Anamın HatırasıAnamın HatırasıSeydiler’de çok güzel torbalar, heybeler dokunur. Yüzlerce yıllık Yörük geleneğinin ürünleri olan çoban torbaları, rengârenk motiflerle süslüdür. Çoğunun kapağında ve alt kısmında boncuklar, püsküller bulunur. Özellikle küçük sınıflardan bazı çocuklar, okula torba ile geliyordu. Benim sınıfta da beş öğrencinin torbası vardı. Musa, Kadir ve Hasan’ın torbaları düz görünümlüydü. Üzerleri fazla nakışlı değildi. Musa’nınkinin arkasına siyah iple APIK harfleri işlenmişti. — Bu ne demek? Diye sordum. Babasının adı Abdullah’tı. APIK bunun kısaltılmış şekliydi. Arafat ve Erkan’ın torbaları çok güzel işlenmişti. Püskül, boncuk ne varsa kullanılmıştı. Erkan’ın torbasının üzeri, deve boncuğu adını verdikleri deniz kabuklarıyla da süslüydü. O sıralar şark odası merakım vardı. Memleketten kilim, seccade, su fıçısı gibi aksesuarlar getirmiştim. Bu Yörük torbaları aklımdan çıkmıyordu. Seydiler’den bir tane bulmaya karar verdim. Olacaksa en güzeli olmalıydı. Bu elbette Erkan’ın torbasıydı. Artık hedefe kilitlenmiştim. Birkaç günlük kararsızlıktan sonra, konuyu Erkan’a açtım. — Erkan, ben bu senin torbayı çok beğendim. Afyon’dan sana yeni bir çanta getirsem, bunu bana verir misin? Dedim. — Tamam öğretmenim. Dedi. — Ama annengile bir sor. Bakalım ne diyecekler? — Öğretmenim annem karışmaz, ben sana veririm. — Olmaz öyle şey. Bana mutlaka haber getir. Dedim. Ertesi sabah, heyecanla Erkan’a: — Torba işini konuştun mu? Diye sordum. — Öğretmenim ver dediler. Cevabını aldım. Dünyalar benim olmuştu. O gün ders çıkışı, Erkan’ın kitaplarını çanta şeklinde bir poşete koyduk. Artık torba bendeydi. Afyon’a dönerken, belediye otobüsünde öğretmen arkadaşlara gösterdim. Eve varıncaya kadar birkaç tanıdık gördü. Kime gösterdiysem beğendi. Akşam, şark odamın duvarına “torbam” için bir çivi çaktım. İlk provada bile duvarda gayet şık durdu. İçine de Orhan Şaik Gökyay’ın eseri, Dedem Korkud’un Kitabı’nı koydum. İçinde, Deli Dumrul’un, Bamsı Beyrek’in, Kazılık Koca oğlu Yegenek’in kahramanlıkları olan bu kalın kitap, torbayı iyice doldurmuştu. Böylece torbaya, ruhuna uygun olarak tarihi bir misyon da yüklemiştim: Biri Oğuzların kitabı, diğeri de Oğuzların torbasıydı. Ertesi sabah okula geldiğimde, beni bir sürpriz bekliyordu. Erkan’ın annesi kapıdaydı. Gözleri hışımla doluydu. — Hoca sen Erkan’ın torbasını niye aldın? Diye çıkıştı. — O bana anamın hatırası. Bir daha ben bunu nerden bulacağım. Biz torbamızı satmayacağız. Dedi. — Erkan, annemgilin haberi var demişti. Diyebildim. — Bize bir şey söylemedi. Yarın torbayı getir. Dedi. Şok olmuştum. Belli ki Erkan arada kalmış, ailesine söylememişti. Çaresiz, bir gün sonra, Oğuzların torbasını tekrar geri getirip gerçek sahiplerine verdim.
Bu yazıya sadece sitemizin üyeleri yorum yapabilir
Tavsiye Et :
Kasım
29
Kasım
28
Kasım
27
Kasım
25
Kasım
25
Ağustos
17
Ağustos
16
Ağustos
15
Ağustos
14
Ağustos
10
Ağustos
16
Ağustos
15
Ağustos
17
Ağustos
10
Ağustos
9 |
![]() |
Site Menüsü
Köşe Yazıları
|
||||||||||||||||||||||||||||