AnAnAN- Bunu okursan, bak sana yumuşak şeker vereceğim. …Göremiyorsan gözlüğünü tak, sağa da sola da bak… “Eğil, yüklen, kalk Eğil, yüklen, kalk Tamam ve devam adına Eğil yüklen ve kalk…” Paçavra “…Başlangıçta sadece “AN” vardı. An “Pus”tu. Pus yokluğu kudurttu ve boşluğu doldurdu nefesiyle, lakin “HİÇLİK” bozuyordu bu oyunu. Yoğunluğu dağıtıp etrafa saçıyordu. Bu karmaşa, anaları olası “2”nin lanetiydi. Ta ki Pus hiçliğe yara açarak kapıları yapana kadar… Bu iki kapının işleviyle hiçlik bitecek, varlık başlayacaktı. Tabi bu seferde oyunun bozulmasına karşı her iki açık kapıdan gelen ipleri tutacak bir “O” yaptı. “O” hiçliği engelledi. An ile hiçlik uzun süre savaştı ama hiçlik başaramadı. Gelemedi bir daha, ama gitmedi de… Kapının birinden “AD” çıktı ilkin ve her şeyin kimliği oldu. An’a “Noji na Mutsa”, O’ya “Yengeç” isimlerini taktı. Sadece hiçliğe ve analarına dokunmadı. Kapının birisi gelenler kapısı iken diğeri gidenler kapısı olmuştu. O andan itibaren zaman başladı… Bu yüzden diyebilirim ki ilk kutsal, yengeçtir. Unutmadan hiçlik kapının ardında değil, arkasında saklanmıştı…” Ses: Çok solgun ve kırılmış gördüm seni… 2. Ses: Aynen öyle… Ben anladım ki bu kağıt parçasında çok şey var. Ses: Onu da atalım mı? Ver bakayım… Bıdı bıdı bıdı, aha, şu sözü sevdim. “…Sen benim için resimdeki adamsın…” Hehe… 2. Ses: Evet… O aynadakiyle, aynaya bakanın şarkısı olmalı. Ses: Çok hüzünlü bir şarkı… 2. Ses: Çook… Hangi çöp kutusuna atmalı? Yalan, yanlış, eksik, sıkıntılı, korkunç, ya da?... (Sorun nedir?) Ses: Ooo, siz, bayım… 2. Ses: Hoş geldiniz… Ses: Gönderdiğiniz şey çok ifadeli… 2. Ses: Ama gereksiz şeylerle dolu. (Şey, derken?) 2. Ses: Eee… Marangoz! Bence Marangoz 2. yaradılış evreninde olmalıydı. Yoksa nasıl kapılar yapılabilir, değil mi? Ya da belki kapı şekerdendi, hah hah ha! Ses: Hıh hıh hı… Şşş… (Birincisi Marangoz, Ad gelmeden ismini kazanamaz ve ikincisi, kapı olmadan da çıkamazdı.) Ses: Yani demek istediğiniz, hiçlik onu gizliyor muydu? 2. Ses: Hayır, seni ahmak. Dediği, “OL” da, sonradan “ZADANNA” adını kazanan başlangıç yerinde beklediğiydi. Ses: Hıh… Hıh? 2. Ses: Off… (Sezdiğim bıkkınlık mı?) 2. Ses: Bıkkınlık?! Kelimeyi bile ağzıma ilk kez aldığımı söylersem… Ses: Siz isteyince… (Elbet bana bağlısınız, ben isteyince konuşur, isteyince susarsınız.) 2. Ses: Şey aslında… (Sözümü kesme bir daha… Sana nerden “LAF KESME” yi aşıladıysam...) 2. Ses: Hah hah ha! Ses: Hıh hıh hı… Şşş, duyacak. (Oysa ki bir isminiz bile yok.) Ses:Lütfen efendim , geçen sefer söz verdiniz. 2. Ses: Artık sıkıldık. Ses: Ehe, efendim, “Kim olur, bilirsin sen” de istediğiniz her işi başarıyla yaptık. 2. Ses: Hıh, isme bak… (Ses “Ses” adın “Toz, “2. Ses” sen ise “Pas”.) Pas: Hıh, isme bak… Toz: Teşekkürler efendim. Hıh hıh hı, görür o… Pas: Şşş… (Az önce ne dedin, kulağımdan kaçan ne?) Pas: Hıh, isme bak! “Kim olur bilirsin sen” miş… (Tilkilik ediyorsun demek, beğenmiyorsun.) Pas: Tilki… Toz: Elde var bir… Pas: Şşş, geriye bir tane kaldı. (Bir dakika…) Toz: Nereye gitti? “Otobüs Yolculuğu Tragedyası” nı mı yazmaya gitti acaba? Hıh hıh hı! Pas: Kim bilir? Hah hah ha… Şşş… (Bir not? Her neyse. Sevgili Pas, size şehir verdim, yaşam verdim, varoldunuz ve sürekli besleniyorsunuz benden ve ilham alıyorsunuz.) Toz: İşte, Tanrım oldu, sonuncusu!... Pas: Evet! Artık çöp kutularında kağıtlar yanmayacak., (Bu da ne demek oluyor şimdi?!) Pas: “Aptal şehrini al”… Toz: “Bir yerine sok” oluyor… Senden biz bir şey istemedik. Ama ardında yanacağımız ne bir kadın, uğruna öleceğimiz ne bir savaş verdin. Ayrıca ilham verdiğini sanıp bizden ilham alan zavallı, notu oku! (Aaa! Bu not boştu…) Pas: Artık dolu... Şimdi senin verdiğin paçavrayı da yakıyoruz. Zaten “Ad” ı olmayan kavramlar var olamaz. “Marangoz” yok… NOT: “…Tek dostum eğilmeye yakın arık Büyük kubbeye örtüldü bile kara bir tül Ellerimde kanım ve acım bana sadık Engelleyemez artık ereğimi ne bir gül, ne de ödül Çünkü sizler ve kaleleriniz çoktan yıkık ve batık…” (Tüm bunlar ne anlama geliyor?) Toz Bizi neden modern epopene katmadın? Pas: Çünkü hayal etti. Oysaki… Toz: Bizde seni… (O seste ne?) Pas: Geldiler… Hah hah ha! Toz: Arkandakiler… Hıh hıh hı! (Bana sesleniyorlar. “Uçan Adam” diyorlar…) Pas: O senin … Toz: Adın, salak… (Hayır, hayır, haayııır, aaa!...) Pas: Gitti, bitti. Hah hah ha! Toz: Mahvoldu, un ufak oldu. Hıh hıh hı! Not düşüyor gökten bak. Pas: Ne yazıyor? Toz: Bakalım… NOT: “…Kalesinde duman, odasında sessiz bir an Zemine yığılmış paslı masada gezinen çıyan Korkudan kırlaşmış yerde kıvranıyor, üstüne toz yığılan Dural perdenin üzerinde ona can katan bir damla kan Eğiliyor küstahça yerdeki adama, tozlar içinde hayâsızca yatan…” Pas ve Toz: Birleşelim… Pus: “2” yok, “1” var. Bir dakika? Bu yengeçlerde ne? Birleşiyorlar. Yengeçler: Ssellamss… Pus: Sen benim için resimdeki adamsın. Yengeç: Aynanın içindeki sen, sana “Çık o resimden çık, senin yerin değildir orası artık” derim, aynanın karşısındaki ben! Pus: Demek gitti. Yalnızız. O ise bizim. Onlar bizimle gelecek. Gelecek bizimle onlar, onlar! Aaaah! Pas: Şehir değişiyor, güneş doğuyor. Toz: Bu? Uçan Adam: Bu illeti paylaştırdınız. Biz nesnelerde ararken laneti, siz her birimize serpiştirdiniz. Evet, bir güneş var ama fırtınanın ardında… Pas: Ömür boyu… Toz: Bu şehrin azabında… Pas: Kalacaksın, Uçan Adam! Toz: Hep bir karış havada süzülecek ayakların!... Uçan Adam: Aaaah! Pas: Gökteki çukura düştü. Toz: Mesken tutulan, bir düştü… Pus: Artık bir yurdumuz oldu ve kapılar ardına değin açıldı, en dibi ve en ucu bağlayan yengeç vuruldu. Öfkemiz genzimizi yakarken Güneş Şehrine çöküyoruz ve kutsal ereğimiz gereği, süre geliyor o tazecik garezimiz… Tüm çöp kutularını yere dökün! Artık yanmayacak hiçbir olasılık! Ve zamanın geldiğini göreceksiniz ardınızdaki pusta ve dumanda. O bildi ve buldu. Sıra gelecek, sizin bulut şehriniz, gökdelenler yurdunuza da, her ne kadar Kuzeydoğu Sibirya’sında olsa da… Size son bir notta benden hediye… NOT: “…Güneştir seni aydınlatan Geceden koruyup, ısıtan İlk onlar hapsetti güneşi Ardına tellerden kafesin Yıllar geçmiş, çağlar atlatılmışken Gökten inen yağmur yaşatmalı seni Ama bastığın metal tuğla ıslaksa Bu, onun kuru olduğunu hayal edememendir senin Ve farkına varamamandır suçunun İçinde boğulduğun karanlık Doğduğun, yaşadığın ve öleceğin Ardında güneşi bırakan Üstüne düşen gölgesiyken tellerin…” Kara kubbenin ardındaki ufuk Geniş mazisiyle senden gizlidir Ama sanadır bu sana mizah Her kapı orada, şahidimdir Marduk Şayet isen hala kör olan, hazırdır sana özel zincirli oluk. …Görüyorsan, seni zaten bulmuşlardır… - Hala, yumuşak şeker istiyor musun? Nihahaha!
Telif Hakkı Uyarısı An isimli yazı, Umut Uyan tarafından 24.03.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Aralık
1
Kasım
30
Kasım
26
Kasım
24
Kasım
24
Kasım
9
Kasım
6
Kasım
6
Bitmeyen Hikaye 7_baronların Savaşı 1
• Umut Uyan • Fantazi Hikayeleri • 149 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
6
Bitmeyen Hikaye 7_baronların Savaşı 0
• Umut Uyan • Fantazi Hikayeleri • 87 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Kasım
6
Ağustos
11
Mart
24
Haziran
27
Mart
24
Ekim
30 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||