kayit
Google Özel Arama
Hikaye AnaSayfa Deneme / Hayata Dair Denemeler

Anadoluda Kadınların Cefası Hamam Sefası ve Sineması


Anadoluda Kadınların Cefası Hamam Sefası ve Sineması

Anadolu’da bütün insanlarının eğlence kaynağı kendi kendilerine düzenleyip uyguladıkları fantezileridir. Kış zaten fazla ağır geçtiğinden , yaşam şeklide ona göre ayarlanmıştır Öğle şimdiki gibi keyfe keder olayları yok En zorda da gülmeyi bilmek .kederi unutmak ,hem kadın, hem erkek olmayı da bilmek lazım.

Ataerkil aile olduğu için herkes aynı evde oturur..evde büyüklerin sözü geçer , evin delikanlısını kızının hele hele gelinlerin hiç sözü geçmezdi.Zaten gelinlerin hala bazı bölgelerde devam eden gelinlik etme diye tanımlanan konuşmama gibi bir durumları vardır.Kim bilir kaç yıl geçecek ki kayınpeder yada kayınvalide izin verecek ki konuşasın.Dudakları örtecek şekilde beyaz tülbent ağza kadar çekilir .Dudakların görülmesi erotizmi çağrıştırır.Vel hasılı kelam gelinlerin özgürlükleri yoktur.Çocukları kucaklayamazlar ağlasalar bile dokunamazlar.Kocalarına bile bakamazlar.Ancak bir şey sorulduğunda sesli konuşmak yerine kulaktan kulağa oynar gibi fısıltı şeklinde konuşurlar.Ben hatırlıyorum annem tam 15 yıl dedemle konuşmadı gelinlik etti Bütün kasaba derdi ki ‘Ne asil aile kızı 15 yıl dayandı diye’ bu övgü yeterdi gelin için en büyük ödüldü..

Gecenin bir saati olur herkes yatar da annem hala uyanıktır. Evin bütün erkekleri ne zaman lokalden gelecek ki yemeklerini yiyeler. Ardından da dedemin çoraplarını pantolonu çıkaracak ve ayaklarına ve parmaklarına masaj yapacak.. Hele birde kömür ütüsünü geg kızdırıp pantolonları ütülemeden yatmak olmazdı. .Canım annem sana kim bilir ne zaman ve hangisi izin verecek ve git de yat oğul diyecek ki.sende gidesin .Aç mısın susuz musun yorgun musun hasta mısın ?.. Yada çocukların seni bekliyor mu diye soran yok. Sarhoş gibi olmuşsundur ,ortada sağa sola verilen emirlere koşmaktan.Zaten sen gidip de yatana kadar gecenin yarısı olmuştur.Odaya geçersin ki mevsim kış ise çoluk çocuğun üstü açık soba çoktan sönmüş sende buz tutmuş bedeninle yatağa da yatamazsın, çünkü babam gelmeden yatağa girilmezdi.Azıcık ısınmak ve üşüyen çocuklarda varsa onları ısıtmak için hangisini bulursa onun koynuna girer, hem ısınır hem de ısıtırdın..Derken babam gelir. Ya o gün işleri iyi gitmiştir neşelidir yada kötü gittiyse yandı keten helvası misali annemin ağzından burnundan getirirdi..Çünkü dedemin yanında sesini çıkaramaz ,öcünü annemden çıkarırdı..Sanki annemin ne suçu varsa işinin ters gitmesinde.Yani şimdiki zamanda gelinler de kayınpederin kayınvalidenin gölgesiyle kavga ediyorlar .Kaynanaya manda eti lazım piliç eti değil.
Erkeklerde ebeveynlerin yanında eşleri ile konuşamazlar şiişt aşağı şiişt yukarı misali.Hiç isimle hitap eden olmaz yada takma ad kullanırlar.Bu tarz yaklaşım bize de çocuk olmamıza rağmen etki etmiş ki ben bile eşime adı ile hitap etmeye utanırım.Demek kediyi baştan parçalamak lazım.Annemler dedemlerle aynı evi 15 yıl paylaştıktan sonra bir ikindi vakti ben çok küçüğüm .5-6 yaş civarındaydım.Dedem beni yanına çağırdı ve sevdi sonrada bana döndü ve hadi git annene ve babana söyle ki, kilerdeki unları ayırsınlar ve artık kendi evinize gidin ,biz sizinle yaşamak istemiyoruz dedi.Anneme gün doğdu vallahi. Çocuk aklımla ancak o kadarını anlayabildim.Yani yeme içme beraber ama ayrı evde yatılacaktık..Bu bile büyük özgürlüktü. izin vermiş oldular.Artık kendi evimizde uyuyacağız.Ama evimize hiç bir şey vermemişlerdi .Çıplak bir ev.Oysa o taraf halı kilimle doluydu. Annem çok üzülüyordu .Görmüş geçirmiş bir aile kızı bak ne hale düştüm diye..Oysa kendi evlerinde tuvalet bile içerde ayrıca yerleri bırak duvarlar bile en değme halılarla kaplıydı..Şimdide basit bir kıl cecimi var evinde.Ama babam kısa sürede telafi etti.Zaten halk eğitimi halı örme kursları açmıştı annem de çok başarılı olmuştu ve anneme tezgah bile hediye etmişlerdi.Zaman geçince kendi koyunlarımız yünlerimiz işçilerimiz çiftliğimiz hatta köye bile evimiz oldu Halı ve kilimin yünlerini kendimiz boyadık ,kendimiz ip yapar halı kilim dokurduk. İstemediğin kadar. Hala antika gibi durur evimizde.
Bahar vakti ve benden 2 yaş küçük bir erkek kardeşim olmuştu. ve adını da Alican koymuşlardı .Hani ayrı eve taşındık ya artık annem daha özgürdü . Kardeşim daha 3 aylıktı ve Annemin de mutlaka fırında ekmek pişirmesi gerekiyordu.O zamanlar çarşıda bir ekmek fırını vardı. Orada beyaz undan ekmek pişirirlerdi.Hepimizin tek derdi taze somunların içine tayin helvası koyup sıcak sıcak yemekti.Tadı hala ağzımda, birde dallara çıkar, ayaklarında ya lastik yarım çizme veya renkli naylon karikalar varsa ,hele de kurdelen kolalı ve saçlarını sabunla şekillendirmişsen dünya senindir .İşte bu fırından başka mahallede tek fırın olurdu .Bütün mahalle sıraya girer ekme pişirirlerdi. İşte anneme de yeni sıra gelmişti.En az 7-8 tekne hamur yaparlardı. Sade un karışık mısır unu ve bir sürü işte Çünkü yeni ev kurmaya başladıkları için ,sürü büyük baş küçük baş hayvan toplamaya başlamışlardı, tüm mücadele onun içindi.Annem çok yakın akrabamıza çocuk evde, ara sıra bak ağlarsa ilgilen diye rica eder ve gözü arkada kalmadan işe dalar, hani ekmek pişirecek ya. Halam annemlerin ayrılmasından hoşnut değildir üstelikte çocuğu emanet ettikleri akrabamızla da küstür. Derken aradan zamana geçer ve annem eve gelir. Çocuk beşikte yatıyor ve çok derinden inilti geliyor. Birde ne baksın ki kundağı açtığında çocuk ağlamaktan göbeği dışarı çıkmıştır Çünkü halamın korkusundan o akraba eve gelemez çocukta uyanır ağlar ağlarda ağlar ve göbeği patlar .Maalesef yapılacak hiçbir şey yoktur. Bebek ölür.babam eve gelir de ,onun da bırak üzülmesini, yorum bile yapamaz çocuğuna .Çünkü halamın suçu vardır hem de ailede büyüklerin yanın da ne canlısına nede ölüsüne yavrunun sahip çıkamazsın.Zaten annemin hiç hakkı yoktu hiçbir şeye.Günün akşam saati olduğu için bebeğin ertesi günü gömülmesi gerekti.Öğlene doğru babam otelin önünde kahvede otururken .bizim işçilerden birisi yastığın üstüne kardeşimin ölüsünü koymuş ve çarşıdan geçerken babam iç geçirip bakıyormuş büyükbabam da onu görünce ne oldu demiş :babam da dün çocuk öldü de gömmeye götürüyorlar diye cevaplamış.Hadi git çocuğunun yanına ne işin var oturuyorsun dese de babam gitmemiş..lanet olsun bu katı geleneğe ki babam son yolculuğunda bile yiğitlik gibi algılanan bu dururumda çocuğunu bile gömememiş.

Evet bütün bu olumsuzlukların yanında tabiî ki güzel şeylerde yok değil İşte her konuda katı kurallar olmasına rağmen ,hanımların günlerine hamamlarına ve de sinema keyiflerine hoşgörü gösterirlerdi.Zaten ağır kış şartlarının olduğu yerde bazı evlerde düzenli banyo düzeneği olsa da hamama gitmek özgürlüktü.10 günde bir mutlaka özel bir törene katılacakmışlar gibi hazırlık yapılırdı.Keteler dolmalar,ne varsa hazırlanırdı.3-4 aile beraber giderlerdi o yüzden farklı şey yaparlardı ki çeşitlilik olsun.Bohçalarda temiz çamaşırlar ve yiyeceklerle hamamın yoluna düşerlerdi. Hamamdan gelenlere de fazla laf edilmezdi. Beylerin gıkı çıkmazdı özel bir ilgi gösterirlerdi..Hamamda çok eski tarihi bir eserdi .Çok büyük en az 400 yıllık . Kasvetli bir havası,tepede çok yüksekte renkli camları , loş ışık olsun diye yapılmış küçük küçük pencereleri vardı. Göbek taşı çok büyüktü en az 50 kişiyi alırdı..Anam kadınlar sanki defileye çıkacaklar en güzel hangi elbiseler ne varsa getirmişler.Takıları da unutmayalım Ya kızlara ne demeli. Oooo resmen bekar olanlar kendilerini gösteriyorlar.Önce çekinirler birbirlerinden az sonrada hamam havasına girdiler mi peştamal falan arama çünkü liflenen kese yaptıran …da yaptıran hepsi kendi derdine düştüğünden kim açık kim kapalı umursadıkları yoktur.Zaten belli bir zaman sonra da o halde oturup muhabbete dalarlar.Göbek taşında sanki mandalar suya dalmışlar yada fok balıkları sanki güneşleniyorlar.Ne kadar şişman olursan o kadar çok kibirli oturursun.derler ki’ maaşallllah nasılda kocası beslemiş onu.Somoko güreşçilerine benzer çoğu. E yani gençleri katmayalım Bu çok özel günün havlusu peştemali, nalını hele de hele de hamam tası gümüşten içindede balık ağzında yakut taşı gibi bir taş olurdu..Bu zenginlere mahsus fukarada ne bulsa. Allah var ya babam birbirimize özenmeyelim diye ayrı ayrı almıştı.Yıkanma sırası çocuktan başlar, ellerine ayaklarına dolaşmasın diye çocukları yıkarlar.Çocuk dedim de öğle çok küçük sanmayın 10 -12 yaşında olanları bile kadınlar hamamına getirirlerdi..Zaten küçüklere lafım yok..Dışarıda onlar için yerler vardır , önlerine bol yiyeceği doldururlar sus payı gibi. Uykusu gelenide uyuturlarda koca dana gibi olanlarda su kuşu gibi kurnaların başından ayrılmazlar.Benim en büyük zevkimde sabundan balon şişirip üflemek.Sonra evin yaşlıları yıkanır.onları göbeğe oturturlar Malum pek acıkmışlardır ye babam ye…Sonra sıra gençlere gelinlere gelir.Aman tanrım kadınların keselenmekten her tarafları soyulur gene de aldırmazlar, o kadar çok sıcak su ile yıkanırlar ki baygınlık geçirenlere soğuk su dökerler dışarı çıkarırlar .biraz soluklandı mı tekrar içeri gelir gene göbek taşına oturur .En büyük zevkleri ve özgürlükleri budur.Bu hamam seansı 4-5 saat yada daha uzun sürer.Bütün dedikoduları duyarsın.Kızları bekar oğlun varsa beğenirsin.Un çuvalının boşalması gibi her şey ortay dökülür.Sıra eve gitmeye gelince burada biraz beklemek lazım .taksi ne gezer.Koca kasabada 2 cip var .1 tanesi belediye başkanına tahsisli o zaman dedemlerdeydi de hiç bizi bindirmezlerdi devlete ait diye Sadece ilk okuldayken çiftlikte yaşadığımızda , kömürün leyland, taunus markalı taşıma kamyonlarına binerdik..liseye kadar arabaya binmedim. İlk otobüse de imtihanlara giderken binmiştim. Diğer cip de kaymakama verilmişti.Durumu iyi olanların dışarıda bekleyen iki atlı paytonları vardır..birde emir eri gibide işçisi.Hanımın bohçaları alınır ,.kendide sanki seferden dönen ordunun komutanı mübarek eda ve naz ile paytona biner.Atları kırbaçla dehleyince de öbürlerine hava atmak için mendil sallar..Bizim de hem iki atlı paytonumuz vardı hem de İzmir’den Midilli atı getirmiştik Çok tatlıydı ufacık tefecik fakat çok hareketliydi Sadece bizde vardı fındık gibi .Onu kullandırırdı annem. Asla bir taşkınlık görmedik ondan hep ölçüsü vardı annemin.. Faytonu olmayanda tabana kuvvet .Ama ne yazık ki çarşıdan geçmeleri gerekir. Erkekler bilirler hangi saatte kadınların geçeceğini ya hepsi geçenlere odaklanmıştır. Bir türkü duyarsın sesi güzel olan söylüyordur.

Eydim kavak dalını
Yoldum yapraklarını,
Yarim hamamdan geliyor,
Öptüm yanaklarını.

Hanımların kimi utanır hızlı adımları sayar ,kimide gevşer daha edalı geçer.Oy oy oy kadın milleti.
Eh hamam olurda sinema olmaz mı?..Haftanın iki günü kadınlar matinesi vardı. İlk sinemayı askeri tabur getirmişti.renkli filmleri ilk orada gördük.Alis Harikalar dünyasında diye.daha sonrada kasabadan biri ilk sinemayı kurdu 25 kuruş.Çoluk çocuk annemler hemen tüm kasaba giderdik.haftada 2 gün. Film bittikten sonra çıkanların kocaman kızarmış gözleri ve silmekten dolayı şişmiş ve uzamış burunları en göze çarpan özelliklerdi. Birde Erol taşın yüzünden müstesnaları bir kenara koyalım ona kızan terlik mi ayakkabımı ne varsa perdeye fırlattığı için hem filimi rahat izleyemezdik hem de millet attıklarını bulmak için birbirlerini ezerlerdi.
İşte acısı ile tatlısı ile bir hayat .Filme gidenler ezenler ,ezilenler hepsi tarih oldu kimse kalmadı o kuşaktan.Sıra bize geldi.Sonuç olarak ne olduysa bu millete sinemayı kuran o kasabalı günah işlediğini düşünerek 4 kere hacca gitti.orayı da Camiye çevirdi.Benim bildiğim kadarıyla da artık kasabada 50 sene sonra sinema kalmadı. Şen olasın bizim eller.
Zaten toplum olarak kendimiz yaşamaktan dışladık….



Anadoluda Kadınların Cefası Hamam Sefası ve Sineması
Yazı Sahibi
Hikmet Çavdar
Hikmet Çavdar tarafından 11.3.2008 tarihinde eklendi 174 kez okundu.

Etiketler

Yazı İşlemleri

Okuyucu Puanı

Telif Hakkı Uyarısı
Anadoluda Kadınların Cefası Hamam Sefası ve Sineması isimli yazı, Hikmet Çavdar tarafından 11.03.2008 tarihinde sitemize eklenmiştir. Aksi ispat edilmediği sürece, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. Maddesi gereği eserin tamamının telif hakları yazara aittir. Herhangi bir şekilde "alıntı olduğu ve hangi yazara ait olduğu" belirtilmeden ve yazarın sitemizdeki sayfasına link vermeden kullanmak hırsızlıkla eşdeğer suçtur. İlgili Kanun gereği Eser sahibi şikayetçi olduğu taktirde cezai müeyyidesi 3 yıldan 6 yıla kadar paraya çevrilemez hapis, 150.000/300.000 YTL ağır para cezasıdır. Yine İnternet yasası gereği de her hangi bir sitede yazıların kullanılması halinde site sahipleri sorumlu olup, sistemlerini Cumhuriyet Savcılıklarının incelemelerine açmak durumundadır. Gelişen teknoloji sayesinde yapılan incelemeler; IP tespiti ve yazının gönderildiği bilgisayarın bulunmasına imkan vermektedir. Şikayet halinde, sitemizin avukatları da konu ile ilgileneceklerdir...


Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Isminiz ve Soyisminiz :
Tavsiye Edeceginiz E-Posta Adresi :
tebrik Meryem Özkan yazıyı tebrik etti...
uzunca bir yazı olmasına rağmen nostalji yaşatıyor insana evet.. Ama anlayamadığım birşey var.... siz de mi gidiyordunuz hanımlarla hamama? :)


11.03.2008 tarihinde yorumlandı.


Aralık
3
Sevgi Y/emektir
Mozan ArasHayata Dair Denemeler • 5 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Aralık
3
Ben Bir Engelliyim
Fırat AvcıHayata Dair Denemeler • 7 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
3
Zaman Dışı Hayatlar Üzerine…
Turgut YaşarHayata Dair Denemeler • 5 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
3
Günce
Turgut YaşarHayata Dair Denemeler • 5 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Aralık
2
Bugün Benim Doğumgünüm
Sabriye NişancıHayata Dair Denemeler • 10 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Eylül
28
Nerde Kalmıştıkhikmet Metin Çavdar
Hikmet ÇavdarSevgi Şiirleri • 62 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Eylül
19
Sevdam Hikmet Metin Çavdar
Hikmet ÇavdarSevgi Şiirleri • 56 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Temmuz
19
Bendeki Sen
Hikmet ÇavdarSitem Şiirleri • 123 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Mayıs
21
Fakirin Hastası Zengin Kötü Kadını
Hikmet ÇavdarHayata Dair Şiirler • 152 kez okundu. • 2 kez yorumlandı.
Mayıs
21
Nerdeyim Ben
Hikmet ÇavdarHayata Dair Şiirler • 116 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Nisan
17
Sürmeli İnek ve Oya Yazmalı Annem
Hikmet ÇavdarYaşamdan Hikayeler • 490 kez okundu. • 4 kez yorumlandı.
Mart
10
Üç Çift Kumru
Hikmet ÇavdarYaşamdan Hikayeler • 450 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.
Mart
17
Bir Anne
Hikmet ÇavdarEleştiri Makaleleri • 331 kez okundu. • 1 kez yorumlandı.
Mart
11
Pencerenden Hayata Bakmayı Bil
Hikmet ÇavdarToplumsal Makaleler • 286 kez okundu. • 0 kez yorumlandı.

Anahtar Kelimeler Anadoluda Kadınların Cefası Hamam Sefası ve Sineması, Anadoluda Kadınların Cefası Hamam Sefası ve Sineması denemesi, Anadoluda Kadınların Cefası Hamam Sefası ve Sineması deneme, Anadoluda Kadınların Cefası Hamam Sefası ve Sineması nedir?, Anadoluda Kadınların Cefası Hamam Sefası ve Sineması hakkında bilgi, Anadoluda Kadınların Cefası Hamam Sefası ve Sineması denemeleri, Hikmet Çavdar denemeleri, Anadoluda nedir, Anadoluda denemesi, Anadoluda denemeleri, Kadınların nedir, Kadınların denemesi, Kadınların denemeleri, Cefası nedir, Cefası denemesi, Cefası denemeleri, Hamam nedir, Hamam denemesi, Hamam denemeleri, Sefası nedir, Sefası denemesi, Sefası denemeleri, Sineması nedir, Sineması denemesi, Sineması denemeleri,

edebiyat
Site Menüsü
Hikaye Deneme
Şiir Makale
Yazarlar Ünlü Yazarlar
Yarışmalar Forum
Bazen... Keşke...
Fotoğraflar Günlükler
Nedir... Kimdir...
Edebiyat Atatürk Köşesi


Radyo Yayını ( Playlist Yayını )
Siteden Dinleyin
Winamp Dosyası Media P. Dosyası



ADnet Reklamları

Köşe Yazıları
Ertuğrul Erdoğan
Minik Kuş

Erol Sunat
Bizi De Bu Hikayeler Hikaye Etti!

Sezer Nişancı
Kızıyorum Ama Bak

Sponsor Reklamlar
ödev sitesi rottweiler

Diecast Türk

siz de?


Hikayeler    Copyrights © 2000 - 2008 Hikayeler.net | Tüm Hakları Saklıdır          xhtml validcss valid Rss | İletişim
Text Reklamlar : Credit Counseling | Credit Card | Loans | Xecuter 3 Mod Chip | Share Prices | Gazlıgöl | Saat | Videolar Arkadaş Bul