Anadolumdan Bir Ses
Bizim buralarda koyun,keçi otlatması hiç de zor değil.Hele sabah dağın arkalarından bana doğru gülümseyen güneşin ışıltısı oldum mu benim ve hayvanlarımın keyfine diyecek yok.
Hanımım erkenden hazırlar azığımı oğlanda benimle birlikte uyanır yolcu eder beni.Zaten sabah ezanı okundum mu yatakta kalmaz kimse.Kimi zaman bizimkilerle çoğu zaman da dağın eteklerinin birinde ederim kahvaltımı.Hanımla ettiğim kahvaltımda sevgi,dağın eteklerinde ettiğim kahvaltımda da yüceliğin kokusuna,tadına varırım hep.
Sabahın en erken saatlerinde yoldaşlarımı dizerim önüme ve yaylalara doğru yol alırız beraber.Yoldaşlarımın kimi kara kimi ak,kimi de daha ana kuzusudur.Yoldaşlarım çoktur ama hepsinin de türlü türlü adı vardır.Tek benzer yanları saflıkları,yalandan dolandan uzak olmaları ve zerre kadar kibrin olmamasıdır.Evet ya kibir onlar ne bulursa yerler.Şu otu beğenmedim,bu yeri beğenmedim,sahibim seni beğenmedim demezler hiç."Civciv yumurtadan çıkmış kabuğunu beğenmemiş" denir ya hani ama benim bu yoldaşlarım civciv gibi değiller.Ne bana ne otlattığım yerlere ne de bazen fakirin bazen de zenginin sofralarında menü olmaya hiç karşı gelmezler,ben buraya layık değilim demezler hiç.Onları sattığımda ya bir fakir iki yıl sonra yeniden tadına varmak için satın alır yada gelir bir zengin bir öğünlük yemek için.Dedim ya yoldaşlarımdan biri de bana demez ki benim layıkım zengin sofrasıdır...
Bu dağların,bu yaylaların bir kekik,bir çiğdem kokusu vardır ki yılda bir yıl uğradığım o şehrin kokusuna hiç benzemez.O şehirde çürümüş,insanları hor gören beyin kokuları,nankörlük ve kibir kokuları duyarım her gittiğimde.Hele geceleri ise yalancı ışıklar aydınlatır sokaklarını bizim buralar gibi sahisini bulamazsın hiç.Her birine birer taş attım mı veyahut şartelleri indirdim mi karıverir ortalık ışık ararsın,karanlığı bile göremez hale gelirsin.Benim yaylarımın,köyümün ışığına benzemez hiç.Bizim buraların ışığına taş atsan yetişmez.Öylece gökte asılı durur binlercesi.Onlar aydınlatır o görünmeyen bu çobanın çehresini.
...