Almanya Şekerleme ve Anılar
4 / 7 / 2008 Cuma tarihinde Erdem Kapusuz tarafından eklendi, 108 kez okundu...
“o akşam yıldızlar, sanki diğer günlerden daha da parlak gibi görünüyorlardı. badem ağacının dibine serdiğimiz şiltenin üzerinde başımın altında ellerim olduğu halde gökyüzünü seyrediyordum. gece tüm cömertliği ile aysız olan bu zamanın güzelliklerini yansıtıyor. tadına doyulmaz bir göz şenliği sunuyordu. badem ağacının küçük yaprakları esen yell...” Okuyucu Puanı ;
Almanya Şekerleme ve Anılaro akşam yıldızlar, sanki diğer günlerden daha da parlak gibi görünüyorlardı. badem ağacının dibine serdiğimiz şiltenin üzerinde başımın altında ellerim olduğu halde gökyüzünü seyrediyordum. gece tüm cömertliği ile aysız olan bu zamanın güzelliklerini yansıtıyor. tadına doyulmaz bir göz şenliği sunuyordu. badem ağacının küçük yaprakları esen yelle beraber nazlı nazlı sallanıyor. hemen yanındaki elma ağacının dallarına ulaşmaya çalışıyordu sanki. babam işte olduğu için, annem ve kardeşlerim bahçede oturuyor. bahçenin dışına çıkmayı aklımıza dahi getirmiyorduk. zaten bahçenin dışında o kadar matah bir hayat yoktu. babam belediyede gece bekçiliği yapıyordu. belediyenin makine parkında gece bekçisiydi. gündüz ikide başlayan mesaisi ertesi gün saat ikiye kadar devam ediyor. sonra bir gün dinleniyor ve ertesi gün yine kaldığı yerden devam ediyordu. yorucu bir işti aslında. ancak, elinden gelenin şimdilerde en iyisi buydu. kızkardeşimin sesi ile bu düşünceleri başımdan savdıktan sonra doğruldum. minicik elleriyle doldurduğu çay tepsisi, neredeyse kendisi kadar olduğu halde mutfaktan bir çırpıda bahçenin oturduğumuz bölümüne gelmişti. ağabeyciğim çayı getirir misin? bizim aileye mensup herhangi bir kişinin asla hayır diyemeyeceği bir soruydu bu. Çay! çay bizim için neredeyse bir yaşam biçimiydi. hemen bir çırpı gidip alıp geldim çaydanlığı, ilk çaylarımız dolarken. Anneme hemen erkek kardeşim, sohbetin ipini çekecek soruyu sordu. "Anne, almanya`da da çok çay içermiydiniz?" bu annem için uzun uzun anlatılacak almanya hikayesinin başlangıç sorusuydu. aysız ve yıldızı bol gecelerde. en sevdiğimiz hikayelerden biriydi. Annemin Almanya acı vatanla ilgili anıları. Çünkü, daha orta yaşın hafif üzerinde olan annem için yirmili yaşlarının, en cazip yıllarıydı. belkide hayatının en güzel yıllarıydı. defalarca anlattığına bakılırsa, ne zaman anlatmaya başlasa annem, bir bolluğun, bir refahın, bir kurtuluşun anavatanından bahsederdi annem. anlatırken sık sık iç geçirmesinden; bir kere daha olsa bir kere daha giderdim. Düşüncesine dalar giderdiniz hemen. Şimdi emsallerine göre, çok düzgün olarak inşaa edilmiş, kondumuzun, bahçesinden. Uçup giderdik, Mannheim`in köy yollarına. Ardı ardına yudumlanan çaylarla, ıslanan sohbetimizde. Annemin artık günün verdiği yorgunlukla, ses tonu yavaşlar. sonra sohbetin sonunun geldiğini işaret ederdi bize sözlerin kesilmesi ve çay bardaklarının soğuması. sonra yanıbaşımızda bulunan, battaniyenin altına girer. izlemeye devam ederdik yıldızları. yıldızlar daha yakındı annem için almanya`dan, o bolluk içindeki günlerden, o başına buyruk günlerden. hüzünlenirken gözlerim, annemin dizinde gözlerimi kapatır. hep büyüyünce alıp onu Almanya`ya götürmek isterdim. Bu hayalin derin soluk çekimlerini hissederken. gözlerim kapanır. tatlı ve serin bir uykuya merhaba derdim. yine böyle bir günde, gözlerimi açtığım anda, göz kapaklarımın her zamankinden daha ağır olduğunu hissettim. elimi yüzüme sürdüğüm vakit, korkunç bir ürperme bedenimi kapladı birden. sakallarım vardı. ve oldukça uzamış bir halde idiler, gözüm ellerime ilişti. kırış kırış olmuş bu eller allahım neler oluyordu. nefesim derinleşmiş, göğsüm sıkışıyordu neredeyse. ellerimle gömleğimin düğmelerini açmaya çalışırken, birden bir ses işittim. "Baba, baba, babacığım, neler oluyor, kolonya getir. Hala öyle durma!" kolonya kokusu burnumu sızlatırken. sıcak bir elin dokunuşunu hissettim yanağımda, sakin ol! geçti dedi az önceki ses. başımı kaldırıp baktığım zaman, sanki otuz yıl önceki halim karşımda duruyordu. Korkuttun be baba bizi dedi. Oğlum! canım, diyebildim hırıltılı bir sesle. Yine şekerleme yaparken. Eski günlerin rüyasınımı gördün dedi gülümseyen yüzü ile. Sonra, mutfağa doğru yöneldi. elinde bir çay bardağı ve kenarında bir parça limon olduğu halde geldi. gülümseyerek...
Tavsiye Et :
• Gözde Özgen yazıyı favori listesine aldı...
Ağustos
30
Ağustos
30
Çoklu Zeka Alim Bey ve Akıllı Türkler
• Cemal Çelik • Yaşamdan Hikayeler • 16 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Ağustos
29
Beyaz Gelinliğini Giymişti Ölüm
• Ethem Hırlak • Yaşamdan Hikayeler • 37 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Ağustos
29
Ağustos
29
Temmuz
12
Temmuz
10
Temmuz
8
Temmuz
4
Temmuz
4
Almanya Şekerleme ve Anılar
• Erdem Kapusuz • Yaşamdan Hikayeler • 109 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Temmuz
12
Temmuz
4
Almanya Şekerleme ve Anılar
• Erdem Kapusuz • Yaşamdan Hikayeler • 109 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Temmuz
4
Temmuz
10
Temmuz
8 |
![]() |
|
||||||||||