Altın Tesbih 13 (son)Altın Tesbih 13 (son)Altı gün altı asırdı adeta.Gece gündüz birbirine karışmıştı. Sabaha doğru uyuyor öğleye doğru ezan sesiyle uyanıyordu. Sesini duyduğunda ‘Mutlaka onunla evlenmeliyim, ne kadar güzel ezan okuyor, insanı dinlendiriyor,’ diye geçiriyordu içinden. Fakat akşamları kararsızlığa düşüyordu. Ya ikimiz de mutsuz olursak? Anne ve babası ‘senin hayatın,’ deyip çıkmışlardı işin içinden. ‘Uyum sağlayabilirsen evlen kızım ama zor olacak çok zor…’ demişti annesi. “Bu kadar zengin bulamazsın bir daha demişti.” babası. Beyni de bedeni de yorgundu düşünmekten. Son bir gün kalmıştı cevap vermesi için. İhsan da Nurgül’den farklı değildi. Gündüzleri Nurgül’ün sokağından geçerken kalp atışları hızlanıyor, acaba beni izliyor mu, bakıyor mu diye düşünüyor, adımlarını kendine güvenir bir şekilde atmaya, dik yürümeye gayret ediyordu. ‘Evet’ demesini istiyordu. Sevgiye ve ilgiye diğerlerinden daha çok ihtiyacı vardı İhsan’ın. Geri kalan her şeye zaten sahipti kendince. Yatsı namazını kıldırıp eve gittiğinde anasıyla uzun uzun konuşuyordu her gün. Annesi kızıyordu ihsan’a “Sakın evet desin diye dua etme yavrum, hayırlısı olsun diye dua et. Hayırlısın olsun diye…” deyip duruyordu. Ahmet okuluna dönmüştü ve gitmeden önce babası ona hiçbir şey söylememişti. Nurgül ona ‘evet’ derse uygun bir şekilde anlatacaktı… O gün geldiğinde Nurgül sokaktan gelen seslerle uyandı. Saatine baktı, daha öğleye çok vardı. Camiden selâ sesi geliyordu: “Esselatü vesselamü aleyk… Aleyke ya seyyidina…” Kalktı, önce pencereden dışarı baktı. Birsürü insan cami önünde yığılmış konuşuyorlardı. Pijamalarını çıkarıp yatağının üzerine fırlattı. Pantolonunu ve gömleğini aldı dolaptan. Aceleyle giyindi. Banyoya girdi, eline yüzüne su çarpıp havluyla kurulandı. Salona indi, annesi elinde peçete koltuğa oturmuş gözyaşlarını siliyordu. “Ne oldu anne? Neden ağlıyorsun?” Cevap vermedi annesi. Telaşlandı Nurgül. Israr etti. Annesi kalkıp sarıldı kızına. “Kızım…” dedi sadece. Nasıl söyleyecekti imamın öldüğünü? Kaç aydır onunla uyanıyordu adeta. Kaç gündür adını dilinden düşürmüyordu. Onu çok sevdiğini biliyordu. “Dışarı da bir şey var galiba. Herkes caminin önünde toplanmış. Bir telaş var sanki.” “Selayı duymuyor musun kızım?” Sesi kesik kesik çıkmıştı. “Duydum da…” Sela biri ölünce de okunur kızım.” “Biri mi ölmüş? Kim?” Annesinin gözlerinden yaşlar yanağına dökülüp indi yine. Kim olduğunu birkaç kez sordu Nurgül. Söylemiyordu. “Çıkıp dışarıdan öğrenirim o halde. Gitmeye yeltendi. “Dur!” dedi annesi. Birden duyunca oracıkta yıkılıp kalır diye korkuyordu. “Söyle o zaman hadi.” “Kızım… Otur şuraya. Bak sakin ol lütfen.” Annesi gözyaşını yeniden silerken, sela bitmiş anonsa geçilmişti. İkisi de dikkat kesilip dinlemeye başladılar. “Hacı Ahmet cami imamımız İhsan Kılıç hakkın rahmetine kavuşmuştur. Cenazesi bugün öğle namazının ardından kaldırılacaktır.” Nurgül kalakaldı. Bakışları değişti. Rengi attı. Konuşamadı. Hiç kımıldamadan oturduğu yerde öylece duruyordu. Annesi birkaç kez tokat attı yüzüne. “Nurgül! Nurgül! Kendine gel kızım! Nurgül!” Duygu hanım uzun süre uğraşıp tepki alamayınca eşini aramıştı. Necdet Bey hemen bir doktor alıp gelmişti eve. Onun da gözleri nemliydi. Kızını ona vermeye hazırken duydukları çok üzmüştü adamı. “Akılsız kadın! Nasıl söyledin böyle!” Ben söylemedim, anonstan duydu Necdet!” Doktor sakinleştirici bir iğne yapmıştı. Nurgül tek kelime etmiyordu. Gözlerini dikmiş öylece boş boş bakıyordu sadece. Babası ve annesi Nurgül’ün koluna girip dışarı çıkardılar. Temiz hava biraz daha iyi gelmişti. Artık sorulara başıyla evet hayır diyebiliyordu. “Cenazesine gidelim mi? İster misin?” Başını salladı. Gidelim diyordu. Öldüğüne inanmıyordu zaten. Annesi Firdevs hanımdan başörtüsü istedi. Nurgül’ün koluna girip cami avlusuna geldiler. Çok kalabalıktı. Herkes ağlıyordu adeta. Hava bulanıktı. Birkaç kişi gelip Nurgül’ün gözünün içine bakarak “Başın sağolsun,” demişlerdi. Nerden biliyorlardı ki Nurgül’ü? Demek ki imam bahsetmişti birilerine. Perişandı bütün aile. Konuşmalar fısıldamalar oluyordu arada. Öndeki iki kadın arada arkaya bakarak sesli konuşuyordu: “Nasıl olmuş ya, gencecik adamdı.” “Çok iyi bir imamdı, çok iyi bir insandı…” “Kazadan kurtuldu da böyle basit bir şeyden öldü adamcağız.” “Gece dolaptan bir şey almaya çalışıyormuş işte. Sandalyeden düşüp başını vurmuş duvara. Hastaneye giderken vefat etmiş...” “Tespih falan diyorlardı…” “He ya işte, tespihi dolaptan almaya çalışırken düşmüş adam. Görmüyor ki gözler. Annesi ağlıyordu, her akşam o tespihi eline alır yatana kadar avucunda dönderip dururdu diye… Elinde tesbihle ölüşü gözünün önünden gitmez artık. Hediyeymiş galiba… Bir tespih yüzünden öldü, vadesi yetince işte…” “Vay yazık yazık… Küçücük de oğlu var.Zavallı babasını da kaybetti şimdi…” Nurgül duyuyordu. İnanamıyordu. Altın Tespih onun ölümüne neden olmuştu. Nurgül öldürmüştü onu. Keşke vermeseydi, keşke hiç çıkmasaydı karşısına! O kalabalığın içinde birden bir ses yükseldi, çığlık sesi. Nurgül bağırıyordu. “Hayıııır! Hayııır!” Kalabalık yüzünü Nurgül’e çevirdiğinde Nurgül yere çoktan yığılmıştı. Yüzüne atılan tokatları hissetmiyordu. Evet diyecekti ona. “Evet, seninle evlenirim, hem de çok mutlu olacağız… Söz veriyorum.” (SON)
Telif Hakkı Uyarısı Altın Tesbih 13 (son) isimli yazı, Fatma Çetin Kabadayı tarafından 16.04.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Cemal Çelik yazıyı tebrik etti...
Mehmet Emin Selçuk yazıyı tebrik etti...
Mehmet Emin Selçuk yazıyı tebrik etti...
Mehmet Emin Selçuk yazıyı tebrik etti...
Mehmet Emin Selçuk yazıyı tebrik etti...
Mehmet Emin Selçuk yazıyı tebrik etti...
Mehmet Emin Selçuk yazıyı tebrik etti...
Necla Alptekin yazıyı tebrik etti...
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
2
Aralık
1
Ekim
27
Ekim
27
Ekim
27
Ekim
27
Ekim
27
Mayıs
2
Haziran
2
Uyarı ( İlköğretim 2 ve 3 Sınıflar İçin İki Kişilik Skeç)
• Fatma Çetin Kabadayı • Mizah Denemeleri • 1457 kez okundu. • 9 kez yorumlandı.
Mart
9
Nisan
27
Nisan
27 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||