Altı KurşunAltı Kurşun...İlk kurşun sol omzunu delip geçtiğinde bağırmamak için dudağını ısırdı ve koşmayı sürdürdü. Rast gele ateş eden birinin serseri kurşunuydu belki de. Eğer bağıracak olursa yerini bulabilirlerdi.İkinci kurşun sağ kulağını parçalayınca zaten onu bulmuş olduklarını anladı. İşte o zaman korku sardı içini. Ve de acı! Ama yine bağırmadı. Başarmalıydı. Amaçsız hayatının burada sona erecek olması değildi önemli olan. Buna aldırmıyordu. Bu parayı annesine ulaştırmalıydı. Sonra ölebilirdi. Annesinin ve kız kardeşinin güzel bir geleceğe kavuşmasını sağlamak için yapabileceği tek şeyi yapmıştı ama yine yüzüne gözüne bulaştırmıştı. Üçüncü kurşun dalağına saplandığında ağlamaya başladı. Terbiyeli, ahlaklı ve çalışkan biri olmanın bu dünyada para etmediğini öğrenmişti. Kurnaz, entrikacı ve hatta kötü olmak gerekiyordu. Dördüncü kurşun sol baldırına saplanınca sadece birkaç adım atabildi ve diz üstü çöktü yere ama para dolu çantayı bırakmadı. Annesine ulaştırmalıydı o çantayı. Dizlerinin üstünde ilerlemeye çalıştı. Beşinci kurşun sağ kürek kemiğinin altına girince yüzüstü yere yıkıldı ama ölmedi. Sürünmeyi sürdürdü. Çanta kucağındaydı. Ağlıyordu hala. Hayırlı evlat olmak istiyordu. Ağzına kan tadı geldi ve böğürdü. Bir postal sırtındaki kurşun deliğine basınca acıyla haykırdı. İçini acı kavuruyordu. O kadar kurşuna rağmen ölmemesi, ölümsüz olabileceğini düşündürdü ona ve bu azimle bir metre kadar daha süründü. Annesine vermeliydi bu çantayı. Önünde bir çift cilalı, altın tokalı ayakkabı durdu. Kan kustu ayakkabıların ve altın tokaların üzerine. O altın tokalı ayakkabılardan biri yüzüne tekme attı. Burnunun çatırtısı ona çok uzaklardan geldi. Siyah bir eldiven para çantasını almak için uzandı ama o buna izin veremezdi. O parayla annesi bir ev alacak, kız kardeşi de özel okulda okuyacaktı. Nasıl verirdi o çantayı. O kadar kurşunu boşuna mı yemişti? İyice kapandı çantanın üzerine. Bir kabuk gibi. Çantayı almak için o kabuğu kırmaları gerekecekti ve bunu yaptılar. Altıncı kurşun kafatasını parçalayıp kırık burnundan çıktı. Aynı siyah eldiven direnci kırılan gencin altından çekti kandan kırmızıya dönüşen çantayı. Aynı altın tokalı ayakkabı biçimini kaybeden kafaya bir tekme daha attı. Ölmüştü. Evet ölmüştü. Bunu biliyor ama aldırmıyordu. Hala hareket edebilir ve çantayı o siyah eldivenden geri alabilirdi. Fakat olmadı. Hiç bir organı ona itaat etmedi. Hepsi isyan içindeydiler. Kendini gördü ağaçların arasında yüzüstü yatarken. Bir kan gölünde yüzüyordu. Çiseleyen yağmur altında. Çantası yoktu artık. Hiçbir şeyi yoktu. Değersiz canı bile!.. SON
Yazı Sahibi
Etiketler Yazı İşlemleri Okuyucu Puanı
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
2
Aşk Değil Bu Başka Bir Şey
• Ümit Okunakol • Deneme / Karalamalar • 15 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Kasım
30
Kasım
29
Kasım
29
Kasım
28
Haziran
18
Haziran
9
Haziran
6
Haziran
3
Haziran
9
Haziran
18
Haziran
6
Haziran
3 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||