu tükürükleyerek o kirlenmiş sarı veresiye defterlerine de yazmıyor.

Aileler cebinin deliğini iyi bilirken o plastik kartlar şaşırttı herkesi. Sanki hiç ödenmiyecekmiş gibi alınıyor, dikkat edilmeden, gerekliliği ve aciliyeti hiç düşünülmeden. O kadar ürün ve etiket arasında alınanların doğruluğu da kontrol edilemiyor gerçekten. Ancak olmadık şeyler ile karşılaşınca insanlar biraz kendilerine geliyor.
Benimde uyanmam tesadüfen bu şekilde ikibin yılında oldu.
“Hanfendi marketinizde kilosu altmış dokuz milyon lira’ya satılan bir salam olduğuna emin misiniz?” diye sorunca kasa görevlisi hanım şaşırarak yüzüme baktı.
Aslında o da bilemez bunu biliyorum, ama insanların canı acıyınca bir anda kızgınlıkla sanki onların bilmesi gerektiğini düşünüyor
“İki yüz gram salamı oniki liraya alırsam inanın karım beni tefe koyar, bu ürünün fiyatına bir sıfır yanlışlıkla eklenmiş görünüyor. Lütfen kontrol ettirir misiniz?” deyince görevli hanım düğmeye basarak ışığını yaktı, biraz sonra da patenli bir görevli geldi. Ona derdimi anlatıp etiketin kontrol edilmesini istedim.
Patenli kız süratle ürünü alıp şarküteri reyonunun yolunu tuttu, birkaç dakika sonra da geri döndü.
“Kusura bakmayın beyefendi bir yanlışlık olmuş, ürünün fiyatına bir sıfır fazla yazılmış” diyerek düzeltilmiş yeni etiketli ürünü kasa görevlisine verdi.
Anahtarını kasaya sokarak daha önce yapılmış işlemi iptal ederek gitti.

Düşünüyorum da ben bu salamı promosyon yapılan bir ürün olduğu için seçmiştim, tesadüfen fiyat etiketi kasada gözüme çarpmıştı. Üstelik en pahalı salamın kilosu da bilemediniz on milyon liraydı. Ben kendimce göya hesaplı davranıp farkında olmadan süper pahalı bir ürün alıyordum.
Hadi ben tesadüfen gördüm, ya benim gibi bu ürünü alan diğerleri? Kazığın katmerlisi
Kasa görevlisi hanım,
“Beyefendi fiyatlarından şüpheye düştüğünüz başka ürünler de olabilir. Bunlarla ilgili itirazları danışmadaki görevli arkadaşlara yapıyorsunuz. İadeleri oradan yapıyorlar” diyerek alışverişi bitirdi.

Aldıklarımı ürünleri alışveriş arabama koydum, birkaç tanede poşet aldım. Sonra alışveriş arabamı kasalara yakın müsait bir yerde kenara çekerek elimdeki listeyi kalem kalem incelemeye başladım. Bir yandan da aldıklarımı poşetlere yerleştirdim.

Ömrümün çoğunu aldıklarımın beğenilmeyeceğini düşünerek geçirdim. Alışveriş yapmaktan da mecbur kalmadıkça hep kaçındım. Bu işin hanımların yapması gereken bir iş olduğunu düşünürdüm. Öyle bir seferde elimde aldıklarımla ikinci bir mağazaya giremezdim, utanır sıkılırdım. Bir laf işiteceğim diye korkardım. Önceleri istenenleri fazla düşünmeden, incelemeden, araştırmadan ve karşılaştırma yapmadan alırdım. Aldıklarımın fiyatlarını önemsemez, kasa fişlerini de hiç incelemezdim.

Tesadüfen yaşadıklarım, gördüklerim, biraz da sınırlanan kaynaklarım belki de ilerleyen yaşım benim alışverişle ilgili tüm düşüncelerimin ve davranışlarımın tamamen değişmesine neden oldu. Nötr kalarak, sebepsiz korkularla nasıl göz göre göre para kaybettiğimi acı bir şekilde farkettim. Ben de kendimi akıllı, hesaplı bilirdim ama bugün bir şeyi çok iyi anladım ki o da alışverişin kasada bittiğiydi. Etiketlerde bitmediği çok acı bir şekilde kafama vurulmuştu. İşte sekiz yıl önce o gün benim için bir milat oldu. Alışverişlerde olmadık yanlışların olabileceğinin farkına vardım. Durup dururken onbir milyon lira kazanmıştım, Allah insana önce eşeğini kaybettirip sonra buldurup sevindirirmiş ya. Sonuçta seviniyor insan, en önemlisi de tesadüfen hakkımı enayice yedirmemiştim.

Eve dönünce olanları karıma anlattım, ağzı açık kaldı. Aldıklarımızı yerleştirdikten sonra neskafemi alıp cam önündeki koltuğa yerleştim. Caddeden geçen araçları seyrederken bugün yaşadıklarımı kafamda güzelce tarttım, bundan sonra nelere dikkat etmem gerektiğini kendimce kafamda tasarladım.
Öncelikle, utanmayı sıkılmayı bir tarafa koymaya karar verdim. Sonra aldığım ürünlerin etiketlerine hem alırken hemde kasada dikkat edecektim. Kasa görevlisiyle hiç tartışmayacaktım ve alışverişlere muhakkak bir liste ile gidecektim. Aç karnına alışverişte kendimi kaybettiğim için özellikle buna dikkat edecektim.

Bir sonraki alışverişimde bu kararımı uygulamaya başladım, etiketlere özellikle dikkat ettim, ister istemez göz hafızam da gelişmeye başladı. Ev için yapılan alışverişler belirli kalemlerde olduğu için bu ürünlerin etiket fiyatlarını belleğime yazmam hiç de zor olmadı. Bu alışverişte de kasa fişini dikkatli inceleyince kasa da farklı fiyatlarla karşılaştım. Kasa görevlisiyle herhangi bir ağız dalaşına girmeden hesabımı ödeyip doğrudan danışmaya gittim. Danışmadaki hanıma ürünü ve kasa fişini gösterip
“Hanfendi ben farklı bir etiket fiyatı gördüm bu ürünün etiketinin kontrol edilmesini istiyorum” dedim.
Görevli telefon ederek ilgili kişiyi çağırdı, ürünü ve kasa fişinde gözüken fiyatı göstererek kontrol etmesini istedi. İlgili kısa sürede belirtilen o ürünün etiketini getirdi. Gerçekten de fiyat benim iddia ettiğim gibi farklıydı. Danışmadaki görevli bir form hazırlayarak benden de gerekli bilgileri aldı. Formu imzalatıp bir nüshasını da bana verdi. Sonra işlemimi yapıp aradaki farkı bana hemen iade etti.

Yine bir gün Cevizli’de E5 kenarındaki büyük bir marketteyim, kasalara yakın bir soğutucu dolap üzerine taze kaşar peyniri için büyük bir promosyon afişi asılıp içine de ürünler yerleştirilmiş. Fiyatı bana uygundu, yarım kiloluk bir tane aldım ve en yakın kasaya gittim. Kasa görevlisi aldığım ürünleri kasadan geçirirken taze kaşar fiyatının farklı olduğunu gördüm. Kasadan çok rahat bir şekilde okunabilen bu afişi göstererek
“Hanımefendi şu görünen afişi okuyabiliyor musunuz?” diye sorunca görevli saf saf o afişi okudu
“Peki bakın bakalım benim oradan aldığım ürünün fiyatı aynı mı?” deyince kasanın okuduğu fiyatı gördü, ardından hemen düğmeye basıp reyon görevlisini çağırdı. Sonrası malum işlemler.

Yine tesadüfen promosyon olarak ayrı bir bölüme konulmuş bir hazır kahvenin fiyatının kendi esas reyonunda daha düşük olduğunu gördüm. Gözlerime inanamayıp oradan bir ürünü alıp barkod okuma cihazına götürüp okuttum. Gerçekten de fiyatı etikette yazdığı gibiydi. İşin acı tarafı promosyon reyonunda ürünün fiyatı daha yüksek yazılarak çizilmiş indirilmişti. Alanlar kendilerini eminim mutlu hissediyorlardı.

Bizim nesil hesap makinası ile üniversite sonrası karşılaştığı için pratik kafadan hesap yapma konusunda çok eğitimlidir. Kaşla göz arasında rakamları toplar çarpar böleriz de bizde anlayamayız. Hatırlarım üniversitede sınavlarda hesap makinası kullanımı yasaktı. İstatistik sınavında o aritmetik ortalamalar, mod medyanlar ve diğer zor hesapları kafamızı kullanarak yaptık desek şimdiki nesil güler herhalde belki de hiç inanamaz. İşte marketlerde biz eski topraklar hesaplara karşı daha çabuk tepki verebiliyoruz. Sitemizin içinde olan zincir marketlerin birine bağlı bir markete gittim. Alacaklarım için dolaşıyorum. Çikolataların olduğu reyonunun ortasına tanınmış bir marka çikolatalı fındık ezmesini tepeleme dizmişler ve üzerine de yazmışlar
Süper fiyat 750 Gramlık yenilenmiş paket 7,99 YTL Başınızı sağa çevirdiğinizde aynı ürünün 500 gramlık paketini reyonunda görüyorsunuz. Fiyatı 3,85 YTL. Hemen akıldan hesapladım iki paket yani 1 kg aldığınızda ödeyeceğiniz fiyat 7.70 YTL
Burada sorulması gereken iki soru var, birincisi Bu promosyonu hazırlayanlar hiç mi mantıklarını çalıştırmadılar? İkincisi alışveriş sepetine 750 gramlık paketleri sevinerek atanlar ne düşünüyor?
Ötekisi eski ürün diye bir savunmada yapılabilir ama artık son kullanım tarihine herkes gibi bende çok dikkatli bakıyorum.

Bu iş bana zaman kaybettiriyor gibi gözükse de beni sonuçta mutlu etmeye başlamıştı. Zaman içinde ekmekten kahveye, deodorant’tan sebze’ye çok fazla etiket farklılığını yakaladım. Bazen iade bazende hem iade hem de hediyeler aldım ama sürekli olarak etiket hatalarını yakalayıp kasada işlem yaptırmak benim için günler ilerledikçe sıkıcı bir vakit kaybı olmaya başladı.
Fiyatından emin olamadığım ama almayı istediğim ürünleri kasaya girmeden önce marketlerin içinde bulunan barkod okuma cihazlarında okutmaya başladım. Eğer barkod cihazları arızalıysa ve ürünü de okutamamışsam kasada önce o ürünü okutturup fiyatından emin oluyorum. Farklıysa zaten işlemini yaptırmadan elemiş oluyordum

Küçük marketlerde kurallar biraz daha farklı. Kasada okunan geçerli sayılıyor. İtiraz edip
“Etiket böyle değil ama” dediğiniz de
“Etiket değiştirilmesi unutulmuş pardon “diyerek kasadaki fiyatı kabul ediyorlar. Bu durumda ya razı olacaksınız ya da o malı almaktan vazgeçeceksiniz.
Geçen gün bu konuyla ilgili farklı birşey başıma geldi. Özellikle taze sebze ve meyvalarda asılı olan etiket fiyatıyla terazide tartılırken basılan bar kod etiketini karşılaştırırım. Doğruysa devam eder kasaya giderim. O gün havuç, çarliston biber ve domates aldım. Terazide tartılınca torbalara yapıştırılan etiketi de kontrol ettim, kilogram fiyatları da doğruydu.
Kasada hesabı öderken düz bir rakam çıktı. Paramı verip üstünü beklerken aldığım üç şeyin son rakamlarını kafamda topladım. Düz bir rakam yani sıfır olmuyordu. O an hesap fişini elime alıp torbalara yapıştırılmış olan ürün fiyatıyla karşılaştırdım. Kasa etiketi farklı okuyordu. Atıyorum sonu 59 ise 67 okuyor. Kasiyere bunları gösterince şaşırdı, ama ben daha çok. Kasa tartmıyor ki okuyor benim bildiğim sadece etiketin barkodunu okumalıydı.
“Ürünün fiyatı terazide değiştirilmemiş” diyerek ürünü alıp tekrar tarttırmak için görevli gitti. O arada fişdeki diğer ürünlere de baktım onlarda değişikti.
Görevli aldıklarımı yeniden tarttırıp yeni etiketler yapıştırıp getirdi. Göya hesap edip bana aradaki farkı verecek ama eski etiketler içeride atıldığı için ortada hesaplayacağı bir şey de kalmamış ki.
Bu durumda ya sesinizi yükseltmeniz gerekiyor ya da aldığınız her şeyi bırakıp gitmeniz. Ben ikinci yolu seçtim, kasiyer kızın bir suçu yokki, o sadece ürünü okutup hesabı alıyor.

Bir ara evimize aranan numarayı gösteren bir telefon cihazı almıştık. Telefon bir hafta içinde bozuldu, garanti belgesi olduğu için yaptırmak amacıyla servisi aradım. Oradaki görevli bu ürünü nereden aldığımı sordu. Kozyatağında ki büyük marketten aldığımı söyledim.
“Bu marketler aldığınız ürünü sebebi ne olursa olsun onbeş gün içinde iade, otuz gün içinde de değiştirme kuralı uyguluyor. Hiç tamir için bize getirmeyin, gidip oradan yeni bir ürünle değiştirin” deyince şaşırdım. Bu şekilde bende bu kolaylığı öğrenmiş oldum.
Telefonu biraz çekinerek biraz da sıkılarak alıp markete gittim, binbir özür diliyerek ürünü değiştirmek istediğimi söyledim. Görevli hanım sıkıldığımı anlayınca
“Beyefendi siz gününü geçirmeden bize ulaşmışsınız, bunu yapmak hakkınız biz nelerle karşılaşıyoruz bilemezsiniz” deyince şaşırarak baktım
“Üç ay ayağına giydiği ayakkabıyı beyenmedim değiştirmek istiyorum diye getirenler de var” deyince hayretle baktım.
O arada yanımda bir hanım da elinde balık torbası ile gelmiş. Konuşmalara ister istemez şahit oldum. Balığı dün almış beyenmemiş iade etmek istiyormuş. Görevli
“Hanımefendi iyi de bu balığın yarısı yok ki” diye sorunca kadın
“Tabii yok, yemeden güzel olmadığını nasıl anlayacaktım ki” diyerek cevap verdi.
Balığı hemen geri aldılar.

Bir kere buna benzer birşeyi bende yapmak zorunda kaldım. Köpeğime büyük paketle hazır mama aldım, bizim tarçın’ın da epilepsisi var. O arada bizim veteriner yeni bir ilaca başlayacağı için mamanın değiştirilmesini istedi. Yeni aldığım o hazır mama’dan bir haftadır Tarçın’a veriyordum. Ne yapayım az buz para da değil, şansımı denemek istedim. Marketin ilgili bölümüne telefon açtım, yetkiliyi bağladılar. Konuyu anlattım,
“Aldığım bu mamayı farkını vererek bir başka mama ile değiştirebilir miyim?” diye sordum.
İsteğimi kabul edip mamayı markete getirmemi istediler. Alıp gittim, konuştuğum o ilgili şahıs ilgilenerek mamayı geri aldırdı ve fark ödeyerek bir başka mamayı satın aldım.

Alışverişte öğrendiğim en önemli hususlardan biri de sabırlı olmayı bilmek. Alışılmış bir mantıkla düşünüldüğünde çok anlamsız gelse de konu şöyle: Aynı ürünü değişen zamanlarda değişik marketlerden çok daha ucuza alma şansınız var. Bunu da tesadüfen alışverişlerde farkettim.
Karım bir gün çamaşır makinası deterjanının çok az kaldığını söyledi. Daha önceleri küçük paketlerle alıyordum. On kiloluk paketler gözüme çarptı. Kilo hesabı yaptım inanılmaz derecede fiyatı düşüyor. Bu ürünler düzenli olarak kullanıldığı ve çok alınsa da bozulmadığı için ambalaja para vermemeye karar verdim. Bildik ürünlerden O ile başlayanını değil ama T ile başlayan birini alıp geldim. Birkaç gün sonra çevredeki bir başka markete gittiğimde aynı ürünün daha ucuz olduğunu gördüm. O zaman acele etmemek gerektiğini anladım

Bozulmayan ve düzenli tüketilen bazı ürünleri büyük almak daha hesaplı oluyor. Bu arada farkında olmadan ürünlerin fiyatlarını sürekli takip eder olup çıktım. Hangi markete gidersem gideyim genel olarak aldığım ürünlerin fiyatlarını reyonlarda dolaşarak kontrol etmeyi alışkanlık haline getirdim. Doğal olarak bir şey daha öğrendim. Belirli bir marka ürün aynı zincire bağlı farklı mağazalarda farklı fiyatlarla satılabiliyor. Bir kahve fiyatı aynı zincirin üç ayrı mağazasında farklı fiyatlarla da satılabiliyor. İnsan şaşırıyor, bu nasıl olabilir diyor ama herhalde bir mantığı var diye düşünüyorum. Bu bahsettiğim fiyat farkları öyle küçük farklarda değil gerçekten.

“Anlattıklarımdan şiştiniz mi? Belki de alışveriş size göre değil”

Unutulmaması gereken ve benim çok acı şekilde öğrendiğim tek şey insan hayatında lale devirlerinin de bir gün son bulacağıdır. Üşenmeden, utanmadan biraz dikkatle yaptığınız her şeyin sizin alın terinizle kazandıklarınızın savrulmasını önleyeceğini de mutlaka hatırlamalısınız.

Geçen gün yine bizim oradaki markete limon almak için gittim. Kilosu dört lira olmuş. Ben beş tanesi bir lira günlerinde kaldığım için üşenmeden bir arka sokaktaki öteki markete gittim. Orada daha iyi limonun kilosu 1,80 ‘di. Üşenmediğim için iki lira kazanmıştım, sevinçle eve doğru yürürken telefonum çaldı. Karım karşımda
“Canım başıma ne geldi bilemezsin. Arabamı Bağdat caddesinde beş dakikalığına park ettim. Çekici gelmiş, götürürlerken yakaladım ama 40 lira ceza verdim”

İyi alışverişler diliyorum


Alışveriş`te
Yazı Sahibi
Gürcan Şen
Gürcan Şen tarafından 2.3.2008 tarihinde eklendi 732 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı

Telif Hakkı Uyarısı
Alışveriş`te isimli yazı, Gürcan Şen tarafından 02.03.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...


Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :

Aralık
2
Deve Dikeni
Münevver ErilmezYaşamdan Hikayeler • 39 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Aralık
2
Duygu Gemisi 3
Berna BaşabaşYaşamdan Hikayeler • 30 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Duygu Gemisi 2
Berna BaşabaşYaşamdan Hikayeler • 13 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Adak (7 Bölüm)
Aylin BaşdemirYaşamdan Hikayeler • 16 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Aralık
1
Çelişkifinal
Gülhan TekeYaşamdan Hikayeler • 39 kez okundu. • 3 kez yorumlandı.
Kasım
28
Hayallerimin Denizi
Gürcan ŞenKlasik Şiirler • 12 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
26
Gizemli Bağlar 3
Gürcan ŞenDüş Hikayeleri • 38 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
11
Gizemli Bağlar 2
Gürcan ŞenDüş Hikayeleri • 108 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
7
Gizemli Bağlar 1
Gürcan ŞenDüş Hikayeleri • 108 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
3
Şiirin Ruhu
Gürcan ŞenKlasik Şiirler • 61 kez okundu. • 5 kez yorumlandı.
Aralık
18
Tarçın`ın Hikayesi 1 ve 2
Gürcan ŞenDüş Hikayeleri • 1039 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Temmuz
10
Sokma Akıllı
Gürcan ŞenAnı Hikayeler • 958 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Eylül
9
Kaçış Yok
Gürcan ŞenYaşamdan Hikayeler • 799 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mart
2
Alışveriş`te
Gürcan ŞenYaşamdan Hikayeler • 733 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ekim
20
Fermuar
Gürcan ŞenKomik Hikayeler • 557 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Alışveriş`te, Alışveriş`te hikayesi, Alışveriş`te hikaye, Alışveriş`te nedir?, Alışveriş`te hakkında bilgi, Alışveriş`te hikayeleri, Gürcan Şen hikayeleri, Alışveriş`te nedir, Alışveriş`te hikayesi, Alışveriş`te hikayeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası



ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Myspace Layouts | Credit Counseling | Credit Card | Loans | Loans | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul